Adem Elması Küçültme Ameliyatı Nedir ve Nasıl Yapılır?
Bu yazı Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından kaleme alınmış ve klinik deneyime dayanmaktadır. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı; güncel tıbbi literatür ve kişisel operasyon verilerine göre hazırlanmıştır. Tıbbi karar almadan önce konsültasyon önerilir.
Boynu ortaya çıkaran giysilerde, aynaya bakarken ya da portre fotoğraflarında fark edilen belirgin bir çıkıntı; kimi insanlar için sadece görsel bir ayrıntıdan ibaret değildir. Adem elması olarak bilinen tiroid kıkırdak çıkıntısı, özellikle trans kadınlar ve sisgender kadınlarda yoğun bir kimlik baskısı ya da estetik rahatsızlık kaynağı olabilir. Kimi danışanlarda söz konusu çıkıntı, sosyal etkileşimde ciddi bir özgüven engeline dönüşür; kıyafet seçimini, oturma şeklini, hatta başkalarıyla göz temasını bile etkiler.
Adem elmasının tıraşlanması ameliyatı — tıp literatüründe kondrolaryengoplasti ya da tiroid kıkırdak redüksiyonu olarak anılan prosedür — boyundaki bu çıkıntıyı azaltmayı ya da ortadan kaldırmayı hedefleyen cerrahi bir müdahaledir. Ancak söz konusu ameliyat, boyundaki bir kemiği “tıraşlamak” kadar basit bir işlem değildir: Ses teli anatomisiyle doğrudan komşuluk kuran bir bölgede, milimetrik hassasiyetle yürütülmesi gereken cerrahi bir planlama sürecidir.
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, kondrolaryengoplastiyi plastik cerrahi perspektifinden ele alırken hem estetik hedeflere hem de larinks fonksiyonunun korunmasına eşit ağırlık verir. Klinikte sıklıkla yüz feminizasyonu (FFS) protokolü kapsamında ya da bağımsız bir boyun estetiği prosedürü olarak planlanan bu ameliyat; anatomik sınırların, hasta beklentilerinin ve cerrahi tekniğin bir arada değerlendirilmesini zorunlu kılar.
Aşağıdaki rehber, adem elması tıraşlama ameliyatını kapsamlı biçimde ele almaktadır: operasyonun tıbbi altyapısından kesi seçeneklerine, ses teli koruma protokolünden iyileşme sürecine ve Doç. Dr. Erçin’in kişiye özel değerlendirme yaklaşımına kadar.
Adem Elması Nedir ve Neden Belirginleşir?
Halk arasında “adem elması” olarak bilinen yapı, anatomik olarak tiroid kıkırdak çıkıntısı (prominentia laryngea) şeklinde tanımlanır. Boynun ön orta hattında yer alan tiroid kıkırdak, iki yaprağın ön midhat boyunca birleşmesiyle oluşur; bu birleşme noktasındaki açı ve çıkıntı derecesi, kişiden kişiye ve cinsiyetten cinsiyete belirgin şekilde farklılık gösterir.
Puberte sürecinde androjen hormonlarının etkisiyle larinksin gelişimi erkeklerde çok daha belirgin seyreder. Erkeklerde tiroid kıkırdak açısı yaklaşık 90 derece iken bu açı kadınlarda 120 dereceye kadar ulaşabilir. Dar açı, dışarıdan fark edilen çıkıntıyı doğrudan oluşturur; geniş açı ise daha düz, daha düzgün bir boyun profili yaratır. Dolayısıyla adem elmasının belirginliği; kıkırdağın büyüklüğüyle değil, önce açısıyla, ardından üzerindeki deri ve doku kalınlığıyla ilişkilidir.
Genetik faktörler, boyun uzunluğu, vücut kitle indeksi ve kişinin genel anatomisi; adem elmasının ne ölçüde fark edildiğini etkileyen değişkenler arasındadır. Kimi trans kadında puberte sürecinde oldukça belirgin bir biçimde gelişmiş olan larinks çıkıntısı, hormonal tedaviyle anlamlı ölçüde küçülmez. Bu noktada cerrahi seçenek gündeme gelir.
