ORTOGNATİK CERRAHİ NEDİR?
ORTOGNATİK CERRAHİ NEDİR?
Ortognatik cerrahi, çene iskelet yapısındaki bozuklukların ve deformitelerin düzeltilmesi amacıyla gerçekleştirilen cerrahi bir müdahaledir. Bu cerrahi yöntem, çenelerin, dişlerin ve yüzün ilişkisini etkileyecek şekilde şekil bozukluklarını düzeltmek için uygulanan bir dizi işlemi içermektedir. Ortognatik cerrahinin temel amacı, alt ve üst çene arasındaki ilişkileri düzeltmek, çene yapılarını doğru konumlarına getirmek ve genel yüz estetiğini iyileştirmektir.
Bu cerrahi işlemler genellikle bireylerin büyüme ve gelişim döneminin sona erdiği, yani 17-18 yaşlarından itibaren yapılmaktadır. Çene yapısındaki deformiteler, genetik nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, travmalar, diş kaybı veya diğer sağlık sorunları gibi edinsel nedenlerle de oluşabilir. Ortognatik cerrahi, yalnızca ortodontik tedavi yöntemleriyle düzeltilmesi mümkün olmayan ileri düzeyde diş ve çene düzensizliklerinin tedavisinde tercih edilmektedir.
Ortognatik cerrahinin uygulanma süreci, kapsamlı bir değerlendirme ile başlar. Bu değerlendirme sırasında, hastanın diş yapısı, çene ilişkileri ve yüz simetrisi incelenir. Gerekli görüntüleme yöntemleri (röntgen, 3D görüntüleme vb.) kullanılarak bireyin çene yapısının detayları ortaya konur. Ardından, cerrah tarafından hastaya özel bir tedavi planı oluşturulur. İşlem sırasında, alt ve üst çene, yüzle uyumlu bir konuma getirilir. Bu süreç, çene kemiği kesileri, vida ve plaklar kullanılarak gerçekleştirilebilir.
Cerrahiden sonra, hastanın iyileşme süreci önemli bir aşamadır. Bu dönemde, çiğneme fonksiyonunun geri kazanılması için ortodontik tedavi gerekebilir. Hastalar genellikle birkaç hafta süren bir iyileşme sürecinden geçerler ve bu süreçte beslenme, ağız hijyeni gibi konularda dikkatli olmaları önerilir.
Ortognatik cerrahinin sağladığı faydalar arasında yüz estetiğinin düzeltilmesi, çiğneme işlevinin iyileştirilmesi, dişlerin daha iyi hizalanması ve genel ağız sağlığının artırılması yer almaktadır. Bununla birlikte, bu cerrahi işlemin riskleri ve komplikasyonları da vardır. Bu nedenle, karar verme sürecinde hasta ve cerrah arasında detaylı bir iletişim kurulması ve tüm olasılıkların değerlendirilmesi önemlidir.
Sonuç olarak, ortognatik cerrahi, çene yapısındaki bozuklukları düzeltmek ve bireylerin yaşam kalitesini artırmak için hayati bir rol oynamaktadır. Bu cerrahi yöntem, estetik ve fonksiyonel açıdan önemli kazançlar sağlarken, bireylerin genel sağlık durumunu da olumlu yönde etkileyebilir.
ORTOGNATİK CERRAHİ KİMLERE UYGULANABİLİR?
Ortognatik cerrahi, alt ve üst çenede bulunan iskeletsel bozuklukların düzeltilmesi amacıyla yapılan cerrahi işlemlerdir. Bu operasyon, dişlerin kapanışında uyumsuzluk, çene kemiklerinin aşırı büyümesi veya az gelişmesi gibi sorunları tedavi etmek için uygulanır. Ortognatik cerrahi, estetik ve fonksiyonel problemleri gidermek amacıyla çene ve yüz yapısında düzenlemeler yapan bir tedavi yöntemidir.
Ortognatik cerrahi, genellikle gelişimin tamamlandığı 17-18 yaşlarından itibaren uygulanabilir. Bu yaş aralığı, çene kemiklerinin ve yüz yapısının tam olarak gelişimini tamamladığı dönemdir. Bununla birlikte bazı durumlarda, kemik yapısı uygun olan ileri yaştaki bireylerde de bu cerrahi işlem gerçekleştirilebilir. Örneğin, uyku apnesi gibi ciddi sorunları olan hastalar, daha ileri yaşlarda bile ortognatik cerrahiden fayda görebilirler .
Aşağıda, ortognatik cerrahinin hangi durumlarda uygulanabileceğine dair detaylı bilgiler yer almaktadır:
Alt ve Üst Çene Problemleri
- Alt Çene Problemleri: Alt çenenin önde, geride, sağ veya sol yanda olduğu durumlarda ortognatik cerrahi uygulanabilir. Alt çenenin bir tarafının veya tümünün az gelişmiş olması da bu cerrahinin uygulanma nedenlerinden biridir .
- Üst Çene Problemleri: Üst çenenin önde, geride, sağ veya sol yanda olduğu durumlarda, üst çenenin gelişim azlığı gibi durumlarda ortognatik cerrahi gerekli olabilir .
Çene ve Diş Kapanış Bozuklukları
Ortognatik cerrahi, alt ve üst çenenin birbirine uyumsuz olması sonucu gelişen kapanış bozukluklarının tedavisinde de uygulanır. Bu bozukluklar, dişlerin birbirleriyle doğru şekilde temas etmemesi sonucu ortaya çıkan ısırma ve çiğneme problemleridir. Bu tür sorunlar, genellikle ortodontik tedavi ile birlikte ortognatik cerrahi gerektirir .
Yüz Asimetrisi
Yüzde asimetrik gelişim sorunları, alt ve üst çenenin uyumsuz konumlarından kaynaklanabilir. Ortognatik cerrahi, bu tür asimetrik gelişim sorunlarının tedavisinde etkili bir yöntemdir .
Fonksiyonel ve Estetik Problemler
Çene yapısındaki bozukluklar, konuşma, yutma, nefes alma ve uyku gibi fonksiyonel problemlere yol açabilir. Ayrıca, çene ve yüz yapısındaki orantısızlıklar estetik kaygılara neden olabilir. Ortognatik cerrahi, hem fonksiyonel hem de estetik sorunların giderilmesine yönelik olarak uygulanır .
Ortodontik Tedaviye Destek
Ortognatik cerrahi, genellikle ortodontik tedavi ile birlikte uygulanır. Ortodontik tedavi, dişlerin doğru konumlarına getirilmesini sağlarken, ortognatik cerrahi çene kemiklerindeki iskeletsel bozuklukları düzeltir. Bu iki tedavi yöntemi birlikte kullanılarak, hastaların hem estetik hem de fonksiyonel anlamda daha iyi sonuçlar elde etmeleri sağlanır .
Sonuç olarak, ortognatik cerrahi, alt ve üst çenede iskeletsel bozuklukları olan, çene kemiklerinin gelişimsel veya edinsel nedenlerle uyumsuz olduğu ve bu nedenle estetik ve fonksiyonel problemler yaşayan bireylere uygulanabilir. Gerek genç yaşlarda gerekse ileri yaşlarda, çene ve yüz yapısındaki bozuklukların tedavisinde ortognatik cerrahi etkili bir çözüm sunmaktadır.
ORTOGNATİK CERRAHİDE ORTODONTİK TEDAVİ (TEL TEDAVİSİ) ŞARTMIDIR?
Ortognatik cerrahi, çene ve yüz kemiklerinin bozukluklarını düzeltmek için uygulanan bir cerrahi işlemdir. Ortodontik tedavi ise dişlerin ve çene yapısının iyileştirilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Ortognatik cerrahide, ortodontik tedavi genellikle ameliyattan önce ve sonra uygulanır.
Ortodontik tedavinin ortognatik cerrahide şart olup olmadığı sorusuna ayrıntılı olarak bakacak olursak:
Ortodontik Tedavi Süreci
Ortodontik tedavi genellikle üç aşamadan oluşur:
- Hazırlık Aşaması: Bu aşamada dişlerin ve çene yapısının ayrıntılı analizi yapılır, tedavi planı oluşturulur.
