Reserve your spot with our medical team in just minutes.
Çocuğunuzun mikrotia tanısı alması, ebeveynler için endişe ve belirsizlik dolu bir süreci başlatabilir. Bu yolculukta aklınızda pek çok soru birikmesi doğaldır. Ancak bu durumun, çocuğunuzun zekasını, potansiyelini veya sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürme becerisini etkilemediğini en başından bilmek önemlidir. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ve ekibi olarak, bu süreçte size rehberlik etmek, en güncel bilgileri sunmak ve çocuğunuz için en doğru tedavi yolunu birlikte çizmek üzere buradayız.
Mikrotia, Latince “küçük kulak” anlamına gelen, dış kulağın (kulak kepçesi) anne karnındaki gelişim sürecinde tam olarak oluşmaması durumunu tanımlayan doğumsal bir anomalidir. Bu durum, kulak kepçesinin normalden sadece biraz küçük olmasından, neredeyse hiç olmamasına (anotia) kadar geniş bir yelpazede görülebilir.
Mikrotia, nadir görülen bir durum olup, yaklaşık 6.000 ila 10.000 doğumda bir ortaya çıkar. Genellikle tek taraflı (unilateral) olarak gözlemlenir ve istatistiksel olarak sağ kulakta ve erkek çocuklarda daha sık rastlanır. Bu rakamlar, bu yolculukta yalnız olmadığınızı ve modern tıbbın bu durum için son derece etkili çözümler sunduğunu göstermektedir. Mikrotia, estetik bir farklılık olmasının yanı sıra, sıklıkla dış kulak yolunun da kapalı veya dar olmasıyla (aural atrezi) birlikte görülür ve bu durum işitmeyi etkileyebilir. Ancak, doğru yaklaşımlarla hem estetik görünüm hem de işitme fonksiyonu başarılı bir şekilde iyileştirilebilmektedir.
Mikrotia’nın Sınıflandırılması: Dereceler ve Tipler
Mikrotia’nın her çocukta farklı şekillerde ortaya çıkması, tedavi planlamasının kişiye özel yapılmasını gerektirir. Plastik cerrahlar, durumu daha iyi anlamak ve en uygun cerrahi yaklaşımı belirlemek için mikrotia’yı şiddet derecesine göre sınıflandırır. Bu sınıflandırma, ailelerin de çocuklarının durumunu net bir şekilde kavramasına yardımcı olur. Yaygın olarak kullanılan dört dereceli sistem şöyledir:
-
Derece 1: Bu en hafif formdur. Kulak kepçesi normalden biraz daha küçüktür ancak kulak kepçesini oluşturan tüm temel yapılar (kıvrımlar, çukurlar) mevcuttur ve tanınabilir durumdadır. Dış kulak yolu genellikle açıktır.
-
Derece 2: Kulak kepçesinin bir kısmı, genellikle alt yarısı, normal bir yapıya sahipken, üst yarısı eksik veya az gelişmiştir. Kulak kepçesi belirgin şekilde küçüktür ve bazı anatomik detaylar kaybolmuştur. Bu vakalarda dış kulak yolu dar (stenoz) veya tamamen kapalı (atrezi) olabilir.
-
Derece 3: En sık karşılaşılan mikrotia tipidir. Bu durumda, normal bir kulak kepçesi yerine, genellikle sadece küçük bir kulak memesi ve şekilsiz bir kıkırdak dokusundan oluşan, “fıstık şeklinde” olarak tarif edilen bir yapı mevcuttur. Dış kulak yolu neredeyse her zaman tamamen kapalıdır (aural atrezi).
-
Derece 4 (Anotia): Bu, mikrotia’nın en ileri formudur ve dış kulağın tamamen yokluğu anlamına gelir. Kulak kepçesi veya kulak memesi gibi hiçbir yapı bulunmaz.
Bu sınıflandırma, rekonstrüksiyon cerrahisinin karmaşıklığını ve ihtiyaç duyulacak cerrahi teknikleri belirlemede kritik bir rol oynar. Her derece, farklı bir cerrahi strateji ve beklenti yönetimi gerektirir.