Kondrolaryengoplasti Nedir? Operasyonun Tıbbi Temeli
Kondrolaryengoplasti, tiroid kıkırdağın ön üst bölümünün — yani larinks çıkıntısının en belirgin kısmının — cerrahi olarak küçültülmesi işlemidir. “Tıraşlama” ifadesi halk arasında yaygın olsa da prosedürün özünde kıkırdağın tıraş edilmesi değil, kontrollü biçimde konturlanması yatmaktadır.
Larinks, sesin üretildiği ve solunum yolunu koruyan kritik bir organdır. Tiroid kıkırdağın ön yüzeyine ses telleri, anterior komissür ligamanı aracılığıyla tutunur. Kondrolaryengoplasti sırasında en temel cerrahi risk, kıkırdak redüksiyonunun bu tutunum noktasının altına inmesidir; olası bir hasarın sesi kalıcı biçimde etkileyebileceği gerçeği, ameliyatın tüm aşamalarına hâkim olmalıdır.
Güncel literatür, uygun teknikle gerçekleştirilen kondrolaryengoplastinin komplikasyon oranının son derece düşük olduğunu göstermektedir. Geçici ses kısıklığı ve yutmada hafif güçlük, ameliyat sonrası en sık bildirilen geçici bulgulardandır; bunların büyük çoğunluğu birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelir. Kalıcı ses değişimi ise tecrübeli bir cerrah tarafından uygulandığında son derece nadir görülen bir komplikasyondur.
Kimler İçin Uygundur? Aday Değerlendirmesinde Temel Ölçütler
Kondrolaryengoplasti, geniş bir hasta profiline hitap eden bir prosedürdür. Başvuranların önemli bir bölümü trans kadınlardan oluşsa da bu ameliyatı tercih eden sisgender kadınlar ve erkekler de mevcuttur.
Başvuruyu Haklı Kılan Klinik Tablo
Boyundaki çıkıntının kıyafetlerle kapatılamayacak kadar belirgin olması, günlük sosyal yaşamda veya mesleki ortamlarda özgüven kaybına yol açması, fotoğraflarda boyun profilinin estetik uyumu bozması ya da trans kadınlarda kimlik uyumsuzluğuna katkıda bulunması; kondrolaryengoplastiyi değerlendirmeye değer bir seçenek haline getirir.
Genel Sağlık ve Cerrahi Uygunluk
Ameliyat adaylarında genel sağlık durumunun iyi olması, kontrol altında olmayan kronik hastalıkların bulunmaması ve anestezi için herhangi bir kontrendikasyonun söz konusu olmaması beklenir. Sigara ve nikotin kullanımı; yara iyileşmesini, iz kalitesini ve larinks bölgesindeki doku beslenmesini olumsuz etkileyebileceğinden, cerrahi öncesinde ve sonrasında nikotin ürünlerinin kullanımına ara verilmesi son derece önemlidir.
Beklenti Uyumu
Kondrolaryengoplastide hasta memnuniyeti, beklentinin gerçekçi biçimde konumlandırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Hedef, adem elmasının tamamen “silinmesi” değildir; anatomik sınırlar içinde, sesi ve fonksiyonu koruyarak belirgin çıkıntının azaltılmasıdır. Bazı hastalarda tiroid kıkırdağın ossifiye (kemikleşmiş) yapısı, redüksiyonun miktarını sınırlayabilir. Ameliyat öncesi değerlendirmede danışanla bu sınırların açık biçimde konuşulması, sonuç memnuniyetinin temelidir.
Kesi Seçenekleri: Servikal Yaklaşım mı, Transoral Yaklaşım mı?
Kondrolaryengoplastide uygulanan kesi stratejisi; yara izi yerleşimi, erişim kolaylığı ve bireysel anatomik özellikler dikkate alınarak belirlenir.
Servikal (Boyun Ön) Yaklaşım
Geleneksel ve en yaygın uygulanan yöntemdir. Boynun ön yüzeyinde, mümkün olduğunca doğal bir deri kıvrımına ya da mentosservikal bölgeye yakın yerleştirilen küçük yatay bir kesiden tiroid kıkırdağa erişilir. Kesi uzunluğu genellikle birkaç santimetre civarında kalır ve deneyimli cerrah elinde iz, doğal cilt kıvrımı içinde kaybolacak şekilde planlanır.
