Reserve your spot with our medical team in just minutes.
Yüz, kimliğimizin, ifadelerimizin ve dünyayla iletişimimizin merkezidir. Ancak trafik kazaları, beklenmedik düşmeler, spor yaralanmaları veya şiddet olayları gibi travmatik bir an, bu merkezi yapıyı saniyeler içinde değiştirebilir. Yüz travması, basit bir yaralanmanın çok ötesinde, hem fiziksel hem de psikolojik olarak derin izler bırakan, hayatı değiştiren bir olaydır. Bu tür bir yaralanma, sadece estetik görünümü değil, aynı zamanda nefes alma, çiğneme, konuşma gibi en temel yaşamsal fonksiyonları da doğrudan etkileyebilir. Bu zorlu süreçte hastalar, yalnızca kırık kemiklerin onarılmasını değil, aynı zamanda yüzlerinin, fonksiyonlarının ve en önemlisi özgüvenlerinin yeniden inşa edilmesini beklerler.
Maksillofasiyal rekonstrüksiyon, tam da bu noktada devreye giren, plastik ve rekonstrüktif cerrahinin en karmaşık ve hassas alanlarından biridir. Bu disiplin, yüzün karmaşık anatomik yapısını en ince ayrıntısına kadar anlama, hasar görmüş kemik ve yumuşak dokuları hem fonksiyonel hem de estetik olarak en ideal şekilde onarma sanatıdır. İstanbul’da bu alanda öncü bir isim olan Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, 10 yılı aşkın tecrübesi, uluslararası düzeyde edindiği mikrocerrahi uzmanlığı ve hasta odaklı yaklaşımıyla, en karmaşık yüz travması vakalarında bile hastalarına umut ve çözüm sunmaktadır. Doç. Dr. Erçin, cerrahi mükemmelliği, hastalarının duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını anlayan şefkatli bir yaklaşımla birleştirerek, bu zorlu yolculukta onlara güvenilir bir ortak olur.
Yüz Travmalarının Sebepleri ve Karmaşık Doğası
Yüz travmaları, çeşitli etkenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir ve genellikle birden fazla doku tipini içeren karmaşık yaralanmalardır. Bu yaralanmaların doğru bir şekilde sınıflandırılması, en etkili tedavi planının oluşturulması için kritik öneme sahiptir.
Yaygın Nedenler
Yüz yaralanmalarının ardında yatan başlıca nedenler şunlardır:
-
Motorlu Araç Kazaları: Trafik ve motosiklet kazaları, yüz kırıklarının en sık ve en şiddetli nedenidir. Özellikle alt çene (mandibula) ve elmacık kemiği (zigoma) kırıkları bu tür kazalarda yaygın olarak görülür.
-
Şiddet Olayları (Darp): Yüze alınan darbeler, özellikle çene, burun ve göz çevresi kemiklerinde kırıklara yol açabilir.
-
Düşmeler: Özellikle yaşlılarda ve çocuklarda, yüksekten veya aynı seviyede düşmeler ciddi yüz yaralanmalarına neden olabilir.
-
Spor Yaralanmaları: Temas sporları sırasında meydana gelen çarpışmalar, yüz kemiklerinde ve yumuşak dokularda hasara yol açabilir.
Yaralanma Sınıflandırması
Yüz travması, tek bir yapıyı değil, birbiriyle ilişkili birçok anatomik bölgeyi etkileyebilir. Bu nedenle, kapsamlı bir değerlendirme esastır.
-
Yumuşak Doku Yaralanmaları: Derideki kesikler (laserasyonlar), doku kayıpları (avülsiyonlar) ve ezilmeler bu gruba girer. Bu yaralanmaların onarımında, yara izini en aza indirmek ve alttaki sinirler, kaslar ve tükürük bezleri gibi hassas yapıları korumak hedeflenir. Doku temizliği, kanama kontrolü ve katmanlı dikiş teknikleri, estetik ve fonksiyonel sonuçlar için hayati önem taşır.
-
Yüz Kemiği Kırıkları (Maksillofasiyal Kırıklar): Yüz iskeletini oluşturan kemiklerin herhangi birinde veya birkaçında meydana gelen kırıklardır. Bu kırıklar, yüzün şeklini ve simetrisini bozarak hem estetik hem de fonksiyonel sorunlara yol açar.