Mikrotia’nın Nedenleri ve İlişkili Sendromlar
Nedenleri Anlamak: Genetik ve Çevresel Faktörler
Ebeveynlerin en sık sorduğu sorulardan biri “Neden oldu?” sorusudur. Mikrotia vakalarının büyük çoğunluğunda (%95’e varan oranda), durumun kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir ve gebeliğin ilk üç ayında rastlantısal (sporadik) bir olay olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu, durumun ebeveynlerin gebelik sırasında yaptığı veya yapmadığı herhangi bir şeyle ilgili olmadığı anlamına gelir ve bu bilgiyi özümsemek, ailelerin üzerindeki suçluluk duygusunu hafifletmek için hayati önem taşır.
Bilimsel araştırmalar, mikrotia’nın tek bir nedenden ziyade çok faktörlü bir kökene sahip olabileceğini göstermektedir. Potansiyel faktörler arasında şunlar yer alır:
-
Genetik Yatkınlık: Ailede mikrotia öyküsü olması riski artırabilse de bu durum oldukça nadirdir. Mikrotialı bir ebeveynin çocuğuna bu durumu geçirme riski düşüktür.
-
Çevresel Faktörler: Gebeliğin erken dönemlerinde annenin diyabet hastası olması veya bazı ilaçlara (örneğin, yüksek doz A vitamini içeren akne ilacı isotretinoin) maruz kalması gibi durumların riski artırabileceğine dair çalışmalar bulunmaktadır.
Mikrotia’nın Ötesinde: İlişkili Sendromlar
Mikrotia çoğu zaman izole bir durum olarak ortaya çıksa da bazen daha kapsamlı kraniofasiyal (baş-yüz) sendromların bir parçası olabilir. Bu sendromların varlığını tanımak, sadece kulak rekonstrüksiyonu değil, aynı zamanda çocuğun genel sağlığı ve gelişimi için bütüncül bir tedavi planı oluşturulması açısından kritik öneme sahiptir. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin gibi karmaşık rekonstrüktif mikrocerrahi ve doğumsal anomali tedavilerinde derin uzmanlığa sahip cerrahlar, bu karmaşık vakaları yönetmek için gerekli bilgi ve deneyime sahiptir.
-
Hemifasiyal Mikrozomi (Hemifacial Microsomia): Yarık dudak ve damaktan sonra en sık görülen ikinci yüz anomalisidir. Yüzün bir tarafındaki kemik ve yumuşak dokuların (çene, ağız, yanak ve kulak) az gelişmesiyle karakterizedir. Mikrotia, hemifasiyal mikrozominin en sık görülen belirtilerinden biridir ve bu durum, yüz asimetrisinin düzeltilmesi gibi ek cerrahi müdahaleler gerektirebilir.
-
Goldenhar Sendromu: Hemifasiyal mikrozominin bir alt tipi olarak kabul edilen bu sendromda, yüz asimetrisi ve kulak anomalilerine ek olarak göz (göz küresinde iyi huylu kistler) ve omurga anomalileri de görülebilir.
-
Treacher Collins Sendromu: Elmacık kemikleri, çene, göz kapakları ve kulakların gelişimini etkileyen nadir bir genetik durumdur. Hemifasiyal mikrozomiden farklı olarak, Treacher Collins sendromunda yüzdeki bulgular genellikle her iki tarafta da (bilateral) ve simetrik olarak görülür. Bu sendrom, solunum ve beslenme güçlüklerine yol açabilen ciddi çene küçüklüğü ile ilişkili olabilir.
Bu sendromların varlığı, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Plastik cerrahlar, KBB uzmanları, odyologlar, ortodontistler ve konuşma terapistlerinden oluşan bir ekip, çocuğun tüm ihtiyaçlarını karşılamak için birlikte çalışır.