Servikal yaklaşımda cerrahın tiroid kıkırdağa doğrudan erişimi bulunur; bu durum, kıkırdak konturlamasının kontrollü ve kesin biçimde yapılmasını kolaylaştırır. Günümüzde bu tekniğin larinkoskop ya da fleksibl endoskop rehberliğiyle birleştirilmesi; anterior komissürün tam konumunun belirlenmesine ve fazla kıkırdak alınmasından kaçınılmasına önemli katkı sağlamaktadır.
Transoral (Ağız İçi) Yaklaşım
Daha yeni tanımlanan transoral ya da submental (çene altı) teknikte, boyun yüzeyinde herhangi bir kesi yapılmaz; kesi ağız içine ya da çene altına gizlenir. Özellikle yara izinden çekinen adaylar için cazip bir seçenek olan transoral kondrolaryengoplasti; endoskopik destekle gerçekleştirilir ve henüz daha az deneyim birikimi olan, seçilmiş hasta profillerine özgü bir yöntemdir. Kullanılan tekniğin seçiminde cerrahın deneyimi, hastanın anatomisi ve kombine prosedürlerin varlığı belirleyici rol oynar.
Ses Teli Koruması: Ameliyatın En Kritik Boyutu
Kondrolaryengoplastinin herhangi bir yerinde bir hata varsa, büyük olasılıkla ses tellerine giden yolda saklıdır. Ses tellerinin tiroid kıkırdağa tutunduğu anterior komissürün korunması; bu ameliyatın hem teknik hem de etik açıdan en kritik gerekliliğidir.
Bugün güvenlik protokolü olarak yaygın biçimde benimsenen iki yöntem öne çıkmaktadır. Birincisi, ince bir iğnenin kıkırdak yüzeyine geçirilerek anterior komissürün tam seviyesinin belirlenmesidir. İkincisi ise aynı anda uygulanan fleksibl laringoskopi ya da LMA (larinks maskesi) aracılığıyla iğne konumunun ses telleriyle ilişkisinin görsel olarak doğrulanmasıdır. Bu iki protokolün birlikte uygulanması, “güvenli redüksiyon sınırı”nın kesin olarak belirlenmesini sağlar.
CT (bilgisayarlı tomografi) rehberliği de bazı merkezlerde ameliyat öncesi planlama aracı olarak kullanılmaktadır. Özellikle kıkırdak anatomisinin standart dışı seyrettiği ya da ses teli ile kıkırdak arasındaki mesafenin dar olduğu olgularda preoperatif CT, cerrahın aksiyon planını daha öngörülebilir bir zemine taşır.
Ses tellerine zarar gelmeden yapılabilen maksimum kıkırdak redüksiyonu kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda kıkırdak anatomisi çok daha geniş bir güvenli çalışma alanı sunarken, bazı hastalarda kıkırdak ossifikasyonu ve dar ses teli mesafesi, redüksiyonun kapsamını doğal olarak sınırlar. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in yaklaşımında bu sınırlar, muayene ve planlama aşamasında danışanla şeffaf biçimde paylaşılır.
Ameliyat Öncesi Hazırlık: Planlama Süreci Nasıl Yönetilir?
Her cerrahi prosedürde olduğu gibi kondrolaryengoplastide de preoperatif değerlendirme, başarılı bir sonucun zeminini oluşturur.
Klinik Muayene ve Görüntüleme
İlk konsültasyonda tiroid kıkırdağın formu, boyutu, palpasyondaki belirginliği ve boyun bölgesinin genel anatomisi değerlendirilir. Kıkırdağın ossifikasyon derecesi; kişinin yaşı, cinsiyeti ve hormonal geçmişiyle ilişkili olup cerrahi teknik seçimini etkiler. Seçilmiş olgularda boyun görüntülemesi planlama sürecine dahil edilebilir.
Ses Değerlendirmesi
Özellikle sesi mesleki olarak kullanan ya da ses değişikliğinden belirgin biçimde endişe duyan adaylarda preoperatif vokal değerlendirme yapılması önerilir. Mevcut ses kalitesi ve ses teli hareketliliğinin kaydedilmesi; olası bir postoperatif değişikliğin nesnel biçimde takip edilmesine olanak tanır.