-
Özel Yapıların Hasarı: Travmanın şiddetine bağlı olarak dişler, gözler ve gözyaşı kanalları gibi özel yapılar da zarar görebilir. Dişlerde kırılma, yerinden çıkma veya kayıplar meydana gelebilir. Göz yuvasını (orbita) etkileyen kırıklar ise görme fonksiyonlarını tehdit edebilir. Bu nedenle tedavi planı, multidisipliner bir yaklaşım gerektirebilir.
Doğru Teşhis: Modern Rekonstrüksiyonun Temel Taşı
Yüz travmalarının başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi, her şeyden önce doğru ve eksiksiz bir teşhise dayanır. Bu süreç, acil müdahaleden ileri görüntüleme teknolojilerine kadar uzanan çok aşamalı bir değerlendirmeyi içerir.
İlk Değerlendirme ve Acil Müdahale
Ciddi yüz travması geçiren bir hasta için ilk öncelik, hayati fonksiyonların güvence altına alınmasıdır. Özellikle hava yolu tıkanıklığı en büyük tehlikedir ve ağız içindeki kanama, ödem veya yerinden oynamış kemik parçaları nedeniyle oluşabilir. Acil serviste solunum yolu açıklığı sağlanır, kanama kontrol altına alınır ve olası kafa ve boyun yaralanmaları açısından hasta stabilize edilir.
Kapsamlı Klinik Muayene
Hayatı tehlike ortadan kalktıktan sonra, Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından detaylı bir klinik muayene gerçekleştirilir. Bu muayene, yaralanmanın tüm boyutlarını ortaya çıkarmayı hedefler:
-
Görsel Değerlendirme (İnspeksiyon): Yüz simetrisi, şişlik (ödem), morarma (ekimoz), deformiteler ve açık yaralar dikkatle incelenir.
-
Dokunarak Muayene (Palpasyon): Kemik yapılarındaki düzensizlikler, hareketlilik ve hassasiyet elle kontrol edilir.
-
Fonksiyonel Değerlendirme: Hastadan gülümseme, kaşlarını çatma gibi mimik hareketleri yapması istenerek yüz sinirlerinin (fasiyal sinir) fonksiyonu değerlendirilir. Göz hareketleri, çift görme olup olmadığı ve çenenin açılıp kapanması (oklüzyon) kontrol edilir.
İleri Görüntüleme Teknolojileri
Klinik muayene bulgularını doğrulamak ve cerrahi planlamanın temelini oluşturmak için yüksek teknolojili görüntüleme yöntemleri kullanılır. Günümüzde, yüz travmalarının teşhisinde altın standart, üç boyutlu (3D) rekonstrüksiyonlu Bilgisayarlı Tomografi (BT) taramalarıdır. Bu teknoloji, cerraha şunları sağlar:
-
Kırık hatlarının milimetrik hassasiyetle görüntülenmesi.
-
Kemik parçalarının ne kadar yer değiştirdiğinin net bir şekilde anlaşılması.
-
Yüzün üç boyutlu bir modelini oluşturarak yaralanmayı her açıdan değerlendirme imkanı.
Bu detaylı “yol haritası”, cerrahi müdahalenin en doğru ve güvenli şekilde planlanmasını sağlayarak, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler.
Maksillofasiyal Rekonstrüksiyonda Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in İleri Cerrahi Yaklaşımları
Yüz travmalarının onarımı, sadece kırık kemikleri bir araya getirmek değil, aynı zamanda yüzün estetik konturlarını, simetrisini ve fonksiyonlarını yeniden sağlamayı amaçlayan bir sanat ve bilim birleşimidir. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, her hastanın benzersiz anatomik yapısını ve yaralanma paternini dikkate alarak, en güncel ve teknolojik olarak en ileri cerrahi yöntemleri kişiye özel bir yaklaşımla uygular.
Alt ve Üst Çene Kırıkları (Mandibula ve Maksilla)
Çene kırıkları, çiğneme, konuşma ve hatta nefes alma gibi temel fonksiyonları ciddi şekilde bozabilir. Bu kırıkların tedavisinde amaç, kemikleri anatomik olarak doğru pozisyonda sabitleyerek (redüksiyon ve fiksasyon) dişlerin birbiriyle olan ilişkisini (oklüzyon) yeniden sağlamaktır. Doç. Dr. Erçin, bu onarımları genellikle ağız içinden yapılan kesilerle gerçekleştirir. Bu yaklaşım, yüzde görünür bir yara izi bırakmaz. Kırık kemikler, biyolojik olarak uyumlu, küçük titanyum plaklar ve vidalar (mini-plak fiksasyonu) kullanılarak sağlam bir şekilde sabitlenir. Bu modern tespit yöntemi, hastanın çenesinin tellerle uzun süre kapalı kalma ihtiyacını ortadan kaldırarak daha hızlı bir fonksiyonel iyileşme sağlar.