Tanı ve Değerlendirme Süreci: İlk Adımlar ve Yol Haritası
Mikrotia tanısı genellikle doğumdan hemen sonra, bebeğin fiziksel muayenesi sırasında konulur. Nadiren, gebelik sırasında yapılan detaylı ultrason incelemelerinde de fark edilebilir, ancak bu standart bir uygulama değildir. Tanı konulduktan sonraki süreç, aileler için bir yol haritası niteliğindedir ve atılacak adımlar bellidir:
-
İşitmenin Değerlendirilmesi: En öncelikli adım, bebeğin işitme durumunun değerlendirilmesidir. Özellikle dış kulak yolunun kapalı olduğu (aural atrezi) durumlarda, sesin orta ve iç kulağa ulaşımı engellenir. Bu durum “iletim tipi işitme kaybı” olarak adlandırılır. Konuşma ve dil gelişiminin olumsuz etkilenmemesi için işitme testlerinin doğumdan sonraki ilk birkaç ay içinde yapılması kritik öneme sahiptir. Bu amaçla kullanılan iki temel, ağrısız ve güvenli test şunlardır:
-
Otoakustik Emisyon (OAE): İç kulaktaki (koklea) duyu hücrelerinin sese verdiği tepkiyi ölçen hızlı bir tarama testidir.
-
Uyarılmış İşitsel Beyin Sapı Cevabı (BERA/ABR): Kulağa verilen sesli uyarının işitme siniri ve beyin sapındaki yollar boyunca iletilmesini ölçen daha detaylı bir testtir.
-
-
Görüntüleme Yöntemleri: Cerrahi tedavi planlaması aşamasına gelindiğinde, kulak yapısının daha detaylı incelenmesi için görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Yüksek Çözünürlüklü Bilgisayarlı Tomografi (BT), özellikle orta ve iç kulak kemikçiklerinin durumunu, işitme sinirinin seyrini ve çene ekleminin pozisyonunu değerlendirmek için altın standarttır. Bu görüntüler, hem kulak rekonstrüksiyonu hem de işitme rehabilitasyonu cerrahileri için cerraha hayati bilgiler sunar.
Mikrotia Tedavi Yöntemleri: Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ile Modern Çözümler
Mikrotia tedavisinin amacı, hem estetik olarak doğal bir kulak görünümü sağlamak hem de işitme fonksiyonunu mümkün olan en iyi seviyeye getirmektir. Tedavi seçenekleri, mikrotianın derecesine, çocuğun yaşına ve ailenin tercihlerine göre kişiselleştirilir.
Cerrahi Zamanlaması: Neden Beklemek Önemlidir?
Ebeveynlerin en merak ettiği konulardan biri ameliyatın ne zaman yapılabileceğidir. Kulak rekonstrüksiyonu için genellikle çocuğun 5 ila 10 yaş arasına gelmesi beklenir. Bu bekleme sürecinin birkaç önemli nedeni vardır:
-
Kulak Gelişimi: 5-6 yaşlarında, sağlıklı olan kulak, yetişkin boyutunun yaklaşık %85’ine ulaşır. Bu, cerrahın yeni kulağı simetrik olarak tasarlaması için güvenilir bir şablon sağlar.
-
Kıkırdak Gelişimi: Hastanın kendi kaburga kıkırdağının kullanılacağı otolog yöntemde, göğüs kafesindeki kıkırdakların yeni bir kulak iskeleti oluşturmak için yeterli büyüklüğe ve güce ulaşması gerekir.
-
Psikososyal Gelişim: Ameliyatın okul çağının başlarında tamamlanması, çocuğun sosyal çevresinde yaşayabileceği olası zorlukları ve akran zorbalığını en aza indirerek psikolojik olarak daha sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesine yardımcı olur.
Otolog Kaburga Kıkırdağı ile Kulak Rekonstrüksiyonu: Altın Standart
Bu yöntem, dünya genelinde mikrotia cerrahisinde “altın standart” olarak kabul edilen, zamanla kendini kanıtlamış bir tekniktir. Süreç, hastanın kendi kaburga kıkırdaklarının kullanılmasına dayanır. Cerrah, göğüs kafesinden aldığı kıkırdakları, diğer sağlıklı kulağın ayna görüntüsü olacak şekilde büyük bir ustalık ve sanatla yontarak üç boyutlu bir kulak iskeleti oluşturur. Bu iskelet, kulağın olması gereken yerdeki deri altına yerleştirilir.