- Aktif Tedavi: Bu aşamada diş tellerinin takılması, dişlerin ve çene yapısının düzeltilmesi için çalışılır. Tedavi süresi ortalama 1-3 yıl arasında değişir.
- Pekiştirme (Pasif) Tedavisi: Aktif tedavinin ardından dişlerin yerinde kalması için uygulanan, genellikle 6-12 ay süren bir aşamadır.
Ortognatik Cerrahi ve Ortodontik Tedavi İlişkisi
Ortognatik cerrahi tek seferlik bir işlem değildir, ameliyattan önce ve sonra ortodontik tedavinin uygulanmasını gerektirir. Bu süreç aşağıdaki şekilde işler:
- Ameliyat Öncesi Ortodontik Tedavi: Cerrahi öncesi dişlerin ve çenenin uygun konuma getirilmesi için ortodontik tedavi uygulanır. Bu sayede ameliyat sonrası sonuçların daha başarılı olması sağlanır.
- Ortognatik Cerrahi: Çene ve yüz kemiklerinin bozukluklarının düzeltilmesi için gerçekleştirilen cerrahi işlem.
- Ameliyat Sonrası Ortodontik Tedavi: Cerrahi sonrası dişlerin ve çenenin yeni konumuna adapte olması için uygulanan ortodontik tedavi. Bu aşama genellikle 6-12 ay sürer.
Özetle, ortognatik cerrahide ortodontik tedavi (tel tedavisi) şarttır. Hem cerrahi öncesinde hem de sonrasında ortodontik tedavi uygulanması, tedavi sürecinin başarılı olması için gereklidir. Ortodontik tedavi olmadan çene ve yüz kemiklerindeki bozukluklar düzeltilemez ve cerrahi sonuçları istenilen düzeyde olmaz.
ORTOGNATİK CERRAHİDE ORTODONTİK TEDAVİ NE KADAR SÜRER?
Ortognatik Cerrahi işlemi için gerekli ortodontik tedavi süresi genellikle 12 ila 24 ay arasında değişmektedir.
Ortognatik cerrahi, diş, çene ve yüzü etkileyen ileri seviyedeki düzensizliklerin ve uyumsuzlukların düzeltilmesi için yapılan genel anestezi altındaki çene yeniden konumlandırma ameliyatıdır. Bu işlem, ortodonti uzmanı ve plastik cerrah işbirliği ile planlanarak gerçekleştirilir.
Tedavi süreci şu şekilde işlemektedir: İlk olarak hastanın kapsamlı bir ortodontik değerlendirmesi yapılır ve gerekli analizler gerçekleştirilir. Daha sonra ameliyat öncesi planlama yapılır. Gömülü dişler varsa çekilir ve hastanın ağız hijyeni düzeltilir.
Ardından yaklaşık 12-24 ay süren ortodontik ön tedavi uygulanır. Bu süreçte dişlerdeki çapraşıklıklar giderilir, üst çene genişletilir, üst çenenin öne doğru konumu düzeltilir ve diğer ihtiyaç duyulan düzenlemeler yapılır. Hasta bu hazırlık sürecinden sonra ameliyata hazır hale gelir.
Ameliyat gerçekleştirildikten sonra ise yaklaşık 6 ay daha süren tamamlayıcı bir ortodontik tedavi uygulanır. Bu süreçte minimal düzeltmeler yapılır ve tedavi sonlandırılır.
Ortognatik cerrahi için gereken toplam ortodontik tedavi süresi ortalama 18-30 ay arasında değişmektedir. Bu süre, hastanın durumu, ihtiyaçları ve tedavi planına göre farklılık gösterebilir.
ORTODONTİK TEDAVİ ORTOGNATİK CERRAHİ SONRASINDA DEVAM EDER Mİ?
Evet, ortodontik tedavi ortognatik cerrahi sonrasında da devam eder.
Ortognatik cerrahi, çene iskelet yapısındaki bozuklukların ve deformitelerin düzeltilmesi için yapılan bir cerrahi işlemdir. Genellikle alt veya üst çenenin aşırı büyümesi ya da az gelişmesi gibi çene deformitelerinin tedavisi için uygulanır. Ameliyatın amacı, çenelerin doğru konumda olmasını sağlayarak çiğneme, yutma, konuşma gibi işlevleri iyileştirmektir.
Ortognatik cerrahi öncesinde, dişlerin ideal pozisyona gelmesi için ortodontik tedavi gerekir. Ortodontik tedavi, çürük dişlerin ve diş etinin tedavisi ile başlar, sonrasında diş telleri takılır.
Ortodontik tedavi, ameliyat öncesinde dişlerin iyi bir şekilde dizilimini sağlamak ve dişleri olması gereken açılara getirmek için yapılır. Ortodontik hazırlık tamamlandıktan sonra ortognatik cerrahi gerçekleştirilir.
Cerrahi işlemin ardından, kemiklerin kaynaşması ve çenenin yeni konumuna alışması için ortodontik tedavi yaklaşık 4 ay daha devam eder. Bu süreçte lastikler kullanılarak çeneler bağlanır, ağız açma-kapama egzersizleri öğretilir.
Ortognatik cerrahi sadece çene kemiklerinin yeniden konumlandırılması işlemini içermez. Ameliyat öncesinde ve sonrasında ortodontik tedavi de gereklidir. Kemik ve diş tedavilerinin bir bütün olarak ele alınması, en iyi sonuçların alınmasını sağlar.
ORTOGNATİK CERRAHİDE ÇENE AMELİYATININ PLANLANMASI NASIL YAPILIR?
Ortognatik cerrahi, çene iskelet yapısındaki bozuklukların ve deformitelerin düzeltilmesi için yapılan bir cerrahi işlemdir. Ortognatik cerrahi öncesinde, hastanın üst ve alt çenesinin ölçüleri üç boyutlu olarak alınır. Bu ölçülere göre çene, alçı ile modellendirilerek tüm boyutlar ve ilişkiler değerlendirilir. Özel yazılımlar kullanılarak elde edilen dijital görüntüler 3D modellemeye dönüştürülür.
Ortodontik tedavi ise ortognatik cerrahiye hazırlık aşamasında son derece önemli bir rol oynamaktadır. Öncelikle dişlerin iyi bir şekilde dizilimini sağlamak ve dişleri olması gereken açılara getirmek için ortodontik hazırlık yapılması gerekir. Ortodontik tedavi çürük dişlerin ve dişetinin tedavisi ile başlar, sonrasında dişlere teller takılır. Ortodontik tedavi planlaması çok özellikli olduğu için, planlamanın; ameliyata hazırlığı bilen, deneyimli ortodontistler tarafından yapılması ve tedavinin aralıklarla takip edilmesi çok önemlidir.
Bazen hastaların yeterince bilgilendirilmemesi veya cerrahiye hazırlık deneyimi yeterli olmayan ortodontistler nedeniyle, iskelet yani kemik düzeyinde ısırım bozukluğu olan hastaların dişleri sadece ortodontik tedavi ile düzeltilmeye çalışılmakta, bu da yetersiz ve kötü sonuçlar doğurmaktadır. Dişler eski pozisyonlarına dönebilmekte, diş kökleri aşırı zorlandığı için dişler sallanabilmekte, diş etleri çekilebilmekte ve estetik olarak yetersiz sonuç alınabilmektedir. Bu sorunları yaşamamak için deneyimli bir ortodontistle tedaviyi planlamak ve deneyimli bir plastik cerrahtan görüş almak gerekir.
Ortognatik cerrahi planlaması, hastanın üst ve alt çenesinin ayrıntılı ölçümleri ve 3D modelleme ile başlar. Daha sonra ortodontik tedaviye geçilir ve bu tedavi 6 ay ile 2 yıl arasında sürebilir. Ortodontik tedavi tamamlandıktan sonra, hastanın kemik yapısına göre belirlenen planlamaya uygun olarak, genel anestezi altında çeneler serbestleştirilir ve yeni konumlarına getirilip sabitlenir. Bu aşamada cerrahi işlem gerçekleştirilir. Ameliyat sonrası yaklaşık 6 ay kadar süren tamamlayıcı bir ortodontik tedavi ile tedavi süreci tamamlanmış olur.