Elmacık Kemiği (Zigoma) ve Göz Yuvası (Orbita) Kırıkları
Elmacık kemiği, yüzün projeksiyonunu ve konturunu belirleyen kilit bir yapıdır. Bu bölgedeki kırıklar, yüzde çökme, asimetri ve estetik olarak istenmeyen bir görünüme neden olabilir. Daha da önemlisi, bu kırıklar sıklıkla göz yuvasının tabanını (orbita tabanı) da etkiler. Orbita tabanının çökmesi, göz kaslarının sıkışmasına ve çift görme (diplopi) gibi ciddi görme sorunlarına yol açabilir. Bu hassas bölgenin onarımı, büyük bir titizlik ve uzmanlık gerektirir. Doç. Dr. Erçin, bu ameliyatları genellikle alt göz kapağının içinden veya kirpik dibinden yapılan gizli kesilerle gerçekleştirir. Çöken orbita tabanını desteklemek ve göz küresini doğru pozisyonuna getirmek için titanyum ağ (mesh) veya özel olarak tasarlanmış medpor gibi implantlar kullanılır.
Burun ve Alın Kemiği (Frontal Sinüs) Kırıkları
Burun kırıkları en sık görülen yüz yaralanmalarıdır ve hem estetik deformitelere hem de nefes alma güçlüğüne neden olabilir. Tedavisi, kırığın ciddiyetine göre kapalı veya açık tekniklerle kemiklerin ve kıkırdakların yeniden şekillendirilmesini içerir. Alın kemiği (frontal kemik) kırıkları ise daha nadir görülmekle birlikte, beyne olan yakınlığı nedeniyle potansiyel olarak çok daha ciddidir. Bu bölgenin rekonstrüksiyonu, altta yatan beyni korumak ve alın konturunu estetik olarak yeniden oluşturmak için titiz bir cerrahi planlama ve uygulama gerektirir.
Teknolojiyi Sanatla Birleştiren Yenilikçi Teknikler
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek, cerrahi sonuçları optimize etmek ve hasta güvenliğini en üst düzeye çıkarmak için en son teknolojilerden yararlanır.
-
3D Bilgisayar Destekli Cerrahi Planlama ve Navigasyon: Ameliyattan önce, hastanın BT taramalarından elde edilen üç boyutlu dijital modeli üzerinde bir “sanal cerrahi” gerçekleştirilir. Bu sayede kemik kesilerinin (osteotomi) yerleri, plak ve vidaların en ideal konumları milimetrik hassasiyetle planlanır. Ameliyat sırasında ise cerrahi navigasyon sistemleri, adeta bir GPS gibi, cerrahi aletlerin hastanın anatomisi içindeki konumunu gerçek zamanlı olarak göstererek planın kusursuz bir şekilde uygulanmasını sağlar ve kritik anatomik yapılara zarar verme riskini en aza indirir.
-
Kişiye Özel İmplantlar (PEEK & Titanyum): Özellikle büyük kemik kayıplarının olduğu veya karmaşık anatomik onarımların gerektiği durumlarda, standart plaklar yetersiz kalabilir. Bu vakalarda, 3D baskı teknolojisi kullanılarak hastanın kendi anatomisine birebir uyan kişiye özel implantlar (Patient-Specific Implants – PSI) üretilir. PEEK (Polietereterketon) gibi yenilikçi materyaller, kemiğe benzer esneklik modülü, yüksek biyouyumluluğu ve radyolojik görüntülemelerde artefakt oluşturmaması gibi avantajlarıyla öne çıkar. Bu implantlar, mükemmel bir uyum sağlayarak hem estetik sonuçları iyileştirir hem de ameliyat süresini kısaltır.
-
Endoskopik (Minimal İnvaziv) Cerrahi: Uygun vakalarda, özellikle alt çene eklem (kondil) kırıkları ve elmacık kemiği arkı kırıklarında, büyük kesiler yerine birkaç küçük ve gizli kesiden (saçlı deri içi veya ağız içi gibi) girilerek endoskop (küçük bir kamera) yardımıyla onarım yapılır. Bu minimal invaziv yaklaşım, daha az doku hasarı, daha az görünür yara izi, daha hızlı iyileşme ve daha az ameliyat sonrası ağrı gibi önemli avantajlar sunar.