Bu yöntem genellikle 6 ay arayla yapılan 2 veya 3 aşamalı bir dizi ameliyatı içerir. Avantajları oldukça fazladır:
-
Biyouyumluluk: Vücudun kendi dokusu olduğu için reddedilme veya enfeksiyon riski son derece düşüktür.
-
Kalıcılık ve Dayanıklılık: Oluşturulan yeni kulak, canlı bir dokudur. Çocukla birlikte büyür, kanlanır ve darbelere karşı son derece dayanıklıdır.
-
Doğal His: Zamanla duyusal sinirlerin de gelişmesiyle doğal bir kulak hissi verir.
Bu teknik, cerrahın üç boyutlu algı, sanatsal yetenek ve mikrocerrahi tecrübesini gerektiren son derece karmaşık bir işlemdir.
Alloplastik İmplantlar (Medpor/Su-Por) ile Rekonstrüksiyon: Modern Bir Alternatif
Son yıllarda geliştirilen bu teknikte, kulak iskeleti olarak hastanın kendi kıkırdağı yerine, biyouyumlu ve gözenekli bir yapıya sahip polietilen implantlar (Medpor veya Su-Por gibi markalarla bilinir) kullanılır. Bu implant, şakak bölgesindeki saçlı derinin altından alınan, kan damarlarınca zengin bir doku zarı (temporoparietal fasya flebi) ile kaplanır ve üzerine deri greftleri yerleştirilir.
Bu yöntemin avantajları şunlardır:
-
Erken Yaşta Uygulama: Göğüs kafesi gelişimini beklemek gerekmediği için ameliyat 3 yaş gibi erken bir dönemde yapılabilir.
-
Tek Seans: Genellikle tek bir cerrahi seansta tamamlanabilir, bu da toplam anestezi süresini ve ameliyat sayısını azaltır.
-
Göğüs Kesiği Olmaması: Hastanın göğüs bölgesinde ek bir yara izi oluşmaz.
Dezavantajları ise şunları içerir:
-
Yabancı Cisim Riski: Sentetik bir materyal olduğu için, ömür boyu travmaya bağlı kırılma, enfeksiyon veya implantın üzerindeki derinin incelerek dışarı çıkması (ekspozisyon) gibi düşük de olsa bir risk taşır.
-
Sertlik: Oluşturulan kulak, kıkırdakla yapılan kulağa göre daha sert bir his verebilir.
Kulak Protezleri: Cerrahi Olmayan Bir Seçenek
Cerrahiyi tercih etmeyen veya sağlık durumu ameliyata uygun olmayan hastalar için kulak protezleri mükemmel bir estetik çözüm sunar. Medikal silikondan yapılan bu protezler, bir anaplastolog tarafından diğer kulağın birebir kopyası olarak tasarlanır ve son derece gerçekçi bir görünüme sahiptir. Protezler, özel medikal yapıştırıcılarla cilde tutturulabilir veya cerrahi olarak kemiğe yerleştirilen titanyum implantlara mıknatıslar aracılığıyla sabitlenebilir.