Kombine Prosedür Planlaması
Kondrolaryengoplasti, sıklıkla yüz feminizasyonu protokolünün bir parçası olarak planlanır. Rinoplasti, badem göz cerrahisi, çene kontur düzeltme ya da kaş kaldırma ameliyatıyla aynı seansta ya da ardışık seanslar hâlinde uygulanabilir. Kombine prosedürlerde anestezi süresi, iyileşme sürecinin organizasyonu ve kesi planlarının koordinasyonu, ayrıntılı bir cerrahi program gerektirmektedir.
İyileşme Süreci: Günden Güne Ne Beklenmeli?
Kondrolaryengoplasti, genel anestezi ya da sedasyon eşliğinde gerçekleştirilen, çoğu zaman aynı gün ya da kısa bir gözlem sonrasında taburculuğa izin veren bir prosedürdür.
İlk Bir Hafta
Ameliyatın ardından boyunda şişlik ve morluk görülmesi olağandır; boynun ön yüzeyindeki hassasiyet ve gerginlik hissi de bu dönemde beklenen bulgular arasındadır. Yutma sırasında hafif bir rahatsızlık ya da ses kısıklığı hissedilebilir; bunlar genellikle geçici niteliktedir ve birkaç gün ile bir hafta arasında belirgin ölçüde azalır. Dikişler genellikle 7-10. gün civarında alınır.
Bu dönemde yüksek sesle konuşmaktan, ağır egzersizden ve boynu aşırı esnetecek hareketlerden kaçınmak önemlidir. Sert ve katı gıdalar yerine yumuşak besinlerin tercih edilmesi, hem yutma rahatlığı hem de bölge üzerindeki gerilimin azaltılması açısından faydalıdır.
İkinci Hafta ve Sonrası
İkinci haftadan itibaren günlük yaşam aktivitelerine kademeli dönüş başlar. Ses kısıklığı ve yutma güçlüğü büyük çoğunlukta bu dönem içinde tamamen düzelir. Şişlik; birkaç hafta içinde belirgin biçimde azalır, ancak son konturun tam oturması 6-8 haftayı bulabilir.
İz Yönetimi
Servikal yaklaşım uygulandığında boyun yüzeyindeki kesi yeri, zamanla cilt kıvrımına yatışarak görünürlüğünü minimuma indirir. İz olgunlaşması; aylar içinde gerçekleşen biyolojik bir süreçtir ve bu süreçte güneşten korunma, silikon jel ya da bant uygulaması ile düzenli takip, sonuçların kalitesini doğrudan etkiler. İz yönetiminin ihmal edilmesi, hem estetik hem de semptomatik sonuçları olumsuz etkileyebilir.
Riskler ve Olası Komplikasyonlar: Gerçekçi Bir Değerlendirme
Kondrolaryengoplasti, tıp literatüründe güvenilir bir komplikasyon profiliyle tanımlanan bir prosedürdür. Bununla birlikte her cerrahi girişimde olduğu gibi, danışanın bilgilendirilmiş onam sürecinde potansiyel risklerden haberdar olması gerekir.
Geçici ses kısıklığı ya da ses kalitesinde kısa süreli değişim, en sık bildirilen geçici bulgudur. Yutmada hafif güçlük de ilk günlerde görülebilen olağan bir bulgudur. Her iki bulgu da büyük çoğunlukla birkaç gün ile birkaç hafta içinde kendiliğinden geçer.
Daha nadir görülen komplikasyonlar arasında yetersiz kıkırdak redüksiyonu (beklenen estetik sonucun tam olarak elde edilememesi), asimetrik kontur oluşumu, enfeksiyon ve gecikmiş yara iyileşmesi sayılabilir.
En ağır komplikasyon ise anterior komissür ayrışmasına bağlı kalıcı ses değişimi ya da ses kısıklığıdır. Bu komplikasyon, tecrübeli cerrah elinde ve uygun güvenlik protokolleri uygulandığında son derece nadir görülür. Aşırı kıkırdak rezeksiyonu ya da ses teli yakınlığının yeterince değerlendirilmemesi; bu riski anlamlı ölçüde artıran faktörler arasındadır.
Kıkırdak kırığı da literatürde nadir bildirimler arasında yer almaktadır; ossifiye (kemikleşmiş) bir larinkste rongeur gibi kesici aletlerin uygulanması sırasında ortaya çıkabilir ve ek müdahale gerektirebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ameliyat sonrası sesim kalıcı olarak değişir mi?
