Trans Erkekler İçin: Metoidioplasti mi, Falloplasti mi?

Metoidioplasti mi, Falloplasti mi
Doktor Onaylı İçerik

Bu yazı Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından kaleme alınmış ve klinik deneyime dayanmaktadır. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı; güncel tıbbi literatür ve kişisel operasyon verilerine göre hazırlanmıştır. Tıbbi karar almadan önce konsültasyon önerilir.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

Trans erkekler için cinsiyet doğrulama cerrahisi, bir tercihin çok ötesinde; kimliğini bedeninde somutlaştırma, kendini daha bütün ve tutarlı hissetme sürecinin en kritik adımlarından birini temsil eder. Bu süreçte karşılaşılan en temel soru ise şudur: Metoidioplasti mi, yoksa falloplasti mi?

Her iki prosedür de genital doğrulama cerrahisi kapsamında değerlendirilmekte ve trans erkeklerin yaşam kalitesini köklü biçimde dönüştürmektedir. Ne var ki bu iki yol, teknik yaklaşım, iyileşme süreci, işlevsel çıktılar ve kişisel hedefler açısından birbirinden önemli ölçüde ayrışmaktadır. Yapılacak seçim; bireyin fiziksel beklentilerini, günlük yaşam önceliklerini, hormon tedavisine verdiği yanıtı ve uzun vadeli hedeflerini doğrudan yansıtır.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, rekonstrüktif mikrocerrahi ve cinsiyet değişimi cerrahisi alanındaki derin deneyimiyle, her hastanın kendine özgü tablo ve hedeflerini değerlendirerek bu karmaşık karar sürecini birlikte yönetmektedir. Bu yazıda, söz konusu iki prosedür arasındaki farklar klinik bir perspektiften ele alınmakta; hangisinin hangi hasta profiline daha uygun olduğu bilimsel temelde ve anlaşılır bir dille aktarılmaktadır.

İki Prosedürü Birbirinden Ayıran Temel Fark

Metoidioplasti ve falloplasti, her ne kadar aynı amaca hizmet etse de temelden farklı cerrahi felsefeler üzerine kurulmuştur. Metoidioplasti, testosteron tedavisiyle büyüyen klitoral dokuyu kullanarak mevcut biyolojik yapı üzerinde şekillenen, minimal doku transferi gerektiren bir yaklaşımı benimser. Falloplasti ise vücudun başka bir bölgesinden alınan deri, kas, damar ve sinir dokularıyla sıfırdan bir penis inşa etmeyi hedefleyen, çok aşamalı ve ileri düzey mikrocerrahi becerisi isteyen kapsamlı bir prosedürdür.

Metoidioplasti; doğal ereksiyon kapasitesini ve klitoral duyarlılığı koruması, görece daha kısa iyileşme süresi ve vücutta anlamlı bir donör bölge bırakmaması nedeniyle bazı hastalar için cazip bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Falloplasti ise estetik ve fonksiyonel açıdan sisgender erkek anatomisine daha yakın bir yapı oluşturma, penetratif cinsel ilişkiye olanak tanıyan protez yerleştirme ve daha kapsamlı bir genital dönüşüm hedefleme imkânı sunmaktadır.

Kriter Metoidioplasti Falloplasti
Doku kaynağı Mevcut klitoral doku (testosteron etkisiyle büyümüş)
Donör bölge yok
Ön kol, uyluk veya sırt flebi
Donör bölge izi kalır
Neofallus boyutu Genellikle 4–7 cm
Testosteron yanıtına bağlı
Sisgender anatomiye yakın boyut
Daha büyük yapı
Doğal ereksiyon Korunur — klitoral refleks devam eder Yok; erektil protez implantasyonu gerekir
Erojenik duyarlılık Yüksek — klitoral sinir yapısı korunur Sinir bağlantısıyla kazanılır; zamanla gelişir
Penetratif cinsel ilişki Genellikle mümkün değil Protez sonrası mümkün
Hidrolik veya malleable protez
Ayakta idrar yapma Üretral uzatmayla mümkün
Fistül / darlık riski mevcut
Üretral uzatmayla mümkün
Fistül / darlık riski mevcut
Ameliyat süresi 2–4 saat (tek seans) 8–12 saat (ilk aşama); çok aşamalı
Aşama sayısı 1–2 aşama
Görece az cerrahi süreç
3–5 aşama
Uzun vadeli planlama gerekir
İyileşme süresi Birkaç hafta – 2 ay 6–12 ay (tüm aşamalar tamamlanana dek)
Donör bölge izi Yok Ön kolda, uylukta veya sırtta kalıcı iz
Başlıca komplikasyonlar Üretral fistül ve darlık (üretral uzatma yapıldıysa) Flep kaybı, üretral fistül / darlık, protez komplikasyonları
Skrotoplasti Aynı seansta veya ayrı aşamada yapılabilir Genellikle ikinci aşamada planlanır
“Önce meta” stratejisi Falloplastiye geçişin ilk adımı olarak kullanılabilir Primer prosedür olarak uygulanır
En uygun profil Doğal duyarlılık öncelikli; minimal invazif süreç isteyen; donör iz istemeyen Boyut ve estetik öncelikli; penetratif cinsel işlev isteyen; kapsamlı dönüşüm arayan