Mikrotia Rekonstrüksiyon Yöntemlerinin Karşılaştırılması
| Yöntem | Kullanılan Materyal | İdeal Yaş | Cerrahi Aşamaları | Avantajları | Dezavantajları |
| Otolog Rekonstrüksiyon | Hastanın Kendi Kaburga Kıkırdağı | 5-10 yaş ve üzeri | Genellikle 2-3 seans | Vücudun kendi dokusu, enfeksiyon ve reddetme riski düşük, ömür boyu kalıcı, doğal his. | Göğüs bölgesinde ek kesi, birden fazla ameliyat gerektirir, daha ileri yaşta yapılır. |
| Alloplastik İmplant | Biyouyumlu Polietilen (Medpor/Su-Por) | 3 yaş ve üzeri | Genellikle 1-2 seans | Göğüs kesisi yok, erken yaşta yapılabilir, daha kısa operasyon süresi. | Yabancı cisim, travmaya karşı daha hassas, ömür boyu enfeksiyon/ekspozisyon riski. |
| Kulak Protezi | Medikal Silikon | Her yaş | Cerrahi (implantlı) veya cerrahisiz (yapıştırıcılı) | Cerrahi risk yok (yapıştırıcılı), son derece gerçekçi görünüm. | Günlük bakım gerektirir, düşebilir, cerrahi bir çözüm değildir. |
İşitmenin Yeniden Kazanılması: Fonksiyonel İyileşme ve Teknoloji
Mikrotia’ya sıklıkla eşlik eden dış kulak yolunun kapalı olması (aural atrezi), ses dalgalarının iç kulağa ulaşmasını engelleyerek iletim tipi işitme kaybına neden olur. Ancak iyi haber şudur ki, bu çocukların büyük çoğunluğunda iç kulak (koklea) ve işitme siniri tamamen sağlıklıdır. Bu, doğru teknolojiyle işitmenin yeniden kazanılabileceği anlamına gelir.
Tek taraflı mikrotiası olan çocuklar, sağlıklı kulakları sayesinde normal konuşma ve dil gelişimi gösterebilirler. Ancak sesin yönünü tayin etmede ve gürültülü ortamlarda duymada zorluk yaşayabilirler. Çift taraflı mikrotiası olan çocuklarda ise işitme rehabilitasyonu, dil gelişiminin gecikmemesi için hayati önem taşır.
Kemiğe İmplante İşitme Cihazları (BAHA): Modern Bir Çözüm
Günümüzde mikrotia kaynaklı işitme kaybı için en etkili çözüm, kemiğe implante edilen işitme sistemleridir (BAHA – Bone Anchored Hearing Aid). Bu cihazlar, kapalı olan dış ve orta kulak yolunu tamamen bypass ederek çalışır. Sistem, sesleri titreşimlere dönüştürür ve bu titreşimleri kafatası kemiği aracılığıyla doğrudan sağlıklı iç kulağa iletir.
-
Küçük Çocuklar İçin: Cerrahi implantasyon için uygun yaşa gelene kadar, bu cihazların ses işlemcisi yumuşak bir saç bandı (softband) üzerine takılarak kullanılabilir. Bu, bebeklikten itibaren işitsel uyarım almalarını sağlar.
-
Cerrahi İmplantasyon: Çocuk yeterli kemik kalınlığına ulaştığında, kulak arkasındaki kemiğe küçük bir titanyum implant cerrahi olarak yerleştirilir. İyileşme sonrası ses işlemcisi bu implanta takılır ve kalıcı, konforlu bir işitme çözümü sunar.
Dış kulak yolunu cerrahi olarak açma (kanaloplasti) seçeneği de mevcut olmakla birlikte, bu işlem yüz siniri hasarı, kanalın yeniden daralması ve kronik enfeksiyon gibi ciddi riskler taşıdığı için günümüzde daha az tercih edilmektedir.
Ameliyat ve İyileşme Süreci: Ne Beklemelisiniz?
Kulak rekonstrüksiyonu kararı, aileler için heyecan verici olduğu kadar endişe verici de olabilen bir süreçtir. Sürecin her aşamasını bilmek, bu endişeleri azaltmaya yardımcı olur.
-
Ameliyat Öncesi Hazırlık: Cerrahi öncesinde Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ile detaylı bir görüşme yapılır. Çocuğun genel sağlık durumu değerlendirilir, gerekli görüntüleme (BT) çalışmaları incelenir ve cerrahi plan tüm ayrıntılarıyla aileye anlatılır.
-
Ameliyat ve Hastanede Kalış: Ameliyat genel anestezi altında gerçekleştirilir. Otolog kıkırdak yöntemi kullanılıyorsa, operasyon yaklaşık 6 saat sürebilir. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresi genellikle 2-3 gündür. Bu sürede ağrı kontrolü sağlanır ve ilk pansumanlar yapılır.