Ortognatik cerrahi planlaması, kapsamlı bir ortodontik değerlendirme ve analiz ile başlar, sonrasında 3D modelleme ile detaylı planlama yapılır. Ardından ortodontik hazırlık tedavisi uygulanır ve en son olarak da genel anestezi altında çenelerin yeniden konumlandırılması işlemi gerçekleştirilir. Tedavi süreci, ortognatik cerrahi ve tamamlayıcı ortodontik tedavinin koordineli bir şekilde planlanması ve uygulanması ile tamamlanır.
ORTOGNATİK CERRAHİDE YÜZÜN YAPISAL ÖZELLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ NASIL OLUR?
Ortognatik cerrahi işlemleri için, hasta yüzünün detaylı şekilde değerlendirilmesi son derece önemlidir. Uzmanlar, ortognatik cerrahi öncesi yüzün yapısal özelliklerini sistemli bir şekilde inceleyerek hastanın tedavi ihtiyacını belirler.
Yüz değerlendirmesi, yüzün üç ana bölümü göz önünde bulundurularak gerçekleştirilir . Bu bölümler; üst yüz (alnı, kaşları ve gözleri içeren), orta yüz (burun ve yanakları içeren) ve alt yüz (ağız, çene ve çene çıkıntısını içeren) olarak sınıflandırılır. Her bir bölüm eşit uzunlukta olmalıdır.
Üst yüz değerlendirmesinde; alın yapısı, kaş konumu ve göz yuvaları incelenir. Orta yüz değerlendirmesinde; burun ucu, burun kökü ve yanakların konumu ve yapısı gözden geçirilir. Alt yüz değerlendirmesinde ise; ağız yapısı, dudak pozisyonu, çene konumu ve çene çıkıntısının şekli ve yapısı detaylı olarak incelenir .
Yüzün üç boyutlu yapısı, hem frontal hem de yan profilden değerlendirilir . Bu sayede, yüzdeki üç boyutlu asimetri ve dengesizlikler tespit edilebilir. Ayrıca, baş grafisi ve radyolojik görüntüler de yüzün yapısal özelliklerinin analizinde kullanılır.
Değerlendirme sonucunda, hastanın üst, orta ve alt yüz bölgelerindeki sorunlar belirlenir. Örneğin, alt çenenin üst çeneye göre ileri veya geri konumu, çene kapanışındaki bozukluklar, yüz asimetrisi ya da çene çıkıntısındaki anormallikler gibi sorunlar tespit edilir .
Bu değerlendirme süreci, hastanın mevcut durumunun detaylı analizi için kritik önem taşır. Böylece, hastanın ihtiyaçlarına uygun bir cerrahi plan oluşturulabilir ve tedavinin hedefleri belirlenebilir. Kapsamlı ve sistematik bir yüz değerlendirmesi, ortognatik cerrahinin başarılı sonuçlanmasında önemli bir rol oynar.
ISIRIM (OKLÜZYON) BOZUKLUĞU NEDİR?
Isırım (Oklüzyon) Bozukluğu, dişlerin alt ve üst çenede doğru bir şekilde temas etmemesi durumudur. Diğer bir deyişle, maloklüzyon olarak da adlandırılan bu durum, dişlerin ya da çenelerin yanlış hizalanması ya da “yanlış bir ısırma” olarak tanımlanır.
Oklüzyon bozukluğu, dişlerin, dolgularının, kuronlarının yıpranması, kırılması, kaybolması ve diş hassasiyeti ile ağrısına sebep olabilir. Ayrıca, yanlış oklüzyon çene kaslarının daha fazla çalışmasına yol açarak yorgunluğa ve kas spazmlarına neden olabilir. Bu da baş ağrıları, migren, göz veya sinüs ağrıları, boyun, omuz ve sırt ağrıları gibi sorunlara yol açabilir. Tedavi edilmeyen zararlı maloklüzyon, temporomandibular eklem bozukluklarına (TME) da yol açabilir.
Oklüzyon bozukluğunun birçok nedeni olabilir. Çapraşık dişler, diş eti sorunları, çene kemiklerinin gelişimsel bozuklukları, üst ve alt çenenin uyumsuzluğu gibi faktörler maloklüzyona yol açabilir. Ayrıca, uyku apnesi gibi solunum problemleri de oklüzyon bozukluğu ile ilişkilendirilmektedir.
Oklüzyon bozukluğunun tedavisi için çeşitli yöntemler uygulanabilir. Diş splintleri ile dişlerin korunması, diş ayarlamaları, dişlerin yer değiştirilmesi, ilaç tedavisi, yumuşak besin diyetleri, kasları rahatlatmak için TENS cihazları (Deri-yoluyla Elektriksel Sinir Uyarımı) ve stresle bağlantılı kenetlenmelere yönelik rahatlatma terapileri gibi yöntemler kullanılabilir. Ayrıca, çıkarılabilir diş araçları çenenin gelişimini değiştirmek ve sabit araçlar (braketler) dişleri hareket ettirmek için kullanılabilir. Ciddi olgularda ise çene ameliyatı (ortognatik cerrahi) de göz önünde bulundurulabilir.
Oklüzyon bozukluğu, dişlerin ve çenelerin uyumsuz ilişkisinden kaynaklanan bir sorundur. Bu durum birçok sağlık ve işlevsel probleme yol açabilir. Tedavisi ise kişiye özel olarak planlanmalı ve uzman bir ekip tarafından yürütülmelidir.
ISIRIM BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA ORTOGNATİK CERRAHİ YAPILMAZSA NE OLUR?
Ortognatik cerrahi ihtiyacı olan hastalarda, eğer ısırım bozukluğu düzeltilmezse ciddi fonksiyonel ve estetik sorunlar ortaya çıkabilir.
Öncelikle, alt ve üst çenenin birbirine göre doğru konumda olmaması durumunda, dişlerin tam anlamıyla kapanmaması söz konusu olur. Bu, yutma, çiğneme ve konuşma gibi temel yaşamsal fonksiyonlarda zorluklar yaratır. Çiğneme işlevi ciddi derecede bozulur, besin alımı zorlaşır ve sindirim sistemi olumsuz etkilenir. Konuşma ve yutkunma gibi fonksiyonlarda da sorunlar ortaya çıkar.
Ayrıca, çenelerin uygunsuz konumlanması, yüzün asimetrik görünümüne de yol açar. Bu durum, kişinin kendini psikolojik olarak olumsuz etkileyebilir ve özgüven problemleri yaşamasına neden olabilir. Yüz estetiği de görünüş olarak bozulur.
Tedavi edilmediği takdirde, çenelerdeki uyumsuzluk zamanla daha da kötüleşebilir. Dişler aşırı zorlanarak hareket etmeye çalıştıklarından, diş etlerinde çekilme, dişlerde sallanma ve dişköküne kadar uzanan problemler ortaya çıkabilir. Ortodontik tedavi ile dişlerin düzeltilmesi de mümkün olmayabilir.
Ortognatik cerrahi yapılmadığı takdirde, yukarıda bahsedilen fonksiyonel, estetik ve psikolojik sorunlar kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyecektir. Çene bölgesindeki iskeletsel uyumsuzluklar kamuflaj ortodontik tedaviler ile gizlenemez ve ancak cerrahi müdahale ile çözülebilir. Bu nedenle, ısırım bozukluğu olan hastalarda ortognatik cerrahinin uygulanması büyük önem taşır.
Özetle, ortognatik cerrahi ihtiyacı olan hastalarda, cerrahi tedavi yapılmadığı takdirde yeme, içme, konuşma, yutkunma ve solunum gibi temel fonksiyonlarda zorluklar yaşanır, yüz estetiği bozulur ve psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, cerrahi müdahale şart olmaktadır.