Metoidioplasti Nedir?

Metoidioplasti; testosteron tedavisiyle birlikte zamanla büyüyen klitoral dokunun, çevresindeki bağ dokularından serbest bırakılarak öne çıkarılması ve erkek anatomisine benzer bir yapı oluşturacak biçimde yeniden konumlandırılması işlemidir. Sonuçta elde edilen neofallus, uzunluk bakımından genellikle 4 ile 7 santimetre arasında değişmektedir; bu ölçü, testosteron tedavisinin süresi ve hastanın biyolojik yanıtıyla doğrudan ilişkilidir.

Üretral uzatma yapıldığı takdirde ayakta idrar yapabilme işlevi de kazanılabilmektedir. Klitoral duyarlılık ve doğal ereksiyon refleksi ise büyük ölçüde korunmakta; bu durum, cinsel tatmin açısından önemli bir avantaj olarak değerlendirilmektedir. Skrotoplasti ve testis protezleri gibi ek prosedürler aynı seansta ya da ayrı bir aşamada uygulanabilir.

Falloplasti Nedir?

Falloplasti; ön kol (radial önkol flebi), uyluk (anterolateral uyluk flebi) veya sırt (latissimus dorsi flebi) gibi donör bölgelerden alınan deri, kas, damar ve sinir dokularının mikrocerrahi yöntemlerle transfer edilerek yeni bir penis yapısının oluşturulduğu ileri düzey bir rekonstrüktif cerrahi prosedürdür. Elde edilen neofallus, boyut ve görünüm açısından sisgender penis anatomisine belirgin biçimde yaklaşmaktadır.

Falloplasti genellikle birden fazla cerrahi aşamayı kapsamaktadır: penis oluşturma, üretra uzatma, glansplasti, skrotoplasti, testis protezi yerleştirme ve son olarak erektil protez implantasyonu. Tüm bu aşamaların tamamlanmasıyla birlikte penetratif cinsel ilişkiye de olanak tanıyan işlevsel bir yapı ortaya çıkmaktadır.

Cerrahi Hedefler ve Kişisel Öncelikler: Karar Sürecinin Temeli

Hangi prosedürün seçileceği sorusunun yanıtı, hiçbir zaman tek ve evrensel bir doğruya sığdırılamaz. Her bireyin cerrahi süreçten beklentileri, yaşam tarzı öncelikleri ve beden algısıyla ilgili hedefleri kendine özgüdür. Bu nedenle karar süreci; belirlenmiş kriterlerin bir listesine değil, bireyin ihtiyaçlarının derinlemesine anlaşılmasına dayalı kişiselleştirilmiş bir değerlendirmeyle ilerlemek durumundadır.

Uluslararası akademik literatürde tanımlanan ve hâlâ referans alınan ‘ideal neofallus’ kriterleri şu hedefleri kapsamaktadır: tek seansta gerçekleştirilebilir olma, estetik açıdan tatmin edici görünüm, taktil ve erojenik duyarlılık, ayakta idrar yapmaya olanak tanıyan fonksiyonel üretra ve minimal donör bölge morbiditesi. Her iki prosedür de bu kriterlerin bir kısmını karşılamakta; ancak tam anlamıyla hepsini tek seferde sağlayabilecek ‘mükemmel’ bir yöntem henüz mevcut değildir. Cerrahi hedefler; büyüklük ve estetik mi, doğal duyarlılık mı, penetratif cinsel işlev mi, yoksa minimal invazivlik ve hızlı iyileşme mi önceliklendirildiğine bağlı olarak şekillenir.

