Birkaç dakika içinde Burak Sercan Erçin'den randevu alın.
Plastik cerrahi alanında meme büyütme operasyonları, son altmış yılda implant teknolojilerindeki ve cerrahi tekniklerdeki dinamik ilerlemeler sayesinde sürekli bir evrim geçirmiştir. Günümüzde estetik beklentilerdeki değişim, bu evrimin hızlanmasında kilit rol oynamaktadır. Artık meme estetiğinde baskın olan eğilim, sadelik ve minimalizm odaklıdır; hastalar, vücutlarıyla uyumlu, doğal hareket eden ve dışarıdan varlığı “buradayım” diye bağırmayan, Avrupai bir estetiğe yönelmektedir. Bu eğilim, estetik sonuçların yanı sıra, cerrahi sonrası deneyimi de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla desteklenmelidir.
Modern yaşamın gereklilikleri doğrultusunda, hastaların beklentileri sadece hacim artışıyla sınırlı kalmamaktadır. Aktif iş hayatının içinde olan ve spor yapan kadınlar, operasyon sonrası günlük yaşamlarına hızla dönme, minimal ağrı ve his kaybı olmaması gibi fonksiyonel talepleri ön planda tutmaktadır. Bu çok faktörlü beklenti seti, geleneksel cerrahi yaklaşımların sınırlılıklarını ortaya çıkarmış ve doku koruyucu, minimal invaziv bir felsefeyi zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda Motiva® tarafından geliştirilen Preservé™ tekniği, meme koruyucu, iz azaltıcı ve en doğal sonuçları sunmayı vaat eden devrim niteliğinde bir yaklaşım olarak modern meme estetiğinde kendine yer edinmiştir.
Preservé™ Tekniği Nedir?
Preservé™ tekniği, estetik cerrahideki en önemli değişimi, cerrahi cebin (pocket) oluşturulma biçimine getirdiği yenilikle sağlamaktadır. Temel felsefesi, dokuyu kesmek veya travmatize etmek yerine, mevcut anatomik düzlemleri koruyarak ve nazikçe uzatarak çalışmaktır. Bu yaklaşım, tekniği minimal invaziv olarak tanımlar ve geleneksel yöntemlerden kesinlikle ayırır. Geleneksel meme büyütme yöntemleri, implant cebini oluşturmak için genellikle koterizasyon ve keskin cerrahi aletlerle dokuyu kesmeye ve manipüle etmeye dayanır. Bu yöntem, doğrudan ve hızlı olmasına rağmen, sinir, damar ve bağ dokularında kaçınılmaz hasara neden olur.
Preservé™ ise atravmatik bir yol izler. Balon genişletme yöntemi kullanılarak cep oluşturulması, doku üzerindeki mekanik stresi kayda değer ölçüde düşürür. Bu minimal invaziv yaklaşım, sinir yollarının ve kan damarlarının kesilmesini engeller. Sinir yollarının korunması, ameliyat sonrası his kaybı riskinin minimize edilmesinin anahtarıdır. Ayrıca, operasyon sırasında meme altına lokal anestezik solüsyon enjekte edilmesiyle hem operasyon sırasındaki hem de sonrasındaki ağrı sınırlanmış olur. Minimal cerrahi travma, optimize edilmiş anestezi protokolleriyle birleştiğinde, genel anestezi korkusu olan hastalar için sedasyon altında cerrahi imkanı da sunar. Bu sinerjik etki, iyileşme süresini geleneksel yöntemlere göre dramatik şekilde kısaltarak, hastanın birkaç gün içinde masabaşı işine dönmesine olanak tanıyan bir “Hızlı İyileşme” (Rapid Recovery) sistemini mümkün kılar.
Preservé™ Kimler İçin Uygundur?
Preservé™ tekniği, estetik ve fonksiyonel gereksinimleri bir arada sunarak, doğal sonuçlar isteyen kadınlar için ideal bir tercihtir. İşte bu tekniğin uygun olduğu hasta grupları:
-
Doğal Görünüm ve Minimalist Estetik Arayanlar: Dışarıdan fark edilmeyen, doğal bir görünüm isteyen kadınlar için uygundur. Minimal iz ve doğal şekil isteyenler için ideal bir tercihtir.