ISIRIM BOZUKLUĞU OLAN KİŞİLERİN MUAYENESİNDE NELER ARAŞTIRILIR?
Isırım bozukluğu olan kişilerin muayenesinde, diş hekimi tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılır. Bu değerlendirme, hastanın ısırma davranışlarını, ısırmanın nedenleri ve sonuçlarını, ağız ve diş sağlığının durumunu ve genel sağlık durumunu içerir.
İlk olarak, diş hekimi hastanın ısırma öyküsünü ayrıntılı olarak alır. Hastanın ne zaman, nerede ve kimleri ısırdığı, ısırmanın nedenleri (stres, sinirlilik, alışkanlık vb.), ısırma şiddeti ve sıklığı, ısırdığı bölgelerdeki lezyonlar gibi bilgiler kaydedilir. Ayrıca hastanın ısırma davranışları ile ilişkili olabilecek tıbbi ve psikolojik sorunlar da sorgulanır.
Daha sonra, ağız ve diş muayenesi yapılır. Diş hekimi, hastanın ağız içi ve dış görünümünü, dişlerin ve yumuşak dokuların durumunu, ısırılan bölgelerdeki lezyonların özelliklerini, çiğneme kaslarının fonksiyonlarını ve ısırma kuvvetini değerlendirir. Gerekli durumlarda ek incelemeler (radyolojik görüntüler, laboratuvar testleri vb.) de yapılabilir.
Muayene sırasında, diş hekimi hastanın genel sağlık durumunu da göz önünde bulundurur. Isırma davranışlarının altında yatan fiziksel veya psikolojik nedenler araştırılır. Örneğin, nörolojik bozukluklar, gelişimsel problemler, ruhsal sorunlar veya ilaç kullanımı gibi faktörler ısırma davranışına yol açabilir.
Tüm bu değerlendirmelerin ardından, diş hekimi hastaya uygun bir tedavi planı sunar. Tedavi, ısırma davranışının kontrol altına alınması, ağız ve diş sağlığının korunması, ilişkili diğer sağlık sorunlarının yönetimi gibi unsurları içerebilir. Bu kapsamda, bilişsel davranışçı terapi, ilaç tedavisi, ağız içi apareyler, dişlerin restore edilmesi veya cerrahi işlemler gibi farklı yaklaşımlar uygulanabilir.
Isırım bozukluğu olan hastaların muayenesinde diş hekimleri, hastanın ısırma davranışlarını, ağız ve diş sağlığını, genel sağlık durumunu kapsamlı bir şekilde değerlendirerek, kişiye özel bir tedavi planı oluşturur. Bu süreçte, hastanın fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da göz önünde bulundurulur.
ÇENE BOZUKLUKLARINDA GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ NELERDİR?
Çene bozukluklarının doğru teşhisi ve tedavisi için çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır. Başlıca görüntüleme yöntemleri şunlardır:
Radyografi (Röntgen)
Radyografiler, çene ve diş yapılarının iki boyutlu görüntülenmesi için sıklıkla kullanılır. Panoramik radyografi, dişlerin ve çene kemiklerinin tamamını tek bir filmde gösterir . Oklüzal radyografiler ise dişlerin yatay konumlarını, çene kemiği sütürlarını ve tükürük bezlerini incelemek için kullanılır (5). Radyografiler, düşük maliyetli ve erişilebilir olmalarına rağmen, iyonize radyasyon maruziyeti nedeniyle sınırlı kullanıma sahiptir .
Bilgisayarlı Tomografi (BT)
BT, çene ve çene eklemi yapılarının üç boyutlu görüntülenmesine imkan tanır. BT, kemik yapıların detaylı incelenmesine olanak sağlar ve tedavi planlaması için önemli bilgiler sunar .Ancak BT, radyasyon maruziyeti nedeniyle sınırlı kullanılır ve yüksek maliyet gerektirir.
Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT)
KIBT, BT’ye göre daha düşük radyasyon dozuna sahiptir ve daha ekonomiktir. KIBT, özellikle çene eklemi ve dental yapıların görüntülenmesinde kullanılır . KIBT, üç boyutlu detaylı görüntüler sağlayarak tanı ve tedavi planlamasına önemli katkılar sunar.
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)
MRG, yumuşak dokuların detaylı görüntülenmesine olanak tanır ve iyonize radyasyon içermez . Çene eklemi bozukluklarının değerlendirilmesinde, özellikle eklem diskinin ve çevre yumuşak dokuların incelenmesinde MRG önemli rol oynar . Ancak MRG yüksek maliyet gerektirmektedir.
Ultrason
Ultrason, eklem hareketlerinin ve yumuşak doku yapılarının gerçek zamanlı değerlendirilmesine imkan tanır. Özellikle eklem disk pozisyonunun ve eklem sıvısının incelenmesinde yararlıdır. Ultrason, radyasyon içermemesi ve düşük maliyet avantajlarına sahiptir.
Çene bozukluklarının doğru teşhisi ve tedavisi için hasta öyküsü, fiziksel muayene ve görüntüleme yöntemlerinin bir arada kullanılması önemlidir . Radyografiler, BT, KIBT, MRG ve ultrason gibi çeşitli görüntüleme yöntemleri, çene ve çene eklemi yapılarının farklı açılardan değerlendirilmesine olanak sağlar .
ORTOGNATİK CERRAHİ TEKNİKLERİ NELERDİR?
Ortognatik cerrahi, çene iskelet yapısındaki bozuklukların ve deformitelerin düzeltilmesi için yapılan cerrahi işlemlerdir. Ortognatik cerrahi teknikleri, alt veya üst çenenin yeniden konumlandırılması, çene kemiğinin küçültülmesi veya genişletilmesi gibi farklı amaçlarla uygulanmaktadır.
Genel olarak, ortognatik cerrahide aşağıdaki teknikler kullanılmaktadır:
Alt Çene Cerrahisi Teknikleri
– Mandibula Prognatizm (İleri Alt Çene): Alt çenenin üst çeneye göre ileri konumda olduğu durumlarda uygulanan teknik. Alt çenenin geri alınması için gerçekleştirilir.
– Mandibula Retrognatizm (Geride Alt Çene): Alt çenenin üst çeneye göre geri konumda olduğu durumlarda uygulanan teknik. Alt çenenin öne alınması için gerçekleştirilir.
– Asimetrik Mandibula Deformiteleri: Yüz asimetrisine neden olan alt çene deformitelerinin düzeltilmesi için kullanılan teknik. Alt çene kemiğinin şekillendirilerek yüz dengesi sağlanır.
Üst Çene Cerrahisi Teknikleri
– Maksilla Prognatizmi (İleri Üst Çene): Üst çenenin aşırı ileri konumda olduğu durumlarda uygulanan teknik. Üst çenenin geri çekilmesi için gerçekleştirilir.
– Maksilla Retrognatizmi (Geri Üst Çene): Üst çenenin geri konumda olduğu durumlarda uygulanan teknik. Üst çenenin öne alınması için gerçekleştirilir.
– Asimetrik Maksilla Deformiteleri: Yüz asimetrisine neden olan üst çene deformitelerinin düzeltilmesi için kullanılan teknik. Üst çene kemiğinin şekillendirilerek yüz dengesi sağlanır.
Kombine Çene Cerrahisi Teknikleri
– Bimaksiller Ortognatik Cerrahi: Alt ve üst çenenin birlikte yeniden konumlandırıldığı tekniktir. Hem alt hem de üst çenedeki deformitelerin düzeltilmesi için uygulanır.
Ortognatik cerrahide kullanılan tüm bu teknikler, hastanın mevcut çene yapısına ve ihtiyaçlarına göre özel olarak planlanır ve uygulanır. Cerrahi öncesinde kapsamlı bir ortodontik tedavi de gereklidir. Deneyimli bir ortodontist ve plastik cerrah tarafından birlikte planlanan tedavi süreci, hastanın en iyi sonucu almasını sağlar.
ORTOGNATİK CERRAHİDE ÜST ÇENE AMELİYATI NASIL YAPILIR?