Fonksiyonel Sonuçlar: Ayakta İdrar ve Cinsel İşlevsellik

Her iki prosedür için de en sık dile getirilen iki fonksiyonel hedef, ayakta idrar yapabilme ve cinsel işlevsellik olarak öne çıkmaktadır.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi
Bugün müsait
500+ başarılı operasyon
EBOPRAS sertifikalı
~15 dk yanıt süresi
Ön görüşme ücretsizdir · Bilgileriniz KVKK kapsamında gizli tutulur.

Ayakta idrar yapabilme, özellikle kamusal tuvaletlerde cinsiyet disforisiyle başa çıkma açısından yalnızca fiziksel değil, derin bir sosyal ve psikolojik anlam taşımaktadır. Metoidioplastide üretral uzatma yapıldığında bu hedef gerçekleştirilebilmekte; ancak üretral fistül ve darlık gibi komplikasyon riskleri varlığını korumaktadır. Falloplastide de üretral uzatma rutin olarak uygulanmakta ve benzer komplikasyon profiliyle karşılaşılabilmektedir. Her iki prosedürde de üretral komplikasyonlar, post-operatif dönemde en sık revizyon gerektiren durumlar arasında yer almaktadır.

Cinsel işlevsellik açısından ise iki prosedür belirgin biçimde ayrışmaktadır. Metoidioplasti, klitoral duyarlılığı ve doğal ereksiyon refleksini koruduğu için cinsel duyum açısından güçlü bir zemin sunmaktadır; ancak penetratif cinsel ilişkiye genellikle olanak tanımamaktadır. Falloplastide ise sinir bağlantısı sayesinde taktil ve erojenik duyarlılık kazandırılmakta; erektil protez implantasyonu aşamasının ardından penetratif cinsel ilişki de mümkün hâle gelmektedir. Uluslararası çalışmalar; gerçekçi beklentilerle hazırlanan hastalarda her iki prosedür sonrasında da yüksek cinsel tatmin oranlarına ulaşıldığını ortaya koymaktadır.

Metoidioplastinin Klinik Avantajları

Metoidioplasti, görece daha sınırlı bir müdahale olmasına karşın, doğru hasta profiliyle uygulandığında son derece tatmin edici sonuçlar sunmaktadır.

Her şeyden önce, vücudun mevcut dokusunu kullandığından herhangi bir donör bölge yarası ya da flep izi bırakmaz. Ameliyat süresi genellikle 2 ile 4 saat arasında değişmekte; iyileşme süreci de falloplastiye kıyasla çok daha kısa ve az komplikasyonlu bir seyir izlemektedir. Klitoral sinir yapısı korunduğundan taktil ve erojenik duyarlılık büyük ölçüde muhafaza edilmekte, erektil yanıt doğal olarak devam etmektedir. Bunun yanı sıra, üretral uzatma yapılmaksızın gerçekleştirilen metoidioplasti, üretral komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.

Metoidioplastiyi cazip kılan bir diğer önemli faktör, gerektiğinde ikincil bir falloplasti için uygun bir zemin oluşturmasıdır. Klinik literatürde ‘önce meta, sonra falloplasti’ stratejisi olarak bilinen bu yaklaşım; bazı hastalar için iki aşamalı bir geçiş sürecini mümkün kılmaktadır.

Falloplastinin Klinik Avantajları

Falloplasti; boyut, estetik ve fonksiyonel kapsamlılık açısından daha iddialı hedeflere sahip hastalar için eşsiz bir seçenek sunmaktadır.

Radial önkol flebiyle gerçekleştirilen falloplastide elde edilen neofallus uzunluğu, metoidioplastiyle karşılaştırıldığında belirgin biçimde daha büyüktür. Erektil protez implantasyonu aşamasının tamamlanmasıyla birlikte penetratif cinsel ilişki mümkün hâle gelmekte; taktil ve erojenik duyarlılık, bağlanan sinirler sayesinde zamanla gelişmektedir. Glansplasti, skrotoplasti ve testis protezi uygulamaları ile tüm anatomik unsurları kapsayan kapsamlı bir genital yapıya ulaşmak mümkündür.