-
Aktif ve Spor Yapan Kadınlar: Spor yaparak aktif bir yaşam sürdüren kadınlar için hızlı iyileşme ve az ağrı gibi avantajlar sağlar. Minimal invaziv yapısı sayesinde hastalar, operasyon sonrası hızlıca günlük yaşantılarına dönebilirler.
-
Dokuya Saygılı Cerrahi İsteyenler: Preservé™ tekniği, dokuya saygılı bir yaklaşım sunarak, sinir ve damarların korunmasını sağlar. Bu sayede his kaybı riski en aza iner.
-
Memenin Doğal Destek Sistemini Koruma İsteyenler: Kooper bağlarının korunması, meme dokusunun doğal desteğini sağlar ve estetik sonuçların uzun vadeli stabilitesini artırır. Memenin sarkmasını engelleyerek doğal bir şekil elde edilmesini sağlar.
-
Kas Altı Yerleşimi Tercih Etmeyenler: Prepektoral (kas üstü) yerleşim tercih edenler için uygundur. Bu, kas hareketlerinden kaynaklanan deformitelerin önüne geçer ve implantın daha doğal bir şekilde durmasını sağlar.
-
Hasta Otonomisine Saygı Gösterenler: Kadınların kişisel estetik tercihleri doğrultusunda şekil değiştirme hakkı tanıyan ve implantları çıkarma durumunda finansal destek sağlayan Woman’s Choice Programı ile hasta odaklı bir yaklaşım sunar.
-
Hızlı İyileşme İsteyenler: Minimal travma ve hızlı iyileşme süresi sayesinde hastalar, cerrahi sonrası kısa sürede iş ve sosyal hayatlarına dönebilirler.
-
Son Teknoloji İmplantlarla Doğal Hissiyat Arayanlar: Motiva® Ergonomix® gibi son teknoloji implantlar kullanılarak doğal, yumuşak ve stabil bir sonuç elde edilir. Bu implantlar, uzun vadede güvenli ve doğal bir hissiyat sunar.
Preservé™ Tekniğinin Avantajları
Preservé™ tekniği, modern meme estetiğinde önemli bir devrim yaratmaktadır. Geleneksel yöntemlere kıyasla sunduğu birçok avantajla, estetik cerrahinin geleceğini şekillendiren bir yaklaşımdır. İşte bu tekniğin başlıca avantajları:
-
Doğal ve Estetik Sonuçlar: Preservé™ tekniği, doğallığı ve minimalizmi ön planda tutar. Dışarıdan fark edilmeyen, doğal bir meme görünümü sağlar. Meme dokusuyla uyumlu, yumuşak ve doğal hareket eden implantlar sayesinde, hastalar daha estetik bir sonuca ulaşır.
-
Minimal İnvaziv Cerrahi Yaklaşım: Geleneksel tekniklerden farklı olarak, Preservé™ tekniği, dokuya zarar vermeden minimal travma ile gerçekleştirilir. Doku kesilmeden, yalnızca genişletme yöntemiyle implant için uygun cep oluşturulur. Bu sayede iyileşme süreci hızlanır ve komplikasyon riski azalır.
-
Hızlı İyileşme Süresi: Minimal cerrahi travma ve optimize edilmiş anestezi protokolleri sayesinde, hastalar genellikle birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilir. Ağrı seviyeleri daha düşük olduğu için hastalar, operasyon sonrası daha hızlı bir iyileşme süreci yaşar.
-
Daha Az Ağrı ve Morarma: Geleneksel yöntemlerdeki kadar büyük kesiler ve doku manipülasyonları olmadığı için, postoperatif ağrı ve morarma belirgin şekilde daha azdır. Bu da hastaların daha hızlı iyileşmesini sağlar.
-
Sinir ve Damarların Korunması: Preservé™ tekniği, sinir yollarını ve damarları koruyarak his kaybı riskini minimize eder. Bu, hastaların estetik sonuçlarla birlikte fonksiyonel açıdan da daha tatmin edici bir iyileşme süreci yaşamalarına yardımcı olur.
-
Kooper Bağlarının Korunması: Preservé™ tekniği, meme dokusunun doğal destek yapılarından olan Kooper bağlarını korur. Bu bağların zarar görmemesi, implantın yerinde kalmasını sağlar ve memenin sarkmasını engeller. Uzun vadeli stabilite açısından önemli bir avantaj sunar.