Ortognatik cerrahi, alt ve üst çenedeki iskeletsel bozuklukların düzeltilmesi için yapılan bir dizi cerrahi işlemdir. Üst çene ameliyatı, bu cerrahi işlemlerden biridir ve genellikle alt çene ameliyatı ile birlikte gerçekleştirilir.
Üst çene ameliyatı, 18 yaşını geçmiş ve çene gelişimini tamamlamış yetişkinlere uygulanabilir. Öncelikle, hastanın ortodontik tedavisinin bir kısmı tamamlanmış olmalıdır. Ameliyat, hasta hala diş telleri takılıyken gerçekleştirilebilir. Her hastanın ihtiyacına göre, alt ve üst çene ameliyatları birlikte veya tek başına alt ya da sadece üst çene ameliyatı şeklinde uygulanabilir.
Üst çene ameliyatı, üst çenenin alt çeneye göre aşırı ileri, geri, yukarı veya yanlara kayması gibi iskeletsel bozuklukları düzeltmek için yapılır. Ayrıca, üst çenedeki gelişim geriliği, dişlerin birbirine temas etmemesi, anatomik bozukluklar veya asimetri gibi durumlar da bu ameliyatın endikasyonlarındandır.
Ameliyat genel anestezi altında, tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilir. Plastik cerrah, üst çene kemiğini uygun konuma getirmek için çeşitli cerrahi teknikler kullanır. Bunlar arasında üst çenenin geri veya ileri alınması, sağa-sola kaydırılması, kemiğin küçültülmesi veya genişletilmesi gibi işlemler yer alır.
Ameliyat sırasında, üst çenenin yeni konumda sabit kalması için küçük plak ve vidalar kullanılır. Bu plak ve vidalar dışarıdan görünmez, ağız içinde yer alır. Ameliyat sonrası ağız açma ve kapama hareketleri ile çiğneme fonksiyonu iyileştirilir.
Ortodontik tedavi, ameliyat öncesinde başlar ve ameliyattan sonra da ortalama 4 ay daha devam eder. Bu süreçte diş telleri aşamalı olarak çıkarılır. Ameliyat sonrası 1-3 gün arasında ağrı görülebilir, ancak ağrı kesiciler ile kontrol altına alınır.
Ortognatik cerrahideki üst çene ameliyatı, çene bozukluklarını ve estetik problemleri düzeltmek için deneyimli plastik cerrahlar tarafından gerçekleştirilen, ortodontik tedavi ile koordineli bir cerrahi işlemdir. Doğru hasta seçimi, cerrahi planlama ve uygulama, ameliyat sonrası bakım ile birlikte çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.
ORTOGNATİK CERRAHİDE ALT ÇENE AMELİYATI NASIL YAPILIR?
Alt çene ameliyatı, daha bilinen adıyla ortognatik cerrahi, çene kemiklerindeki bozuklukları düzeltmek için yapılan bir cerrahi işlemdir. Alt çenenin üst çeneye göre ileri veya geri durumunda, çene kapanışlarındaki uyumsuzluklarda uygulanan bir yöntemdir.
Ameliyat öncesinde doktorlar, hastanın durumunu detaylı olarak inceler. Bu değerlendirme sırasında hastanın mevcut şikayetleri, ortodontik tedavi geçmişi ve beklentileri ele alınır. Daha sonra hastanın ağız içi ve yüz görünümü, kemik yapısı, çene hareketleri gibi unsurlar dikkatle incelenir. Hastanın 3 boyutlu görüntüleri (CBCT) alınır ve cerrahi planlamalar yapılır.
Ameliyat süreci şu şekilde ilerler:
- Hazırlık Aşaması: Ortodontik tedavi süreci, alt çenenin operasyona hazırlanması için 6-12 ay sürebilir. Bu süreçte dişler istenilen konuma getirilir, gömülü 20 yaş dişleri çekilir.
- Cerrahi Aşama: Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve 1,5-3 saat sürer. Çenesinin alt kısmı kesilerek alt çene kemiği istenilen konuma getirilir ve vidalar veya plaklar yardımıyla sabitlenir. Böylece alt çenenin üst çeneye göre konumu düzeltilir.
- Ortodontik Pekiştirme: Ameliyattan sonra 4-6 ay süren bir ortodontik tedavi daha uygulanır. Bu aşamada dişler yeni çene konumuna göre şekillendirilir ve kapanış dengesi sağlanır.
Ameliyat sonrası hastalar 1-3 gün hastanede kalır. İlk hafta ağızları lastiklerle bağlı kalır ve sıvı diyet gerekir. Ardından yumuşak katı gıdalara geçilir. Genellikle 6 hafta sonra normal beslenme düzenine dönülebilir. Ağrı, şişlik, uyuşma gibi bazı yan etkiler görülebilir ancak bunlar kısa sürede geçer.
Sonuç olarak alt çene ameliyatı, üst ve alt çeneler arasındaki uyumsuzlukları gidererek hastanın fonksiyonel ve estetik sorunlarına çözüm sunar. Ortodontik tedavi ile birlikte planlanan bu cerrahi işlem, özellikle gelişimsel çene bozukluklarında oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.
ORTOGNATİK CERRAHİDE ÇENE UCU AMELİYATI ( MENTOPLASTİ ) NASIL YAPILIR?
Ortognatik cerrahi kapsamında gerçekleştirilen çene ucu ameliyatı, diğer adıyla mentoplasti, çenesinde yapısal bozukluk olan hastaların estetik ve fonksiyonel iyileşmesini sağlayan bir prosedürdür. Çene ucu bölgesinin düzeltilerek veya şekillendirilerek görünümünün iyileştirilmesi hedeflenir.
Çene ucu ameliyatı genel olarak alt çene bölgesinde meydana gelen gelişimsel bozuklukların giderilmesi amacıyla uygulanır. Hastanın çene ucu bölgesinin aşırı küçük, büyük veya asimetrik olması gibi sorunların tedavisi için mentoplasti işlemi gerçekleştirilir.
Ameliyat öncesinde, hastanın çene bölgesindeki anatomik yapı detaylı olarak incelenir. Üç boyutlu görüntüleme teknikleri kullanılarak çene yapısı ve çene ucunun konumu değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda, hastanın ihtiyacına yönelik en uygun cerrahi plan oluşturulur.
Mentoplasti ameliyatı genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir. Bazı durumlarda ise genel anestezi tercih edilebilir. Ameliyatta, çene ucundaki kemik yapının şekli ve konumu istenilen düzeye getirilebilmesi için çeşitli cerrahi teknikler uygulanır. Bunlar arasında çene ucunun ileri doğru hareket ettirilmesi, geri çekilmesi veya asimetrilerin düzeltilmesi yer alır.
Kemik yapıdaki değişiklikler gerçekleştirildikten sonra, gerekli durumlarda çene ucundaki yumuşak doku da şekillendirilir. Çene ucu bölgesindeki deformitelerin giderilmesi için implant yerleştirilmesi de mümkündür.
Ameliyat süreci genellikle 1-2 saat arasında tamamlanır. Hastanın durumuna bağlı olarak 1-3 gün hastanede kalması gerekebilir. Ameliyat sonrası dönemde çene bandajı kullanımı, ağrı kesici ilaçlar ve soğuk uygulama gibi tedavi sürecini destekleyen önlemler alınır.
Mentoplasti ameliyatının ardından, hastanın çene bölgesinde daha estetik ve fonksiyonel bir görünüm elde edilir. Çene ucunun şekli ve konumu düzeltilerek hastanın yüz estetiği, çiğneme işlevi ve konuşma becerileri iyileştirilir. Başarılı bir ameliyat sonrasında, hastalar genellikle 6 aya kadar tam iyileşme sağlayabilirler.
Ortognatik cerrahi kapsamında gerçekleştirilen çene ucu ameliyatı, çene bölgesindeki yapısal sorunların giderilmesi ve yüz estetiğinin iyileştirilmesi için etkili bir tedavi seçeneğidir. Ameliyat öncesinde detaylı değerlendirme ve planlama, ameliyat sırasında uygulanan cerrahi teknikler ve sonrasındaki iyileşme süreci hastanın sağlık ve memnuniyeti açısından kritik önem taşımaktadır.