Uluslararası platformlarda yayımlanan kapsamlı bir derleme çalışması; falloplastinin yüksek hasta memnuniyetiyle ilişkili olduğunu ve yaşam kalitesinde ölçülebilir iyileşmeler sağladığını belgelemektedir. Radial önkol flebi, en az üç sinir dalını içermesi ve bu yapının dorsal klitoral sinire bağlanabilmesi nedeniyle duyarlılık ve estetik orantı açısından önde gelen teknik seçenek olma özelliğini korumaktadır.

Komplikasyonlar ve Risk Profili Karşılaştırması

Her cerrahi prosedür gibi, metoidioplasti ve falloplasti de kendine özgü bir risk profiline sahiptir. Hastalara yönelik şeffaf ve kapsamlı bilgilendirme, Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in klinik yaklaşımının temel taşlarından birini oluşturmaktadır.

Her iki prosedürde de en sık karşılaşılan komplikasyonlar, üretral uzatma yapıldığında ortaya çıkan üretral fistül ve üretral darlıktır. Fistüller; üretra ile cilt arasında istenmeyen bir açıklık oluşması anlamına gelirken, darlıklar idrar akışını güçleştiren daralmaları ifade etmektedir. Revizyon gerektiren bu komplikasyonlar, deneyimli ekiplerin elinde yönetilebilir sınırlar içinde kalmaktadır.

Falloplastiye özgü riskler arasında flep kayıpları (doku dolaşımının yettersiz kalması sonucu), donör bölge sorunları ve protez komplikasyonları sayılabilmektedir. 2025 yılında yayımlanan uluslararası nitelikli bir gözden geçirme çalışması, üretral komplikasyonlar ve cinsel duyarlılık açısından her iki prosedür arasında genel memnuniyet düzeyi bakımından anlamlı bir fark tespit edilmediğini ortaya koymuştur. Metoidioplastinin post-operatif komplikasyon profili, falloplastiye kıyasla genel olarak daha sınırlı olmakla birlikte, üretral uzatma yapıldığında bu tablo belirgin biçimde karmaşıklaşmaktadır.

Her iki prosedür için de genel cerrahi riskleri olan enfeksiyon, hematom ve yara iyileşmesi sorunları geçerliliğini korumaktadır. Detaylı bir preoperatif değerlendirme ve dikkatli hasta seçimi, komplikasyon oranlarını en aza indirmenin en güvenilir yoludur.

İyileşme Süreci: Zaman, Sabır ve Planlama

İyileşme süreci, yalnızca fiziksel bir yolculuğu değil; duygusal hazırlık, sosyal destek ve pratik lojistik planlamayı da kapsayan bütüncül bir deneyimi temsil etmektedir.

Metoidioplastide üretral uzatma yapılmaksızın gerçekleştirilen prosedür, görece kısa bir iyileşme sürecine sahiptir. Hastanede yatış süresi genellikle birkaç gündür; hastalar ilk birkaç hafta içinde günlük aktivitelerine kademeli olarak dönmeye başlayabilmektedir. Üretral uzatma yapıldığında ise bu süreç daha uzamakta ve daha dikkatli bir takip gerektirmektedir.

Falloplastide ise çok aşamalı yapı nedeniyle toplam süreç bir yılı ya da daha uzun bir döneми kapsayabilmektedir. İlk operasyondan sonra hastanede kalış süresi ortalama 7 ila 10 gün arasında değişmekte; sonraki aşamalar için ise aralarında belirli aralıklar bulunan ek cerrahi seanslar planlanmaktadır. Erektil protez, genellikle flep oluşturulduktan 6 ila 12 ay sonra, doku tamamen iyileştikten ve yerleştikten sonra implante edilmektedir.

Her iki prosedürde de ağır fiziksel aktiviteden ve cinsel ilişkiden belirli bir süre kaçınılması, düzenli kontrollerle takip yapılması ve koruyucu giysi kullanımı iyileşmeyi destekleyen temel önlemler arasında yer almaktadır. Psikolojik destek, özellikle çok aşamalı prosedürlerde ve bekleme süreçlerinde son derece değerlidir.

Hormonal Hazırlık: Testosteron Tedavisinin Cerrahi Başarıya Katkısı

Her iki prosedür öncesinde de testosteron tedavisi kritik bir ön koşul niteliği taşımaktadır; ancak metoidioplasti söz konusu olduğunda bu durum daha da belirleyici hâle gelmektedir.