-
Prepektoral Yerleşim Seçeneği: Kas üstü yerleşim (prepektoral), implantın kasın hareketlerinden etkilenmeden doğal bir şekilde durmasını sağlar. Bu, özellikle aktif yaşam tarzına sahip kişilerde animasyon deformitesi riskini ortadan kaldırır. Ayrıca, bu yerleşim şekli daha az ağrı ve hızlı iyileşme sağlar.
-
Enfeksiyon ve Kapsül Kontraktürü Riskinin Azalması: Preservé™ tekniği, implantın yerleştirilmesi sırasında “No-Touch” (El Değmeden) tekniği kullanarak enfeksiyon riskini azaltır. Ayrıca, implantın yüzeyinde kullanılan SmoothSilk® nanosurface teknolojisi, kapsül kontraktürü (CC) riskini düşürür ve biyouyumluluğu artırır.
-
Kadın Seçimi Garantisi (Woman’s Choice Program®): Preservé™ tekniği, estetik cerrahi müdahalede kadınların kişisel tercihlerini ön planda tutar. Woman’s Choice Programı, implantları çıkarmak isteyen hastalara finansal destek sağlar ve psikolojik olarak daha rahat bir seçim yapmalarını sağlar.
-
Yüksek Hasta Memnuniyeti: Modern implant teknolojisi ve minimal travma felsefesi bir araya geldiğinde, hastalar genellikle son derece memnun kalırlar. Estetik sonuçlar, doğallığı ve uzun vadeli stabilitesiyle, Preservé™ tekniği, yüksek hasta memnuniyeti oranlarına ulaşmaktadır.
-
Uzun Vadeli Pozisyon Stabilitesi: Kooper bağlarının korunması, implantın zamanla kaymasını engeller. Preservé™ tekniği, implantın uzun vadede doğal pozisyonunu koruyarak, bottoming-out (implantın aşağı kayması) riskini ortadan kaldırır.
Preservé™ Tekniğinde Kullanılan Teknolojiler
Preservé™ tekniği, estetik meme büyütme cerrahisinde en son teknolojileri kullanarak, cerrahinin doğallığını, güvenliğini ve iyileşme sürecini iyileştirir. Aşağıda bu yöntemde kullanılan başlıca teknolojiler detaylı olarak açıklanmıştır:
1. Motiva® Ergonomix® İmplantları
a. ProgressiveGel Ultima™ Teknolojisi
Motiva Ergonomix implantları, “dünyanın en yumuşak implantları” olarak bilinir. ProgressiveGel Ultima™ teknolojisi, implantın şekil değiştirmesine olanak tanır. Hastalar ayakta durduğunda implant, memenin doğal şekline benzeyen bir damla formu alırken, yatarken daha yuvarlak bir profil ortaya çıkar. Bu dinamik şekil değişikliği, doğal bir görünüm ve his sağlar, böylece dışarıdan fark edilmeyen bir sonuç elde edilir.
b. SmoothSilk® Nanosurface Teknolojisi
Motiva implantlarının dış yüzeyi SmoothSilk® nanosurface teknolojisi ile tasarlanmıştır. Bu yüzey, 4 mikron seviyesinde biyouyumluluk sağlar ve kapsül kontraktürünü (CC) minimize eder. Geleneksel implantlarda kullanılan makro veya mikro tekstüre yüzeyler, BIA-ALCL (Breast Implant-Associated Anaplastic Large Cell Lymphoma) riskine yol açabilirken, SmoothSilk® yüzeyi bu riski ortadan kaldırır. Bu teknoloji, bağışıklık sistemi yanıtını azaltarak, inflamasyonu minimumda tutar ve kapsül kontraktürünün oluşma riskini çok düşük seviyelere indirir.
2. Balon Genişletme Yöntemi (Tissue Elongation)
Preservé™ tekniğinde, balon genişletme yöntemi, implant cebinin oluşturulmasında kullanılan ana teknolojidir. Bu balon, geleneksel cerrahi yöntemlerin aksine, dokuya zarar vermeden nazikçe şişirilir ve böylece dokuya saygılı bir yaklaşım sağlanır. Balonun kontrollü genişlemesi, doku mühendisliği prensiplerine dayanarak çevre dokuların elastikiyetini kullanarak stabil bir cep oluşturulmasını sağlar. Bu yöntem, geleneksel keskin diseksiyonun neden olduğu kanama ve travma gibi komplikasyonları ortadan kaldırır.