Tecrübeli bir cerrah tarafından ve ses teli korumasına yönelik intraoperatif protokoller uygulandığında, kalıcı ses değişikliği son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Geçici, hafif ses kısıklığı ise olağan bir postoperatif bulgudur ve genellikle kısa sürede düzelir. Özellikle sesi mesleki amaçla yoğun biçimde kullanan adaylarda preoperatif vokal değerlendirme yapılması önerilir.
Adem elması tamamen ortadan kalkar mı?
Kondrolaryengoplastinin hedefi, adem elmasının “silinmesi” değil; ses teli güvenliği sınırları içinde boyun profilinin estetik açıdan iyileştirilmesidir. Çıkıntının ne ölçüde azaltılabileceği; kıkırdak büyüklüğüne, ossifikasyon derecesine ve ses teli-kıkırdak mesafesine göre değişir. Muayene bulguları doğrultusunda gerçekçi bir beklenti çerçevesi birlikte oluşturulur.
Ameliyat sonrası ne zaman işe dönebilirim?
Büyük çoğunluğu oluşturan adaylar, 7-10 günlük toparlanma döneminin ardından masa başı işlere dönüş yapabilmektedir. Sesini yoğun biçimde kullananlar için daha uzun bir istirahat süresi planlanabilir. Ağır egzersiz ve fiziksel aktiviteler ise 3-4 haftalık bir süreden sonra kademeli olarak yeniden başlanır.
Kondrolaryengoplasti ile feminizasyon larengoplastisi aynı şey midir?
Hayır; kondrolaryengoplasti, tiroid kıkırdağın dıştan konturlanmasıyla boyun görünümünü değiştirmeyi hedefler ve ses üzerindeki etkisi asgari düzeyde tutulmaya çalışılır. Feminizasyon larengoplastisi ise ses tellerinin gerilimi ve boyunu değiştirerek sesin tınısını ve perdesini yükseltmeyi amaçlayan farklı bir prosedürdür. İki prosedürün hedefleri ve anatomik etki alanları birbirinden ayrışır; dolayısıyla bazı adaylarda her iki operasyon da ayrı seanslar hâlinde planlanabilir.
Ameliyat ne kadar sürer?
Tek başına uygulanan bir kondrolaryengoplasti, ortalama 45-90 dakika içinde tamamlanır. Kombine prosedürlerle birlikte planlandığında cerrahi süre, kapsamla orantılı biçimde uzayacaktır.
Boyun Profilinde Güvenli Dönüşüm: Karar Sürecinin Özeti
Adem elmasının tıraşlanması ameliyatı; doğru aday seçimi, cerrahi deneyim ve intraoperatif güvenlik protokollerinin bir arada uygulanmasıyla son derece tatmin edici ve kalıcı sonuçlar sunan bir prosedürdür. Hem trans kadınlar hem de adem elması çıkıntısından estetik ya da kimliksel düzeyde rahatsızlık duyan sisgender bireyler için geçerli bir çözüm yolu olarak değerlendirilebilir.
Kondrolaryengoplastiyi diğer pek çok cerrahi prosedürden ayıran en önemli teknik özellik, ses teli anatomisiyle doğrudan komşuluğudur. Güvenli bir sonuç; sadece “görünürde doğal” bir boyun profili değil, ameliyat sonrasında da tam işlevini koruyan bir ses ve yutma sistemi anlamına gelir. Kıkırdağın ne kadar alınabileceği, hangi yaklaşımın kullanılacağı ve iyileşme sürecinin nasıl yönetileceği; tümüyle bireysel anatomiye dayalı, kişiye özel bir planlama sürecinin ürünüdür.
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in yürüttüğü klinik görüşmelerde danışanlar, bu planlamanın her adımını şeffaf biçimde öğrenir. Muayene bulgularından ses güvenliğine, kesi tasarımından iyileşme takibine kadar tüm süreç; bilimsel bir zemin üzerinde, gerçekçi beklentilerle şekillenir.
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in Kişiye Özel Yaklaşımı
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, kondrolaryengoplastiyi soyut bir cerrahi “küçültme” operasyonu olarak değil; danışanın boyun anatomisini, sesini ve yaşam kalitesini birlikte ele alan bütünsel bir süreç olarak konumlandırır.