-
Rekonstrüktif Mikrocerrahi: Yüz travmaları sadece kemikleri değil, aynı zamanda milimetrik çaptaki sinirleri, damarları ve dokuları da zedeleyebilir. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in dünyanın önde gelen isimlerinden aldığı rekonstrüktif mikrocerrahi eğitimi ve uzmanlığı, bu hassas yapıların onarımında kilit rol oynar. Kopmuş bir yüz sinirinin onarılması, his kaybının veya mimik kaslarındaki felcin geri döndürülmesi için mikrocerrahi teknikler vazgeçilmezdir. Bu üst düzey uzmanlık, en ağır ve karmaşık yaralanmalarda bile fonksiyonel restorasyonun mümkün olmasını sağlar.
İyileşme Süreci: Sabır ve Uzman Desteğiyle Adım Adım İlerleme
Maksillofasiyal rekonstrüksiyon sonrası iyileşme, cerrahi operasyonun kendisi kadar önemli bir süreçtir. Bu dönem, hastanın sabrını ve doktorun talimatlarına titizlikle uymasını gerektirir. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ve ekibi, bu sürecin her aşamasında hastalarına rehberlik ederek, iyileşmenin mümkün olan en konforlu ve güvenli şekilde ilerlemesini sağlar.
Ameliyat Sonrası İlk Saatler ve Günler
Ameliyatın hemen ardından hastalar, genellikle birkaç gün hastanede gözlem altında tutulur. Bu ilk dönemde ağrı, şişlik ve morluklar beklenen durumlardır ve vücudun doğal iyileşme tepkisinin bir parçasıdır. Bu belirtileri kontrol altına almak için:
-
Ağrı kesiciler düzenli olarak uygulanır.
-
Yüz bölgesine aralıklı olarak soğuk kompres (buz uygulaması) yapılarak şişlik ve morlukların artması engellenir.
-
Başın yüksekte tutulması, ödemin azalmasına yardımcı olur.
Eve Dönüş ve İlk Haftalar
Taburculuk sonrası evde bakım dönemi başlar. Bu süreçte enfeksiyon riskini en aza indirmek ve kemiklerin doğru kaynamasını sağlamak için belirli kurallara uyulması kritik öneme sahiptir:
-
Yara Bakımı ve Ağız Hijyeni: Ameliyat kesilerinin olduğu bölgeler, doktorun tarif ettiği şekilde temiz tutulur. Özellikle ağız içinden yapılan ameliyatlarda, enfeksiyonu önlemek için düzenli olarak antiseptik gargaralar kullanılması hayati önem taşır.
-
İlaç Kullanımı: Reçete edilen antibiyotiklerin ve ağrı kesicilerin düzenli olarak kullanılması gerekir.
-
Aktivite Kısıtlamaları: Kemiklerin iyileşme sürecinde korunması için ilk 6-8 hafta boyunca yorucu fiziksel aktivitelerden, spor yapmaktan ve travma bölgesine darbe alma riski taşıyan durumlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
Beslenme: İyileşmenin Yakıtı
Yüz travması ameliyatları sonrası beslenme, iyileşme sürecinin en zorlu ama en önemli parçalarından biridir. Özellikle çene kırıklarında, çenenin hareketini kısıtlamak gerektiğinden, beslenme düzeni aşamalı olarak ilerler:
-
İlk Aşama (Sıvı Diyet): Ameliyattan sonraki ilk birkaç gün veya hafta boyunca, hastalar sadece berrak sıvılar (su, et suyu, komposto) ve ardından tam sıvılarla (çorbalar, süt, protein takviyeleri) beslenirler.
-
İkinci Aşama (Püre Diyet): Çenedeki iyileşme ilerledikçe, püre haline getirilmiş, çiğneme gerektirmeyen yumuşak gıdalara geçilir.
-
Üçüncü Aşama (Yumuşak Gıda): Doktorun onayıyla, çatalla kolayca ezilebilen yumuşak gıdalar diyete eklenir.
-
Normal Diyete Dönüş: Kemik kaynaması tamamlandıktan sonra (genellikle 6-8 hafta sonra), yavaş yavaş normal diyete geçiş yapılır.