3. Motiva® Kanal Ayırıcı (Channel Separator)
Kanal Ayırıcı (Channel Separator), implant yerleştirilmeden önce implant cebine giden yolu oluşturmak için kullanılan hassas bir cerrahi alettir. Bu alet, keskin diseksiyon yerine, dokuya zarar vermeden nazikçe bir tünel oluşturur. Böylece, çevredeki yumuşak dokuya verilen zarar minimuma indirilir. Bu, hastaların postoperatif süreçlerinde daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme sağlar.
4. No-Touch Tekniği
No-Touch (El Değmeden) tekniği, implantın yerleştirilmesi sırasında kesinlikle dokuyla temas edilmemesini sağlar. Motiva® Giriş Kılıfı (Insertion Sleeve), implantın cerrahi alanla temas etmeden yerleştirilmesini mümkün kılar. Bu teknoloji, enfeksiyon riskini azaltır ve implant yüzeyinin bakteriyel kontaminasyonunu engeller. No-Touch tekniği, kapsül kontraktürü (CC) riskini önemli ölçüde azaltır ve postoperatif enfeksiyon oranlarını düşürür.
5. Motiva® Giriş Kılıfı (Insertion Sleeve / Huni)
Motiva® Giriş Kılıfı, implantın güvenli bir şekilde yerleştirilmesini sağlayan özel bir cihazdır. Bu “huni” şeklindeki kılıf, implantın el değmeden yerleştirilmesine olanak tanır. Bu teknoloji, cerrahi hijyenin korunmasına yardımcı olur ve biyolojik kontaminasyonun önlenmesine katkı sağlar. Kapsül kontraktürünü tetikleyen en önemli faktörlerden biri olan biyofilm oluşumunu engellemek için bu teknolojinin kullanımı oldukça önemlidir.
Preservé™ tekniği, cerrahi süreci daha güvenli, etkili ve hasta dostu hale getiren ileri teknolojilerle donatılmış bir yöntemdir. Motiva® Ergonomix® implantları, balon genişletme yöntemi, No-Touch tekniği ve kanal ayırıcı gibi teknolojiler, hem estetik sonuçları hem de iyileşme sürecini iyileştirirken, hastaların daha doğal, uzun vadeli ve fonksiyonel sonuçlar elde etmelerini sağlar.
Preservé™ Ameliyat Süreci
Preservé™ tekniği, estetik meme büyütme cerrahisinde minimal travma, doğal sonuçlar ve hızlı iyileşme sağlamak amacıyla geliştirilmiş modern bir yaklaşımdır. Ameliyat süreci, ileri teknolojilerin ve dokuya saygılı cerrahi tekniklerin bir araya gelmesiyle gerçekleşir. İşte Preservé™ tekniğiyle yapılan bir meme büyütme ameliyatının adım adım süreci:
- Ön Muayene ve Danışmanlık: Ameliyat süreci, ilk olarak doktorla yapılan danışmanlık ve değerlendirme ile başlar. Bu aşamada, hastanın estetik beklentileri, yaşam tarzı, genel sağlık durumu ve meme anatomisi dikkate alınarak kişiye özel bir cerrahi plan oluşturulur. Ayrıca, implantın yerleşim yeri (prepektoral veya subpektoral), implant tipi (Motiva® Ergonomix® gibi) ve büyüklüğü hakkında kararlar alınır.
- Anestezi Uygulaması: Ameliyatın başında, hastanın rahatlığı ve güvenliği için genel anestezi veya sedasyon uygulanır. Preservé™ tekniği, minimal travma sağladığı için hastalar genellikle sedasyon altında bile rahat bir operasyon süreci geçirebilirler. Lokal anestezi de bazen kullanılır, özellikle ağrının azaltılması ve cerrahi alandaki hassasiyeti kontrol etmek için.
- Cerrahi Alanın Hazırlanması: Cerrah, sterilizasyon işlemini yaparak cerrahi alanı temizler. Preservé™ tekniği, No-Touch (El Değmeden) yöntemiyle implantın yerleştirileceği alanı hazırlamak için özel Motiva® Giriş Kılıfı kullanılır. Bu, implantın çevre dokularla temas etmeden yerleştirilmesini sağlar ve enfeksiyon riskini azaltır.