ORTOGNATİK CERRAHİDEN SONRA İYİLEŞME SÜRECİ NASILDIR?
Ortognatik Cerrahiden Sonra İyileşme Süreci
Ortognatik cerrahi, çene ve yüz bölgesindeki yapısal bozuklukların düzeltilmesi için gerçekleştirilen önemli bir cerrahi işlemdir. Bu ameliyat sonrasında hastalar, iyileşme sürecine özen göstermek zorundadır. İyileşme süreci hem fiziksel hem de psikolojik açıdan oldukça önemlidir.
İlk Günler
Ortognatik cerrahi sonrası ilk günlerde hastalar, çeşitli komplikasyonlarla karşı karşıya kalabilirler. Öncelikle, üst çenede ameliyat edilmiş hastalarda uyanma esnasında burundan nefes almak güçleşebilir. Bu nedenle burun tamponu takılır ve uyanma sonrası burundan nefes almaya çalışmamak gerekmektedir.
Ayrıca, ameliyat sonrası yüzde ve boyunda ödem (şişlik) oluşur. Bu şişlikler 2. günün sonunda en üst seviyeye ulaşır ve bu durum normal bir süreçtir. İlk 24 saat boyunca aralıklı olarak buz uygulamak ve anestezi etkisi geçtikten sonra kısa yürüyüşler yapmak, ödemi azaltmaya yardımcı olur.
İlk günlerde ayrıca alt dudakta uyuşukluk görülebilir. Bu uyuşukluk, 6 ay ile 1 yıl arasında azalarak tamamen geçebilir veya küçük bir alanda kalabilir. Bazı hastalarda ise hiç geçmeyebilir.
Ağız Kapatılması ve Beslenmede Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ortognatik cerrahi sonrası 2-3 gün hastanede kalınır ve bu süre zarfında damardan antibiyotik tedavisi uygulanır. Taburcu olduktan sonra ise bir hafta daha tablet formunda antibiyotik kullanılması önerilir.
Ameliyat sonrasında ağzın kapatılması, çenelerin yeni konumunda sabit kalması için çok önemlidir. Çünkü kaslar, çeneleri devamlı eski pozisyonuna getirmeye çalışır. Kasların çenelerin yeni konumuna adapte olması için ağız, ortalama 3 hafta kapalı kalmalıdır. Bu süre boyunca dişlerin arkasındaki boşluktan faydalanarak sıvı beslenilmelidir. Tablet olan ilaçlar ise küçük parçalara ayrılarak yutulmalıdır. Mümkün olduğunca az ve çeneleri açmaya zorlanmadan konuşulmalıdır.
Ağız açılmaya zorlanırsa, lastikler çenelere kuvvet uygulayarak yeniden hareketlendirebilir. Bu durumda tekrar ameliyat edilerek çeneler yeniden sabitlenmek zorunda kalınır.
Ağız içindeki dikişler 2-3 hafta içinde kendiliğinden eriyerek düşecektir. Ağız kapalı kaldığı süre boyunca ise ağız hijyeni çok önemlidir. Ameliyattan sonraki günden itibaren, dikişler düşene kadar her beslenme sonrasında dikişlerin üzeri serum fizyolojikle yıkanmalıdır.
Dişlerin Temizliği ve Cilt Dikişleri
Ağız kapalı olduğu için, dişlerin fırçalanması ilk başlarda zor olabilir. Bu nedenle küçük başlıklı fırça tercih edilerek, hastanın eline bir ayna alıp baka baka güzelce dişlerin üzerini temizlemesi önerilir. Daha sonra da dikişlerin üzeri yıkanmalıdır. Dişlerin temizliği iyi yapılmazsa, diş çürükleri ve diş eti problemleri oluşabilir ve dişler kaybedilebilir.
Ciltteki dikişler ise 5-6. günde alınır. Dikişler alınana kadar banyo yapılmamalıdır, ancak yüz bölgesi yıkanabilir.
İyileşme Süreci
Ortognatik cerrahi sonrası oluşan şişlikler, genellikle bir ay içinde büyük oranda azalır, ancak tamamen geçmesi 6 ayı bulabilir.
Hastalar, doktorların önerilerine uyduklarında sağlıklı bir iyileşme süreci geçirir ve güzel sonuçlar elde ederler. İyileşme süreci, genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişmektedir.
İlk günlerdeki şişlik, ağız kapatılması, beslenmede dikkat edilmesi gerekenler ve dişlerin temizliği gibi konulara özellikle özen göstermek, ortognatik cerrahi sonrası iyileşme sürecinin sağlıklı ve sorunsuz geçmesine katkı sağlar.
ORTOGNATİK CERRAHİNİN RİSKLERİ VAR MIDIR?
Evet, ortognatik cerrahinin çeşitli riskleri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan olası riskler şunlardır:
Yara İzi: Ortognatik cerrahi, yüz bölgesinde yapıldığı için cerrahi işlem sonrasında yara izi oluşması beklenen bir durumdur. Cerrahın becerisi ve uygulama tekniği ile bu izler mümkün olduğunca minimal seviyede tutulabilir, ancak tamamen önlenemez.
Kilo Kaybı: Cerrahi müdahale sonrası hastalar çiğneme güçlüğü, ağrı ve yutma problemleri yaşayabilmektedir. Bu durum geçici olarak hastanın beslenme alışkanlıklarını değiştirmesine ve kilo kaybetmesine sebep olabilir.
Çene Eklemi Sorunu: Ameliyat öncesinde var olan çene eklemi sorunları, cerrahi işlem sonrasında tamamen geçmeyebilir. Hatta bazı durumlarda yeni çene eklemi problemleri de ortaya çıkabilir.
Kanama, Şişme ve Enfeksiyon: Cerrahi işlemler sırasında ve sonrasında seyrek de olsa kanama, şişme ve enfeksiyon gibi komplikasyonlar görülebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde uygun bakım ve takip ile bu tür riskler en aza indirilebilir.
Bulantı ve Kusma: Ameliyat sonrası dönemde, anestezi ve cerrahi müdahalenin etkisiyle hastalar geçici olarak bulantı ve kusma gibi sorunlar yaşayabilmektedir.
Duyu Kaybı: Özellikle alt çene cerrahisinde sinir hasarına bağlı olarak geçici veya kalıcı duyu kaybı (uyuşma, his azalması) görülebilir. Cerrahın deneyimi ve uygulama tekniği bu komplikasyonun riskini azaltabilir.
Diş Hassasiyeti: Çene kemiğinin kesilmesi ve yeniden konumlandırılması sonrasında, dişlerde hassasiyet ve ağrı görülebilir. Bu sorunlar genellikle geçicidir ve zamanla normale döner.
Psikososyal Sorunlar: Ortognatik cerrahi sonrası hastaların yüz görünümlerinde meydana gelen değişiklikler, kişilerin psikolojisini ve sosyal hayatını olumsuz etkileyebilir. Cerrahi işlem öncesinde hastaların beklentileri iyi yönetilmeli ve gerekirse psikolojik destek almaları sağlanmalıdır.
Özetle, ortognatik cerrahinin çeşitli riskleri bulunmaktadır. Ancak bu riskler, deneyimli cerrahlar ve uygun hasta takibi ile büyük ölçüde yönetilebilir ve kontrol altında tutulabilir. Hastalar, cerrahiden beklentilerinin gerçekçi olması, ameliyat öncesi ve sonrasında yapılacak tüm süreçleri eksiksiz tamamlaması durumunda ortognatik cerrahinin olumlu sonuçlar vermesi mümkündür.
ORTOGNATİK CERRAHİ KOMPLİKASYONLARI NELERDİR?
Ortognatik cerrahi, çene iskelet yapısındaki bozuklukların ve deformitelerin düzeltilmesi için uygulanan bir cerrahi işlemdir. Ancak bu işlemin de bazı komplikasyonları olabilmektedir.