Metoidioplastide elde edilecek neofallus boyutu, doğrudan testosteron tedavisinin süresine ve klitoral hipertrofinin derecesine bağlıdır. Genellikle en az 1 ile 2 yıllık testosteron tedavisi önerilmekte; klitoral büyümenin minimal kaldığı olgularda metoidioplastinin işlevsel kazanımlarının sınırlı kalacağı göz önünde bulundurularak farklı bir yaklaşım değerlendirilmektedir. Falloplastide ise testosteron tedavisinin süresi daha az belirleyici bir etken olmakla birlikte, genel sağlık durumunun ve hormon dengesinin optimizasyonu yine de öncelikli bir değerlendirme kriteridir.

‘Önce Meta, Sonra Falloplasti’ Stratejisi

Trans erkeklerin cerrahi yolculuklarında giderek daha fazla tartışılan bir strateji, metoidioplastiyi falloplastiye geçişin ilk aşaması olarak konumlandıran aşamalı yaklaşımdır. Uluslararası literatürde de yer bulan bu strateji, perineal üretranın öncelikli olarak metoidioplasti sırasında oluşturulmasını; ardından daha geniş kapsamlı bir ikincil falloplastinin uygulanmasını öngörmektedir.

8 farklı uzmanlaşmış cinsiyet cerrahisi merkezinin katkısıyla yürütülen uluslararası bir çok merkezli vaka serisi çalışması; metoidioplasti sonrasında ikincil falloplasti uygulanan hastalarda komplikasyon oranlarının primer falloplastiyle karşılaştırılabilir düzeyde kaldığını ortaya koymuştur. Sekonder falloplasti tercih nedenlerinin başında daha büyük bir neofallus arzusu, penetratif cinsel ilişki isteği ve ayakta idrar yapabilme güçlüğü yer almaktadır.

Aşamalı strateji, tüm hastalar için uygun olmamakla birlikte, kararını netleştirememis bireyler için kademeli bir ilerleme imkânı sunduğundan belirli hastalarda geçerli ve değerli bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Kimler Hangi Prosedüre Daha Uygun?

Bu sorunun yanıtı, hiçbir zaman tek ve nesnel bir kritere indirgenemez. Bununla birlikte, klinik pratikte bazı faktörler belirli hastalarda tercih yönelimini belirginleştiren göstergeler olarak öne çıkmaktadır.

Metoidioplasti; testosteron tedavisine iyi yanıt vererek belirgin klitoral büyüme gerçekleştirmiş, doğal duyarlılığa ve ereksiyon refleksinin korunmasına önem veren, daha kısa ve daha az karmaşık bir iyileşme süreci arayan, donör bölge izinden kaçınmak isteyen ya da penetratif cinsel ilişkiyi öncelikli hedef olarak belirlemeyen bireyler için daha uygun bir seçenek olabilmektedir.

Falloplasti ise sisgender penis anatomisine yakın bir boyut ve estetik hedefleyen, penetratif cinsel ilişkiyi temel bir öncelik olarak belirleyen, kapsamlı bir anatomik dönüşüm arayan ve çok aşamalı, uzun soluklu bir cerrahi süreci kabullenen bireyler için daha uygun bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.

Yüksek vücut kitle indeksi ve belirli komorbiditeler gibi faktörler, üretral uzatma içeren hem metoidioplasti hem de falloplasti prosedürleri açısından hasta seçiminde dikkate alınması gereken kısıtlayıcı unsurlar arasında yer almaktadır. Kapsamlı preoperatif değerlendirme; tüm bu faktörlerin bireysel bağlamda ele alındığı, hastanın cerrahi yolculuğuna en güvenli ve en etkin şekilde hazırlandığı kritik bir aşamadır.

Beden ile Kimliğin Buluştuğu Noktada: Hangisi Sizin İçin Doğru?

Metoidioplasti ve falloplasti arasındaki seçim, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış şeklinde tanımlanamaz. Her biri, farklı öncelikler, farklı yaşam hedefleri ve farklı beden algıları olan bireylere hitap eden, kendi içinde değerli iki ayrı cerrahi yoldur.