- Cep Oluşturma (Balon Genişletme Yöntemi): İmplanta yer açmak için, balon genişletme yöntemi kullanılır. Bu yöntemde, cerrah balon genişletici aracıyla meme altı dokusunda nazikçe bir cep oluşturur. Balon, keskin aletler veya koterizasyon kullanmadan, dokuya zarar vermeden genişletilir. Balonun kontrollü şekilde şişirilmesi, çevre dokuya zarar vermeden doku uzamasını sağlar ve implantın stabil bir şekilde yerleştirileceği cep oluşturulur.
- İmplantın Yerleştirilmesi: Cep oluşturulduktan sonra, Motiva® Ergonomix® implantı dikkatlice yerleştirilir. İmplant, “No-Touch” tekniğiyle, yani el değmeden, Motiva® Giriş Kılıfı aracılığıyla yerine yerleştirilir. Bu, implantın çevre dokulara temas etmeden doğru pozisyonda sabitlenmesini sağlar. Bu aşamada, implantın pozisyonu ve yerleşimi hassas bir şekilde ayarlanır.
- Kesinin Kapatılması: İmplantın yerleştirilmesinin ardından, cerrah kesiyi kapatır. Estetik dikişler kullanılarak, iyileşme sürecinde izlerin minimumda kalması sağlanır. Preservé™ tekniğinde kullanılan minimal invaziv yaklaşım, iyileşme sürecini hızlandırır ve kesilerin görünürlüğünü azaltır. Dikişler, genellikle estetik açıdan dikkat edilmeden iyileşen ince çizgiler bırakır.
- Ameliyat Sonrası İyileşme ve Gözlem: Ameliyatın ardından hasta, genellikle 1-2 saat gözlem altında tutulur. Anestezi etkisinin geçmesi sağlanır ve hastalar, çoğu zaman aynı gün taburcu edilebilirler. Hızlı iyileşme, Preservé™ tekniğinin önemli avantajlarından biridir.
- İyileşme Süreci ve Kontroller: İyileşme süreci, genellikle hızlı ve rahat bir şekilde ilerler. Hastalar, birkaç gün içinde hafif aktivitelerine dönebilir ve 1-2 hafta içinde normal yaşantılarına başlayabilirler. Ancak, şiddetli egzersiz ve ağır kaldırma gibi aktiviteler için genellikle 6 hafta kadar bir süre beklenmesi önerilir.
Postoperatif süreçte, hastaların düzenli olarak kontrollere gitmesi gerekir. Doktor, implantın pozisyonunu, iyileşme sürecini ve herhangi bir komplikasyon riskini takip eder. - Sonuçlar ve Takip: Preservé™ tekniğiyle yapılan meme büyütme operasyonu sonrasında, hastalar doğal, estetik ve fonksiyonel sonuçlarla karşılaşırlar. Kooper bağlarının korunması, daha az ağrı ve hızlı iyileşme süresi gibi avantajlar, cerrahinin başarısını artırır. Sonuçlar, uzun vadede stabil kalır ve implantın doğal bir şekilde yerinde kalması sağlanır.
Bu teknik, minimal invaziv ve modern bir yaklaşım sunarak, estetik meme büyütme işlemini daha güvenli, hızlı ve doğal hale getirir. Cerrahiden sonraki iyileşme süreci, hastaların günlük yaşamlarına hızlıca dönmesini sağlar ve uzun vadeli memnuniyet sağlar.
Preservé™ Fiyatları
Preservé™ tekniği, estetik meme büyütme alanında en son teknolojiyle yapılan minimal invaziv bir cerrahidir. Fiyatlar, kullanılan implant türü, cerrahın deneyimi ve uygulanan özel tedavi yöntemlerine göre değişkenlik gösterebilir. Her hastanın ihtiyaçları farklı olduğundan, kişiye özel bir tedavi planı oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle Preservé™ tekniği için fiyatlar, çeşitli faktörlere bağlı olarak belirlenir.
Fiyatlandırma hakkında daha detaylı bilgi almak ve sizin için en uygun tedavi seçeneklerini öğrenmek için lütfen iletişim sayfamızı ziyaret ederek bizimle iletişime geçin. Uzman ekibimiz, size özel bir değerlendirme yaparak en doğru ve net bilgiyi sunacaktır.