Uzun Dönem İyileşme (Aylar)
Tam iyileşme zaman alan bir süreçtir. İlk haftalardaki belirgin şişlikler azalsa da, nihai estetik sonuçların ortaya çıkması 6 ay ila 1 yılı bulabilir. Travma veya cerrahi sırasında etkilenen duyu sinirlerinin iyileşmesi ve his kaybının düzelmesi de benzer şekilde 6-12 ay sürebilir. Bu süreçte düzenli doktor kontrolleri, iyileşmenin doğru bir şekilde takip edilmesi için vazgeçilmezdir.
Fiziksel Onarımın Ötesinde: Psikolojik ve Estetik İyileşme
Yüz travmasının etkileri, kırık kemikler ve yaralı dokularla sınırlı kalmaz. Yüz, bir insanın kimliğinin ve benlik algısının en temel parçasıdır. Bu nedenle, yüzdeki ani ve şiddetli bir değişiklik, derin psikolojik yaralara yol açabilir. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in tedavi felsefesi, bu “görünmeyen yaraları” da iyileştirme üzerine kuruludur ve hastanın bütüncül sağlığını hedefler.
Travmanın Görünmeyen Yaraları
Yüz travması geçiren bireylerde, olayın şokunu takiben çeşitli psikolojik zorluklar yaşanması oldukça yaygındır. Bu zorluklar arasında şunlar bulunabilir:
-
Anksiyete ve Depresyon: Geleceğe dair endişe, sosyal ortamlardan kaçınma, umutsuzluk ve üzüntü hali sıkça görülür.
-
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): Kaza anının sürekli yeniden yaşanması (flashback), kabuslar, aşırı irkilme tepkileri ve olayı hatırlatan durumlardan kaçınma gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
-
Benlik Saygısı ve Beden İmajı Sorunları: Yüzdeki değişiklikler, kişinin kendine olan güvenini sarsabilir ve kimlik kaybı hissine yol açabilir.
Bu duygusal tepkilerin normal olduğunu ve iyileşme sürecinin bir parçası olduğunu kabul etmek önemlidir. Bu duyguları doğrulamak ve hastanın endişelerini dinlemek, güvene dayalı bir hekim-hasta ilişkisinin temelini oluşturur.
Estetik ve Özgüvenin Yeniden İnşası
Maksillofasiyal rekonstrüksiyonun estetik hedefleri, bir lüks veya kozmetik bir kaygı değil, psikolojik iyileşmenin temel bir bileşenidir. Yüz simetrisinin, konturlarının ve doğal görünümünün yeniden sağlanması, sadece fiziksel bir onarım değildir; aynı zamanda hastanın kaybolan benlik algısını ve özgüvenini yeniden inşa etmektir. Doç. Dr. Erçin, cerrahi planlamasını yaparken her zaman hastanın estetik beklentilerini ve yüzünün doğal harmonisini göz önünde bulundurur. Amaç, travmanın izlerini silerek hastanın aynaya baktığında yeniden kendini tanımasını ve sosyal hayata güvenle dönebilmesini sağlamaktır.
Profesyonel Destek ve Başa Çıkma Stratejileri
Fiziksel iyileşme sürecinde olduğu gibi, psikolojik iyileşme de zaman ve destek gerektirir. Bu süreçte profesyonel yardım almak, başa çıkma becerilerini güçlendirmek için atılacak en önemli adımlardan biridir.
-
Psikoterapi: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) veya Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) gibi travma odaklı terapiler, TSSB ve anksiyete belirtilerinin yönetiminde oldukça etkilidir.
-
Destek Grupları: Benzer deneyimleri yaşamış diğer insanlarla bir araya gelmek, yalnızlık hissini azaltabilir ve değerli bir duygusal destek sağlayabilir.
-
Açık İletişim: Doç. Dr. Erçin ve ekibi, hastaların tüm endişelerini ve sorularını açıkça paylaşabilecekleri güvenli bir ortam sunar. İyileşme süreci ve beklenen sonuçlar hakkında gerçekçi ve şeffaf bilgi vermek, hastanın kaygılarını azaltır ve sürece olan güvenini artırır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ameliyat sonrası yara izi kalır mı?
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, ameliyat kesilerini mümkün olduğunca ağız içi, saçlı deri veya doğal cilt kıvrımları gibi gizli bölgelerden yaparak görünür yara izini en aza indirmeyi hedefler. Mükemmel yara iyileşmesi için en ileri dikiş teknikleri ve ameliyat sonrası bakım protokolleri uygulanır.
Kullanılan plak ve vidaların çıkarılması gerekir mi?