Metoidioplasti; koruyucu bir yaklaşımla biyolojik duyarlılığı ön plana çıkarırken, daha az invazif bir süreç ve daha hızlı bir iyileşme sunmaktadır. Falloplasti ise daha kapsamlı bir anatomik dönüşüm ve penetratif cinsel işlevsellik sağlamakta; ancak daha uzun ve çok aşamalı bir cerrahi yolculuk gerektirmektedir.

Her iki prosedür de uluslararası klinik araştırmalarla desteklenen güçlü hasta memnuniyeti verilerine sahiptir. Sonuçlar; cerrahın deneyimiyle, hasta seçiminin isabetliliğiyle, perioperatif protokollerin kalitesiyle ve en önemlisi beklentilerin gerçekçi bir çerçevede kurulmasıyla doğrudan bağlantılıdır.

Doğru tercih; bilgi, uzmanlık ve güven içinde yürütülen bir danışma sürecinden geçer. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in rehberliğinde gerçekleştirilen bu süreç, hastanın bütünsel değerlendirmesini ve kişiye özgü bir cerrahi planın oluşturulmasını güvence altına almaktadır.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’nin Kişiye Özel Yaklaşımı

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin, plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanında edindiği geniş klinik deneyim ve mikrocerrahi uzmanlığını; trans erkeklere yönelik cinsiyet doğrulama cerrahisinde titiz, hasta odaklı ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla bütünleştirmektedir. Rekonstrüktif mikrocerrahi, serbest doku nakli ve genital rekonstrüksiyon alanlarındaki yetkinliği; falloplastinin en teknik açıdan zorlu aşamalarında bile hassas ve başarılı sonuçlar elde edilmesinin temel güvencesini oluşturmaktadır.

Danışma sürecinde Dr. Erçin, hastanın cerrahi geçmişini, testosteron tedavisine verdiği yanıtı ve klitoral büyümenin derecesini, genel sağlık durumu ile vücut kitle indeksini, günlük yaşam beklentilerini ve fonksiyonel önceliklerini, estetik tercihlerini ve cinsel hedeflerini ayrıntılı biçimde değerlendirmektedir.

Yalnızca cerrahi teknik seçiminden ibaret olmayan bu süreç; preoperatif psikolojik hazırlık, aşama planlaması ve post-operatif izlem protokollerini de kapsayan bütüncül bir tedavi yolculuğu olarak tasarlanmaktadır. Dr. Erçin’in yaklaşımında hiçbir standart şablon kullanılmamaktadır: her hasta, kendi anatomik ve psikososyal tablosuyla değerlendirilmekte; cerrahi plan da buna göre şekillenmektedir.

Metoidioplasti söz konusu olduğunda Dr. Erçin, üretral uzatma kararını donör bölge riski ve üretral komplikasyon olasılığıyla birlikte dikkatle tartarak hastaya sunar. Klitoral hipertrofinin yeterli düzeye ulaşmadığı olgularda ise bilinçli bir yönlendirmeyle farklı seçenekler masaya yatırılmaktadır.

Falloplasti söz konusu olduğunda Dr. Erçin, flep seçiminden üretroplastiye, glansplastiden protez zamanlamasına kadar her aşamayı multidisipliner bir değerlendirmeyle planlamaktadır. Radial önkol flebi başta olmak üzere farklı flep tekniklerinin avantaj ve dezavantajları, hastanın anatomik yapısına ve önceliklerine göre şeffaf biçimde paylaşılmaktadır.

Etik ilkelere bağlılık, şeffaflık ve hasta güvenliği her zaman öncelikli konumundadır. Bu değerler; Dr. Erçin’in cerrahi kararlarında olduğu kadar, hastasıyla kurduğu iletişimin dokusunda da belirleyici rol oynamaktadır. Sonuç olarak, metoidioplasti ya da falloplasti; doğru cerrahın doğru hasta seçimi ve doğru planlama ile gerçekleştirdiğinde, bireyin yaşam kalitesini dönüştüren, kalıcı ve anlamlı değişiklikler ortaya koymaktadır.

Cinsiyet doğrulama cerrahisi hakkında bilgi almak, prosedürler arasındaki farkları bireysel durumunuza göre değerlendirmek ya da bir danışma randevusu oluşturmak için Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ile iletişime geçebilirsiniz.