Woman’s Choice Program® (Kadının Seçimi Garantisi)
Estetik cerrahi, sadece fiziksel görünümün değiştirilmesi değil, aynı zamanda hastanın özgüveni ve yaşam boyu kendi vücudu üzerindeki kontrol hakkıyla da ilgilidir. Motiva®, bu felsefi boyutu Woman’s Choice Programı (WCP) ile kurumsal bir güvence altına almıştır. WCP, klasik garanti sistemlerinin çok ötesinde, dünyada bir ilk olarak kabul edilen hasta odaklı bir garanti sistemidir.
a. WCP’nin Felsefi Boyutu
Geleneksel olarak meme büyütme, ömür boyu sürecek bir taahhüt olarak görülürdü. Ancak hastaların yaşamları ve estetik tercihleri zamanla değişebilir. Motiva, kadınların tercih değiştirme hakkına sahip olduğuna inanarak bu programı tasarlamıştır.
WCP, implantın yırtılması veya şiddetli kapsül kontraktürü gibi tıbbi bir zorunluluk olmaksızın, hastanın kişisel veya estetik nedenlerle (örneğin, “artık protez istemiyorum”) implantlarını çıkarmaya karar vermesi durumunda finansal destek sağlamayı hedefler. Programın temel amacı, hastaya sadece tıbbi güvenlik değil, aynı zamanda psikolojik rahatlık ve vücut otonomisi güvencesi vermektir.
Bu program, hastanın uzun vadede estetik beklentilerinin veya yaşam tarzının değişmesi durumunda finansal yükümlülüğün tamamını hastaya bırakmayarak, implantasyon kararının getirdiği psikolojik baskıyı azaltır. Programın geçerli olabilmesi için, hastanın implantları kalıcı olarak çıkarmayı ve başka bir üreticiden yeni bir implantla revizyon cerrahisi geçirmemeyi taahhüt etmesi gerekmektedir. Bu benzersiz yaklaşım, Motiva®’nın hasta otonomisini merkeze alan etik duruşunu net bir şekilde yansıtmaktadır.
b. Klasik Garanti Kapsamından Farkı
Geleneksel implant garantileri, implantın mekanik arızaları (rüptür) veya ciddi biyolojik reaksiyonları (Baker Grade III/IV kapsül kontraktürü) gibi cihaz kaynaklı, objektif tıbbi komplikasyonları kapsar. WCP ise, tıbbi bir zorunluluk olmaksızın tamamen hastanın kişisel tercihine dayalı kararları desteklemesiyle ayrılır.
Bu program, estetik cerrahi alanında hastanın uzun vadeli memnuniyetini ve psikolojik konforunu tıbbi güvenlikle eş düzeyde tutan öncü bir yaklaşımdır.
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin ile Preservé™ Uzmanlığı
Preservé™ tekniğinin başarısı, teknolojik üstünlüğünün yanı sıra, bu ileri metodolojiyi uygulayan cerrahın tecrübe, akreditasyon ve felsefesine sıkı sıkıya bağlıdır. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in uzmanlığı, bu yeni nesil tekniğin en yüksek standartlarda uygulanmasını sağlamaktadır.
a. Deneyim ve Uluslararası Akreditasyonun Önemi
Doç. Dr. Erçin, 15 yılı aşkın plastik cerrahi ve meme estetiği deneyimine sahiptir. Uzmanlık yelpazesi, estetik prosedürlerin yanı sıra el cerrahisi, meme rekonstrüksiyonu ve yanık tedavileri gibi zorlu rekonstrüktif cerrahi alanlarını da kapsamaktadır. Bu geniş rekonstrüktif deneyim, estetik cerrahide doku bütünlüğüne ve fonksiyonel korumaya odaklanan Preservé™ felsefesiyle mükemmel bir uyum içindedir.