Günümüzde kullanılan titanyum plak ve vidalar, vücutla tamamen uyumludur ve genellikle ömür boyu kalabilirler. Enfeksiyon, hassasiyet gibi nadir durumlar dışında veya hastanın özel talebi olmadıkça çıkarılmaları gerekmez. Çocuk hastalarda ise kemik gelişimini etkilememek için çıkarılmaları önerilebilir.
Ameliyat ne kadar sürer?
Ameliyatın süresi, kırığın tipine, sayısına ve karmaşıklığına bağlı olarak büyük ölçüde değişir. Basit bir burun kırığı ameliyatı yaklaşık bir saat sürerken, birden fazla yüz kemiğini içeren karmaşık rekonstrüksiyonlar birkaç saat sürebilir.
İşe/okula ne zaman dönebilirim?
Bu süre, yapılan ameliyatın kapsamına ve kişinin yaptığı işin niteliğine bağlıdır. Genellikle, masa başı işler için 2-3 hafta dinlenme yeterli olabilirken, fiziksel güç gerektiren işlere dönüş 6-8 haftayı bulabilir. Tam iyileşme ve normal hayata dönüş genellikle 3-6 ay sürer.
Yüzümde kalıcı his kaybı olur mu?
Travmanın kendisi veya cerrahi müdahale nedeniyle yüzdeki duyu sinirleri geçici olarak etkilenebilir. Bu durum genellikle alt dudak, çene veya yanak bölgesinde uyuşukluğa neden olur. Bu hissizlik çoğu vakada 6-12 ay içinde kademeli olarak düzelir. Kalıcı his kaybı nadir bir risktir.
Çift görme sorunum düzelir mi?
Göz yuvası (orbita) tabanı kırıklarına bağlı çift görme, ameliyatın ana hedeflerinden biridir. Cerrahi ile orbita tabanının onarılması ve sıkışan göz kaslarının serbestleştirilmesi, çift görme şikayetini büyük oranda düzeltir veya tamamen ortadan kaldırır.
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ile Güvenli Ellerde Yeni Bir Başlangıç
Yüz travması, bireyin hayatında derin bir kırılma noktasıdır. Bu zorlu süreçte ihtiyaç duyulan şey, sadece teknik olarak yetkin bir cerrah değil, aynı zamanda hastanın endişelerini anlayan, ona umut veren ve iyileşme yolculuğunun her adımında yanında olan bir hekimdir.
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, bu iki önemli özelliği kişiliğinde ve mesleki pratiğinde birleştirmektedir. Dünyanın önde gelen rekonstrüktif mikrocerrahlarıyla çalışarak edindiği üst düzey cerrahi becerileri, akademik birikimi ve 10 yılı aşkın tecrübesiyle en karmaşık vakalara dahi çözüm sunmaktadır. Ancak onu farklı kılan asıl unsur, teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla kullanmasıdır. 3D sanal cerrahi planlama ve kişiye özel implantlar gibi en ileri teknolojileri kullanarak cerrahi hassasiyeti ve güvenliği en üst seviyeye taşırken, hastalarının fiziksel onarımın ötesindeki psikolojik ve duygusal ihtiyaçlarını da her zaman önceliklendirir.
Yüzünüzdeki travmanın izlerini hem fonksiyonel hem de estetik olarak en ileri tekniklerle onarmak ve bu zorlu süreçte size özel bir yol haritası çizmek için Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in İstanbul, Kadıköy’deki kliniğinden randevu alın. Hayatınıza güvenle devam etmek için ilk adımı bugün atın.
İlk muayeneniz, sizinle tanışmak, hedeflerinizi ve beklentilerinizi derinlemesine anlamak için ayırdığımız özel bir zamandır. Bu görüşme sırasında, estetik veya fonksiyonel olarak sizi rahatsız eden konuları dinliyor, detaylı bir tıbbi değerlendirme yapıyoruz. Ardından, size özel durumunuza en uygun tedavi seçeneklerini, süreçlerini, olası sonuçlarını ve iyileşme dönemini tüm şeffaflığıyla anlatıyoruz.
Hasta güvenliği, tüm cerrahi yaklaşımlarımızın temelinde yer alan en öncelikli konudur. Güvenli bir cerrahi süreç için ilk adım, operasyonu gerçekleştirecek cerrahın alanında uzman, tecrübeli ve uluslararası standartlarda eğitim almış bir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı olmasıdır. Tüm operasyonlarımızı, modern teknolojiye ve donanıma sahip, yüksek hijyen standartlarına uygun, tam teşekküllü hastanelerde gerçekleştiriyoruz.