Kaynaklar

  • Sobolewska A, Mozga K, Ciupak K, Garbacki K, Wyroślak-Najs J. Metoidioplasty vs phalloplasty: a choice dilemma. Pol Przegl Chir. 2025 Nov 13;98(1):1-8.
  • Alba B, Nolan IT, Weinstein B, et al. Gender-Affirming Phalloplasty: A Comprehensive Review. J Clin Med. 2024;13(19):5972.
  • Al-Tamimi M, Pigot GL, van der Sluis WB, et al. The Surgical Techniques and Outcomes of Secondary Phalloplasty After Metoidioplasty in Transgender Men: An International, Multi-Center Case Series. J Sex Med. 2019;16:1849-1859.
  • Frey JD, Poudrier G, Chiodo MV, Hazen A. A Systematic Review of Metoidioplasty and Radial Forearm Flap Phalloplasty in Female-to-male Transgender Genital Reconstruction: Is the ‘Ideal’ Neophallus an Achievable Goal? PLast Reconstr Surg Glob Open. 2016;4(12):e1131.
  • Sandberg DE, Carver PR. Decision making in metoidioplasty and phalloplasty gender-affirming surgery: a mixed methods study. J Sex Med. 2023;20(6):755-767. PMC10311073.
  • de Rooij FPW, et al. Sexual health outcomes of non-facial gender-affirming surgery: a narrative review. Plast Aesthet Res. 2025.
  • Veerman H, de Rooij FPW, Al-Tamimi M, et al. Functional outcomes and urological complications after genital gender affirming surgery with urethral lengthening in transgender men. J Urol. 2020;204:104-9.
  • Pigot GLS, et al. Core outcome set for masculinizing genital gender-affirming surgery. Consensus meeting finalized September 2024.
Tıbbi Bilgilendirme Notu

Bu içerik Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından klinik deneyim ve güncel tıbbi literatür doğrultusunda yazılmıştır. Genel bilgilendirme amacı taşımakta olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel değerlendirme için Dr. Erçin ile konsültasyon yapmanız önerilir.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Yazar & Uzman Cerrah Doç. Dr. Burak Sercan Erçin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi
Doçent Doktor EBOPRAS Board Certified 10+ Yıl Deneyim

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Doç. Dr. Erçin, uzmanlık eğitiminin ardından ABD'de Tampa General Hospital'da meme rekonstrüksiyonu ve İspanya'da Dr. Pedro Cavadas ekibinde ileri düzey rekonstrüktif mikrocerrahi eğitimi almıştır. 2018'de EBOPRAS sınavını başarıyla tamamlayan Erçin, akademik çalışmalarını Bahçeşehir Üniversitesi'nde sürdürmekte; İstanbul Bağdat Caddesi'ndeki kliniğinde yüz, meme ve vücut estetiği ile rekonstrüktif cerrahi alanlarında hizmet vermektedir.

500+Başarılı Op.
10+Yıl Deneyim
3Ulusl. Eğitim
Akademik & Klinik Geçmiş
2010Ege Üniversitesi Tıp FakültesiTıp Doktoru (MD)
2013 – 2014Tampa General Hospital — ABDMeme rekonstrüksiyonu ve yanık cerrahisi, Dr. Deniz Dayıcıoğlu
2016 – 2017Dr. Pedro Cavadas Kliniği — Valencia, İspanyaİleri düzey rekonstrüktif mikrocerrahi, klinik fellow
2017Plastik Cerrahi UzmanlığıEge Üniversitesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ABD
2018EBOPRAS Yeterlilik DiplomasıEuropean Board of Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery
2021 – GünümüzBahçeşehir ÜniversitesiPlastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ABD — Öğretim Üyesi
2021 – GünümüzBSE Klinik — İstanbul, Bağdat CaddesiÖzel Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği
Uzmanlık Alanları
Yüz Feminizasyonu (FFS) Yüz Maskülinizasyonu (FMS) Rinoplasti Meme Estetiği Preservé™ Tekniği Rekonstrüktif Mikrocerrahi Vücut Şekillendirme Meme Rekonstrüksiyonu Kraniyomaksillofasiyal Cerrahi Alt Ekstremite Rekonstrüksiyonu
Son Akademik Yayınlar
Alt Ekstremite Rekonstrüksiyonları — Serbest Flepler Türkiye Klinikleri · 2025 · Öksüz ÖY, Erçin BS.