Uluslararası standartlarda yetkinliğin göstergesi olan EBOPRAS (European Board of Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery) ve ulusal düzeyde TSPRAS (Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği) sertifikalarına sahip olması, uyguladığı cerrahi kalitenin uluslararası alanda tanındığını teyit etmektedir. Ayrıca, Dr. Erçin, Preservé™ sistemine özel uygulama eğitimleri almış, bu da kendisinin bu ileri teknolojinin gerektirdiği hassas ve minimal invaziv prosedürlere tam hakimiyetini göstermektedir.
b.. Kişisel Cerrahi Vizyon ve Etik Yaklaşım
Doç. Dr. Erçin’in cerrahi yaklaşımının merkezinde, yüksek hasta memnuniyeti ve doğal sonuçlar elde etme hedefi yer almaktadır. Kendisinin felsefesi, altmış yılı aşkın cerrahi deneyimin süzgecinden geçmiş yöntemleri dahi, yeni nesil teknoloji ve minimal travma prensipleri ışığında sürekli olarak sorgulamayı gerektirdiğini savunur.
Bu vizyon doğrultusunda, Dr. Erçin, geçmişte altın standart kabul edilen kas altı (dual-plane) yaklaşımlarının dezavantajlarına karşın, implant teknolojisi ve atravmatik teknikler sayesinde prepektoral planın artık üstün sonuçlar sağlayabileceğini kabul eder. Hastanın meme anatomisine, yaşına ve yaşam tarzına engel bir durum olmadığı sürece, Preservé™ metodunu birinci tercih olarak sunmaktadır. Hatta kendisinin, bu tekniğe olan klinik güvenini göstermek amacıyla, aile bireylerine dahi uyguladığı bu metodu tercih ettiğini belirtmesi, hasta odaklı ve etik duruşunun bir göstergesidir. Bağdat Caddesi’nde VIP hizmet veren donanımlı klinik ortamı ve A Plus hastane anlaşmaları, bu üstün cerrahi yetkinliği destekleyen niteliklerdir.
Preservé™ tekniği, minimal invaziv bir yaklaşım sunduğu için ağrı seviyesi oldukça düşüktür. Ameliyat sırasında genellikle genel anestezi veya sedasyon uygulanır, bu da hastaların ağrı hissetmeden işlem sürecini geçirmelerini sağlar. Operasyon sonrasında, kullanılan ileri teknolojiler ve anestezi protokolleri sayesinde ağrı minimal düzeyde olur. Çoğu hasta, birkaç gün içinde hafif ağrılar dışında büyük bir rahatsızlık hissetmez ve günlük aktivitelerine hızlıca dönebilir.
Evet, Preservé™ tekniği ile elde edilen sonuçlar kalıcıdır. İmplantlar, yüksek biyouyumluluk özelliklerine sahip olup, zamanla şekil değiştirme veya yerinden kayma gibi sorunları minimuma indirir. Ayrıca, Kooper bağlarının korunması sayesinde implantın pozisyonu stabil kalır ve meme dokusunun doğal desteği sağlanır. Uzun vadede, doğru bakım ve izleme ile estetik sonuçlar stabil bir şekilde devam eder.
Preservé™ tekniği ile yapılan ameliyatlar, minimal invaziv özellikleri sayesinde hızlı bir iyileşme süreci sunar. Çoğu hasta, ameliyat sonrası 1-2 gün içinde günlük aktivitelerine geri dönebilir. Hafif morarma ve şişlikler birkaç gün içinde azalırken, tam iyileşme genellikle 4-6 hafta içinde gerçekleşir. Ağır egzersiz ve fiziksel aktiviteler için 6 hafta beklenmesi önerilir, ancak hastalar bu süre zarfında rahatlıkla iş hayatlarına devam edebilir.
Preservé™ tekniği, minimal invaziv bir yaklaşım sunduğu için, ameliyat sonrası izler genellikle çok belirgin olmaz. Kullanılan estetik dikişler ve cerrahinin minimal travma ile gerçekleştirilmesi, iyileşme sürecinde izlerin oldukça küçük ve gizli kalmasını sağlar. Ayrıca, kesiler genellikle meme altı kıvrımında veya areola çevresinde yapılır, bu da izlerin daha az görünür olmasını sağlar. Çoğu hasta, birkaç ay içinde izlerin büyük bir kısmının silindiğini fark eder.
İmplant seçimi, hastanın vücut yapısı, estetik beklentileri ve cerrahın önerileri doğrultusunda yapılır. Preservé™ tekniğinde genellikle Motiva® Ergonomix® implantları kullanılır, ancak her hastanın ihtiyaçlarına göre implant tipi, boyutu ve yerleşim şekli (prepektoral veya subpektoral) özelleştirilebilir. Ameliyat öncesi yapılan detaylı değerlendirmelerle, hastanın en iyi sonuçları alabilmesi için doğru implant seçimi yapılır.