-
Evde İyileşme Süreci: İyileşme döneminde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yeni oluşturulan kulağı her türlü baskı ve travmadan korumaktır.
-
Pansuman ve Bakım: İlk birkaç hafta boyunca kulak özel bir bandajla korunur. Pansumanların doktorun belirttiği şekilde düzenli olarak yapılması gerekir.
-
Uyku Pozisyonu: En az 1 ay boyunca çocuğun ameliyat edilen kulağının üzerine yatmaması kritik öneme sahiptir. Sırtüstü veya diğer tarafına dönük yatması teşvik edilmelidir.
-
Aktivite: Şişlik ve morluklar ilk haftalarda normaldir ve zamanla azalır. Çocuk, birkaç hafta boyunca koşma, zıplama gibi yorucu aktivitelerden ve temas sporlarından uzak durmalıdır.
-
Nihai Sonuç: Kulağın tam olarak oturması, şişliklerin tamamen inmesi ve nihai şeklini alması birkaç ay sürebilir. Bu süreçte sabırlı olmak ve doktorun takip randevularına düzenli olarak uymak önemlidir.
-
Mikrotia Cerrahisinde Neden Doç. Dr. Burak Sercan Erçin?
Mikrotia rekonstrüksiyonu, plastik cerrahinin en zorlu ve uzmanlık gerektiren alanlarından biridir. Bu hassas süreçte, cerrah seçimi tedavinin başarısını doğrudan etkiler. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, bu alanda sahip olduğu derin bilgi birikimi, uluslararası deneyimi ve hasta odaklı yaklaşımı ile öne çıkmaktadır.
-
Üst Düzey Rekonstrüktif Mikrocerrahi Uzmanlığı: Dr. Erçin, estetik cerrahinin yanı sıra, en karmaşık doku ve sinir onarımlarını içeren rekonstrüktif mikrocerrahi alanında özel eğitim almıştır. Bu uzmanlık, kulak gibi ince detaylara sahip üç boyutlu bir yapıyı yeniden oluşturmak için gereken teknik hassasiyet ve beceriyi sağlar.
-
Uluslararası Vizyon ve Deneyim: Eğitiminin bir parçası olarak, dünyanın en önde gelen rekonstrüktif mikrocerrahlarından Dr. Pedro Cavadas ile İspanya’da çalışma fırsatı bulmuştur. Bu deneyim, kendisine en güncel ve ileri cerrahi teknikleri kendi pratiğine entegre etme imkanı tanımıştır.
-
Akademik ve Bilimsel Yaklaşım: Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki akademik görevi ve ulusal ve uluslararası kongrelerde sunduğu çok sayıda bilimsel çalışma, onun sadece bir uygulayıcı değil, aynı zamanda alanını ileriye taşıyan bir bilim insanı olduğunu göstermektedir. Avrupa Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Yeterlilik Belgesi (EBOPRAS) sahibi olması, uluslararası standartlarda bir yetkinliğe sahip olduğunun bir kanıtıdır.
-
Hasta Odaklı ve Şefkatli Yaklaşım: Teknik mükemmelliğin ötesinde, Dr. Erçin hastaları ve aileleriyle kurduğu güvene dayalı iletişimle tanınır. Hasta yorumları, onun profesyonel, bilgili, mütevazı ve nazik yaklaşımını, hastalarını tüm süreç boyunca rahat ve güvende hissettirme becerisini sıklıkla vurgulamaktadır. Bu, özellikle çocuk hastaların ve ailelerinin bu zorlu süreci daha pozitif bir deneyimle atlatmaları için paha biçilmezdir.
Çocuğunuzun mikrotia tedavisi için kişiselleştirilmiş bir değerlendirme ve tedavi planı oluşturmak üzere İstanbul’daki kliniğimizde bir konsültasyon randevusu alabilirsiniz. Bu yolculukta size ve ailenize destek olmak için buradayız.