Değerlendirme aşaması, yalnızca çıkıntının boyutunu ölçmekle sınırlı kalmaz. Tiroid kıkırdağın ossifikasyon derecesi, deri ve deri altı doku kalınlığı, sesini mesleki ya da günlük yaşamda ne ölçüde yoğun kullandığı, genel sağlık profili ve beklenti gerçekçiliği; Doç. Dr. Erçin’in preoperatif değerlendirme haritasının tamamlayıcı bileşenleridir.
Özellikle ses teli güvenliği konusunda hasta ile yürütülen şeffaf iletişim, Doç. Dr. Erçin’in klinik pratiğinin ayrıştırıcı özelliklerinden birini oluşturur. “Ne kadar alınabilir?” sorusu, standart bir yanıtla değil; bireysel anatomik bulguların titizlikle değerlendirilmesinin ardından yanıtlanır. Danışanlar; mümkün olan maksimum redüksiyonu değil, güvenli ve sürdürülebilir bir konturlamayı hedef olarak benimseyerek ameliyata girer.
Kombine prosedürlerde — yüz feminizasyonu kapsamındaki ameliyatlar ya da boyun ile yüz estetiğinin bir arada planlandığı vakalar — cerrahi sıralama ve anestezi yönetimi, hem güvenlik hem de konfor açısından en uygun biçimde organize edilir.
Kondrolaryengoplasti, bir “süreci” değil; yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyen, uzun vadeli ve kalıcı bir fiziksel dönüşümü temsil eder. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in yaklaşımında bu dönüşüm; doğallık, güvenlik ve etik sorumluluk çerçevesinde biçimlenir.
Sürece dair sorularınızı doğrudan Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ile paylaşmak ve kişisel değerlendirmenizi almak için ücretsiz konsültasyon randevusu oluşturabilirsiniz.
Kaynaklar
- Wolfort FG, Parry RG. Laryngochondroplasty for appearance. Plast Reconstr Surg. 1975;56(4):371–374.
- Therattil PJ, Hazim NY, Cohen WA, et al. Esthetic reduction of the thyroid cartilage: a systematic review of chondrolaryngoplasty. JPRAS Open. 2019;22:27–32.
- Spiegel JH, Rodriguez G. Chondrolaryngoplasty under general anesthesia using a flexible fiberoptic laryngoscope and laryngeal mask airway. Arch Otolaryngol Head Neck Surg. 2008;134(7):704–708.
- Cohen MB, Insalaco LF, Tonn CR, et al. Patient satisfaction after aesthetic chondrolaryngoplasty. Plast Reconstr Surg Glob Open. 2018;6(8):e1877.
- Khafif A, et al. Scarless neck feminization: transoral transvestibular approach chondrolaryngoplasty. Facial Plast Surg Aesthet Med. 2020.
- Lee A, Wisco JJ, Shehan JN, et al. Dysphagia after gender affirming chondrolaryngoplasty (tracheal shave): a survey study. Facial Plast Surg Aesthet Med. 2022;24:S47–S49.
- Young VN, Rosen CA, Knott PD. Chondrolaryngoplasty. Operative Techniques in Otolaryngology – Head and Neck Surgery. 2023.
- Gilman RH, et al. Improving safety in chondrolaryngoplasty. Plast Reconstr Surg. 2022. [PMC9467673]
Bu içerik Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından klinik deneyim ve güncel tıbbi literatür doğrultusunda yazılmıştır. Genel bilgilendirme amacı taşımakta olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel değerlendirme için Dr. Erçin ile konsültasyon yapmanız önerilir.
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Doç. Dr. Erçin, uzmanlık eğitiminin ardından ABD'de Tampa General Hospital'da meme rekonstrüksiyonu ve İspanya'da Dr. Pedro Cavadas ekibinde ileri düzey rekonstrüktif mikrocerrahi eğitimi almıştır. 2018'de EBOPRAS sınavını başarıyla tamamlayan Erçin, akademik çalışmalarını Bahçeşehir Üniversitesi'nde sürdürmekte; İstanbul Bağdat Caddesi'ndeki kliniğinde yüz, meme ve vücut estetiği ile rekonstrüktif cerrahi alanlarında hizmet vermektedir.