Ortognatik cerrahi komplikasyonları iki ana grupta incelenebilir:
İntraoperatif Komplikasyonlar
İntraoperatif komplikasyonlar, cerrahi işlem sırasında meydana gelen ve hemen müdahale edilmesi gereken durumlardır. Bunlar arasında yer alan başlıca komplikasyonlar şunlardır:
- Kanama: Cerrahi işlem sırasında aşırı kanama meydana gelebilir. Bu durum hastanın yaşamını tehlikeye atabilir ve acil müdahale gerektirir.
- Fasyal sinir hasarı: Cerrahi işlem sırasında yüz sinirinin zarar görmesi sonucu yüz felci görülebilir. Bu durum geçici veya kalıcı olabilir.
- Havayolu obstrüksiyonu: Özellikle alt çene geri alma cerrahilerinde, dil kökünün geriye kayması nedeniyle havayolu tıkanması meydana gelebilir. Acil trakeostomi gerekebilir.
- Dura mater yaralanması: Nadiren de olsa, cerrahi sırasında kafatası kemiğine ulaşılırken dura mater tabakası yaralanabilir. Bu durum beyin omurilik sıvısı kaçağına neden olabilir.
Postoperatif Komplikasyonlar
Postoperatif komplikasyonlar, cerrahi işlemden sonra görülen ve zaman içinde tedavi edilmesi gereken durumlardır. Bunlar arasında yer alan başlıca komplikasyonlar şunlardır:
- Enfeksiyon: Yara yerinde enfeksiyon gelişebilir. Antibiyotik tedavisi gerektirir.
- Gecikmiş kemik iyileşmesi: Çene kemiklerinde yeterli iyileşme sağlanamayabilir. Bu durum ikinci bir cerrahi işlem gerektirebilir.
- Nörosensorial bozukluklar: Özellikle alt çene cerrahilerinde, mental sinir hasarına bağlı olarak alt dudak ve çene bölgesinde uyuşma veya karıncalanma görülebilir. Bu durum genellikle geçicidir ancak kalıcı olabilir.
- Relaps: Cerrahi sonrası çene pozisyonunda tekrarlayan bozulmalar (relaps) meydana gelebilir. Bu durum ek cerrahi müdahale gerektirir.
- Tükürük bezi iltihabı: Parotis ve submandibular tükürük bezlerinde enfeksiyon gelişebilir. Bu durum antibiyotik tedavisi gerektirir.
- Temporomandibuler eklem bozuklukları: Cerrahi sonrası çene hareketlerinde kısıtlılık, ağrı ve çıtırtı gibi semptomlar görülebilir. Fizik tedavi ve ilaç tedavisi gerekebilir.
Ortognatik cerrahi önemli bir tedavi seçeneğidir ancak bazı potansiyel komplikasyonları da mevcuttur. Hastaların bu riskler hakkında bilgilendirilmesi ve yakın takip edilmesi önemlidir. Komplikasyonların erken tanınması ve uygun tedavi yaklaşımı, başarılı bir cerrahi sonuç elde edilmesi için kritik öneme sahiptir.
BİMAKSİLLER CERRAHİ NEDİR?
Bimaksiller cerrahi, dentofasiyal deformitelerin tedavisi için uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Bu cerrahi girişim, çene ve yüz bölgesindeki yapısal bozuklukların düzeltilmesi amacıyla gerçekleştirilir.
Bimaksiller cerrahi, üst ve alt çenenin aynı anda hareket ettirilmesini içeren bir prosedürdür. Genellikle çene hareketliliğinin 10 mm’den fazla olduğu vakalar için endikedir. Bu tür vakalarda, tek bir çenenin hareketi yeterli olmayıp, üst ve alt çenenin birlikte düzeltilmesi gerekir.
Bimaksiller cerrahi, fasiyal fonksiyonu ve estetiğini iyileştirmeyi amaçlar. Oral ve maksillofasiyal bölgedeki işlevsel bozukluklar ve görünüm kusurları bu cerrahi yöntemle giderilir. Diş, çene ve yüz yapılarındaki deformitelerin düzeltilmesi, hastaların hem fonksiyonel hem de estetik açıdan iyileştirilmesini sağlar.
Bimaksiller cerrahide, üst ve alt çenenin aynı anda hareket ettirilmesi için çeşitli teknikler kullanılır. Bu teknikler arasında Le Fort I osteotomisi, sagital split osteotomisi ve simfiz osteotomisi yer alır. Cerrah, hastanın ihtiyaçlarına ve deformitesinin tipine göre en uygun cerrahi yaklaşımı belirler.
Cerrahiden önce, hastaya yüzün sert ve yumuşak dokularındaki değişikliklerin kapsamlı bir şekilde gösterilmesi önemlidir. Fotomontaj gibi görsel yöntemler, hastaların beklentilerini yönetmek ve cerrahinin sonuçlarını öngörmek için kullanılabilir. Ancak, bu yöntemlerin tam olarak sonuçları öngörmesi mümkün değildir.
Bimaksiller cerrahi, karmaşık ve kapsamlı bir işlemdir. Bu nedenle, deneyimli bir maksillofasiyal cerrah tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Cerrahi süreç, hastanın iyileşme süreci ve olası komplikasyonlar hakkında detaylı bir bilgilendirme ve yakın takip gerektirmektedir.
Bimaksiller cerrahi, çene ve yüz bölgesindeki yapısal bozuklukların düzeltilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu cerrahi işlem, hastaların fonksiyonel ve estetik sorunlarını gidererek, yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileştirebilir.
ÇİFT ÇENE CERRAHİSİ NEDİR?
Çift çene cerrahisi, alt ve üst çene kemiklerinin anatomik olarak ideal konumuna yerleştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir.
Çift çene cerrahisi, ortodontik tedavinin tek başına çene ve ısırma bozukluklarını düzeltemediği durumlarda gerekli hale gelmektedir. Bu cerrahi işlem, dişlerin, çene kemiklerinin ve diğer yumuşak ve sert dokuların en iyi anatomik yerine çekilmesi için yapılır.
Çene bozukluklarının cerrahi ve ortodontik tedavi ile düzeltilmesinin birkaç nedeni vardır:
- Ortodontik tedavinin tek başına sorunu çözemediği durumlar
- Çene işlevinin geliştirilmesi: Isırmanın düzeltilmesi, kişilerin yemeklerini daha iyi çiğnemesini ve daha önce yiyemedikleri yemekleri yiyebilmesini sağlar.
- Uzun vadeli ortodontik tedavi sonuçlarının daha iyi olması için (kalıcı olması için)
- Tedavi süresinin kısalması: Çene kemiğinin daha iyi anatomik yere taşınması, gerekli ortodontik tedavi süresini kısaltabilir.
- Yüz görünümünün değiştirilmesi: Çenenin doğru yere yerleştirilmesi, çoğu zaman yüzün daha iyi görünmesini sağlar.
Çift çene cerrahisi, plastik cerrah ve ortodontist işbirliği ile gerçekleştirilen bir süreçtir. Bu tür cerrahi işlemler, tam teşekküllü bir hastanede ve genel anestezi altında yapılır. Ameliyatı gerçekleştiren kişi plastik cerrahtır.
Ortognatik cerrahi, ortodontik tedavi sürecinde yapılan bir işlemdir. İki tedavi ayrı ayrı yapılmaz. Örneğin, toplam 2 yıl sürecek ortodonti tedavi sürecinin 2/3’lük kısmı tamamlandıktan sonra ortognatik cerrahi yapılır. Ameliyat bittikten sonra ortodontik tedavi ortalama 4 ay daha devam eder.
Çene cerrahisi, sıkça yapılan bir işlemdir ve ülkemizde uzun zamandır başarıyla uygulanmaktadır. Ortodontistlerin çalıştığı belirli plastik cerrahlar, bu ameliyatları düzenli olarak gerçekleştirmektedir.