Mikrotia Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Mikrotia genetik bir hastalık mıdır?
Mikrotia vakalarının büyük çoğunluğu genetik geçişli değildir. Ailede başka bir bireyde mikrotia olması nadirdir ve mikrotialı bir kişinin çocuğunda bu durumun görülme riski oldukça düşüktür.
Ameliyat için en uygun yaş nedir?
Genellikle kulak rekonstrüksiyonu için 5-10 yaş arası ideal kabul edilir. Bu yaş aralığı, hem sağlıklı kulağın referans alınabilecek bir boyuta ulaşması hem de kaburga kıkırdağının yeterince gelişmesi için önemlidir.
Çocuğumun mikrotialı kulağı duyuyor mu?
Eğer dış kulak yolu kapalıysa (aural atrezi), sesin iç kulağa ulaşması engellendiği için o kulakta iletim tipi işitme kaybı olur. Ancak iç kulak yapıları genellikle sağlıklıdır, bu da işitmenin uygun cihazlarla geri kazanılabileceği anlamına gelir.
İşitme cihazı kullanmak gerekli mi?
Çift taraflı mikrotia durumunda, konuşma ve dil gelişiminin normal ilerlemesi için bebeklikten itibaren işitme cihazı (genellikle softband BAHA) kullanımı şiddetle tavsiye edilir. Tek taraflı vakalarda ise, sesin yönünü tayin etme ve gürültülü ortamlarda anlama becerisini artırmak için işitme cihazı bir seçenek olabilir.
Ameliyat sonrası iyileşme ne kadar sürer?
İlk iyileşme birkaç hafta sürerken, şişliklerin tamamen inmesi ve kulağın son şeklini alması birkaç ayı bulabilir. Bu süreçte doktorun talimatlarına uymak ve kulağı darbelerden korumak çok önemlidir.
Kaburga kıkırdağı kullanmak çocuğuma zarar verir mi?
Kaburga kıkırdağı alımı, bu alanda deneyimli bir cerrah tarafından yapıldığında güvenli bir işlemdir. Alınan kıkırdak miktarı göğüs kafesinin yapısını veya fonksiyonunu bozmaz ve zamanla vücut bu bölgeyi onarır. Göğüs duvarında küçük bir cerrahi iz kalır.
Kepçe kulak ile mikrotia aynı şey midir?
Hayır, aynı şey değildir. Kepçe kulak, normal boyut ve yapıdaki bir kulak kepçesinin kafa ile yaptığı açının fazla olmasıdır. Mikrotia ise kulak kepçesinin doğuştan eksik veya az gelişmiş olması durumudur. Tedavileri tamamen farklıdır.
Ameliyat sonrası kulak üzerine yatılabilir mi?
Hayır. Ameliyattan sonraki en az 1 ay boyunca, yeni oluşturulan kulağın şeklinin bozulmaması ve kan dolaşımının sağlıklı olması için kesinlikle o kulağın üzerine yatılmamalıdır.
İlk muayeneniz, sizinle tanışmak, hedeflerinizi ve beklentilerinizi derinlemesine anlamak için ayırdığımız özel bir zamandır. Bu görüşme sırasında, estetik veya fonksiyonel olarak sizi rahatsız eden konuları dinliyor, detaylı bir tıbbi değerlendirme yapıyoruz. Ardından, size özel durumunuza en uygun tedavi seçeneklerini, süreçlerini, olası sonuçlarını ve iyileşme dönemini tüm şeffaflığıyla anlatıyoruz.
Hasta güvenliği, tüm cerrahi yaklaşımlarımızın temelinde yer alan en öncelikli konudur. Güvenli bir cerrahi süreç için ilk adım, operasyonu gerçekleştirecek cerrahın alanında uzman, tecrübeli ve uluslararası standartlarda eğitim almış bir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı olmasıdır. Tüm operasyonlarımızı, modern teknolojiye ve donanıma sahip, yüksek hijyen standartlarına uygun, tam teşekküllü hastanelerde gerçekleştiriyoruz.