Çene cerrahisi işlemleri riskli olarak kabul edilse de, genel anestezi altında yapılan her ameliyatın bir riski vardır. Ameliyat ağız içinden yapıldığı için herhangi bir ameliyat izi kalmaz ve yüzde sadece geçici bir şişlik oluşur. Ameliyat sonrasında 1-3 gün giderek azalan bir ağrı yaşanması normaldir. Hastalar, genellikle ameliyattan ertesi gün taburcu olurlar.
Kemiklerin kaynaşması için çeneler 1 hafta kadar lastiklerle bağlı kalır ve bu süre zarfında sıvı beslenme yapılır. Ameliyattan 2 gün sonra hastalar evde yürüyebilecek duruma gelir. Ameliyattan 1 hafta sonra hastalar tekrar kontrol için doktorlarına gider, bu kontrol sırasında ağız açma-kapama egzersizleri öğretilir. Sonrasında ise lastik kullanımı gittikçe azalarak devam eder ve ortalama 4 ay süren ortodontik tedavi ile sonuçlanır.
Çift çene cerrahisi, alt ve üst çenedeki hizalanma bozukluklarının düzeltilmesi amacıyla gerçekleştirilen, plastik cerrah ve ortodontistin işbirliği ile yürütülen bir cerrahi işlemdir. Bu işlem, çene işlevi ve yüz görünümünün iyileştirilmesi başta olmak üzere birçok fayda sağlamaktadır.
ORTOGNATİK CERRAHİ NE KADAR SÜRER?
Ortognatik cerrahi, genellikle 1,5 – 3 yıl arasında süren bir tedavi sürecini kapsamaktadır.
Tedavi süresi, hastanın durumuna göre değişiklik gösterebilir. Diş konumlarındaki problem ne kadar fazla ise, tedavi süresi de o kadar uzayacaktır.
Ortognatik cerrahi, ortodontik tedavi ile entegre bir şekilde yürütülür. Öncelikle hastanın radyolojik ve klinik muayenesi yapılır. Analizler sonucunda hastanın ortognatik cerrahiye ihtiyaç duyup duymadığına karar verilir.
Ardından hastanın dişleri doğru konuma getirilmek üzere ortodontik tedavisi başlar. Bu süreç genellikle 1-2 yıl kadar sürer. Dişler doğru konuma geldiğinde, hastanın 3 boyutlu incelemesine geçilir ve ameliyat planlaması yapılır.
Ameliyatın ardından 6-12 ay daha ortodontik tedavi ve kontroller devam etmektedir.
Ortognatik cerrahi ortalama 1,5 – 3 yıllık bir süreçtir. Hastanın diş ve çene yapısının durumuna göre bu süre kısalabileceği gibi uzayabilir de. Tedavi, ortodontist ve plastik cerrahın koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilir.
ORTOGNATİK CERRAHİ FİYATI NEDİR?
Ortognatik cerrahi fiyatları, belirli faktörlere bağlı olarak oldukça geniş bir aralıkta değişebilmektedir. Bu operasyonlar çene kemiklerinin yeniden konumlandırılması ve çene yapısındaki bozuklukların düzeltilmesi amacıyla yapılır. Hem estetik hem de fonksiyonel iyileşmeler sağlamak için başvurulan ortognatik cerrahi, genellikle ortodontik tedavilerle birlikte uygulanır.
Fiyatları Etkileyen Faktörler
Ortognatik cerrahi fiyatları üzerinde etkili olan başlıca faktörler şunlardır:
- Ameliyatın Kapsamı ve Türü: Yapılacak cerrahi müdahalenin türü ve kapsamı fiyatlar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Tek çene ameliyatları ile çift çene ameliyatları arasında maliyet farkı bulunmaktadır. Örneğin, sadece üst çene ameliyatı ile hem üst hem de alt çenenin müdahale edildiği çift çene ameliyatları farklı fiyatlandırılmaktadır .
- Hastanın Durumu ve İhtiyaçları: Hastanın çene yapısındaki bozuklukların derecesi, ameliyatın zorluk derecesini ve süresini etkiler. Daha karmaşık vakalar genellikle daha yüksek maliyetlere neden olur. Ayrıca, hastanın genel sağlık durumu ve ameliyat öncesi ve sonrası bakım gereksinimleri de fiyatları etkileyebilir .
- Cerrahın Deneyimi ve Uzmanlığı: Cerrahın deneyimi ve uzmanlık alanı, fiyatlandırmada belirleyici bir rol oynar. Daha deneyimli ve tanınmış cerrahlar genellikle daha yüksek ücretler talep edebilir. Bununla birlikte, cerrahın başarısı ve hasta memnuniyeti de dikkate alınması gereken önemli faktörlerdir .
- Klinik ve Hastane Seçimi: Ameliyatın gerçekleştirileceği klinik veya hastanenin konumu ve sunduğu hizmetler de fiyatları etkileyebilir. Özel hastanelerde yapılan ameliyatlar, devlet hastanelerine kıyasla daha yüksek maliyetli olabilir. Klinik veya hastanenin donanımı, ameliyat sonrası bakım imkanları ve genel itibarı da fiyatlandırma üzerinde etkili olabilir .
- Ortognatik Cerrahinin Önemi ve Ameliyat Süreci
Ortognatik cerrahi, çene yapısındaki bozuklukların düzeltilmesi ve çenenin doğru konumlandırılması amacıyla yapılan bir cerrahi müdahaledir.
Fiyat Bilgisi ve Başvuru
Çiğneme, konuşma ve nefes alma gibi temel fonksiyonlardaki sorunları çözmek için yapılır. Ameliyat öncesinde detaylı bir muayene ve değerlendirme yapılır. Cerrahi müdahale sonrasında ise iyileşme süreci dikkatle takip edilir.
Ortognatik cerrahi fiyatları hakkında net bir bilgi verebilmek için hastanın muayene edilmesi gerekmektedir. Her hastanın durumu ve ihtiyaçları farklı olduğu için fiyatlandırma kişiye özel olarak belirlenir. Bu nedenle, en doğru fiyat bilgisini almak ve detaylı bilgi edinmek için uzman bir plastik cerrah ile görüşmeniz önerilir.
Daha fazla bilgi almak ve randevu oluşturmak için sitemizde yer alan başvuru formunu doldurabilirsiniz. Uzman ekibimiz sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.
ORTOGNATİK CERRAHİ AĞRILI MIDIR?
Ortognatik cerrahi, yani çene düzeltme ameliyatları günümüzde nispeten ağrısız işlemler haline gelmiştir.
Ameliyat öncesi dönemde, doktorlar hastayı ağrı kesici ilaçlar ile hazırlamaktadır. Ayrıca ameliyat sırasında da hastaya genel anestezi uygulanır, bu sayede hasta hiçbir ağrı hissetmez.
Ameliyat sonrası dönemde ise, ağrı kontrolü için hastaya ağrı kesici ilaçlar verilir. Genellikle 1-3 gün arasında giderek azalan bir ağrı hissedilir, ancak bu durum normal karşılanır ve ilaçlarla kolaylıkla kontrol altına alınabilir.
Ortognatik cerrahinin ağrılı olduğu yönündeki yaygın kanı, artık günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Gelişen anestezi teknikleri ve perioperatif ağrı yönetimi sayesinde, hastalar ameliyat sırasında ve sonrasında neredeyse ağrı hissetmemektedir.
Bununla birlikte, her cerrahi işlemde olduğu gibi, ortognatik cerrahide de küçük riskler mevcuttur. Nadiren, ameliyat sonrası dönemde yoğun ağrı, şişlik veya sinirlerde geçici hasarlar görülebilir. Ancak deneyimli ekipler tarafından yapılan ameliyatlarda bu tür komplikasyonlar çok nadir görülmektedir.
Günümüzde ortognatik cerrahi ağrılı bir işlem olmaktan çıkmıştır. Doktorlar, hasta konforunu ön planda tutarak, ağrının en aza indirilmesi için gereken tüm tedbirleri almaktadır. Hastalar, ameliyat öncesi ve sonrasında uygulanan etkin ağrı kontrolü sayesinde, büyük ölçüde ağrısız bir süreç geçirmektedir.