Preservé™ tekniği, enfeksiyon riskini minimize etmek için özel bir cerrahi protokol ve No-Touch tekniğini kullanır. Bu teknikte, implant çevre dokularla temas etmeden yerleştirilir, böylece enfeksiyon riski önemli ölçüde düşer. Ayrıca, kullanılan sterilizasyon yöntemleri ve yüksek hijyen standartları, enfeksiyon riskini minimuma indirir. Yine de, herhangi bir cerrahi işlemde olduğu gibi, hastaların iyileşme sürecinde verilen bakım talimatlarına dikkat etmeleri ve düzenli kontrolleri aksatmamaları önemlidir.
Preservé™ tekniği genellikle 18 yaş ve üzerindeki kadınlar için uygundur. Genç kadınlar, meme gelişimi tamamlanmışsa ve estetik bir değişiklik yapmak istiyorsa, bu tekniği tercih edebilirler. Bunun dışında, yaşlı kadınlar da, özellikle sarkma ve hacim kaybı gibi sorunları düzeltmek için Preservé™ tekniğini güvenle tercih edebilirler. Ancak her hasta için cerrahiden önce yapılan muayene, yaşa bağlı olarak önerilen tedavi yöntemlerini belirler.
Preservé™ tekniği, geleneksel meme büyütme yöntemlerinden birkaç önemli şekilde ayrılır. Diğer tekniklerde genellikle doku kesilir ve sert cerrahi aletlerle implant için cep oluşturulurken, Preservé™ tekniğinde balon genişletme yöntemi kullanılarak dokulara zarar vermeden nazikçe cep oluşturulur. Ayrıca, No-Touch tekniği ve SmoothSilk® nanosurface gibi gelişmiş implant teknolojileri sayesinde, enfeksiyon riski azaltılır ve daha doğal, uzun vadeli sonuçlar elde edilir. Bu sayede Preservé™ tekniği, daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve daha estetik sonuçlar sunar.
Preservé™ tekniği ile yapılan ameliyatlar genellikle hızlı bir iyileşme süreci sunar. Çoğu hasta, ameliyat sonrasında birkaç gün içinde günlük aktivitelerine dönebilir. Hafif aktiviteler, özellikle iş hayatına dönüş, 1-2 gün içinde gerçekleşebilir. Ancak, daha ağır egzersizler ve fiziksel aktiviteler için genellikle 6 hafta kadar beklenmesi önerilir. Bu süre zarfında, vücudun iyileşmesi için gerekli zamanı tanımak, uzun vadeli sonuçların korunmasına yardımcı olur.
Ameliyat sonrası bakım, iyileşme sürecinin hızlı ve komplikasyonsuz olmasını sağlar. İlk haftalarda, cerrahınızın önerdiği şekilde meme bandajı veya sütyeni kullanmak, implantın doğru pozisyonda kalmasını sağlar. Ayrıca, ağrı kesiciler ve antibiyotikler düzenli olarak alınmalıdır. Cerrahi bölgenin temizliği ve yara bakımına dikkat edilmesi, enfeksiyon riskini azaltır. Hastalar, iyileşme sürecinin başında ağır egzersizlerden kaçınmalı ve doktorlarının önerilerine uymalıdır.
Preservé™ tekniği, doğal bir görünüm ve his sunmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Motiva® Ergonomix® implantları, vücut hareketlerine uyum sağlayarak doğal bir şekilde şekil alır. Bu, özellikle spor yapan ve aktif yaşam tarzına sahip kadınlar için büyük bir avantajdır. İmplantların yumuşak yapısı, meme dokusuyla uyum içinde çalışarak dışarıdan fark edilmeyen, doğal bir görünüm elde edilmesini sağlar. Hastalar, genellikle implantların varlığını fark etmeden doğal hissetmektedir.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, sağlık durumunuzun değerlendirildiği bir ön muayene yapılması gereklidir. Örneğin, kalp hastalıkları, şeker hastalığı veya diyabet gibi ciddi sağlık sorunları, cerrahiden önce doktorunuzla konuşulmalıdır. Preservé™ tekniği, minimal travma sağladığı için genellikle birçok hastada başarılı sonuçlar verir. Ancak, ciddi bir sağlık sorununuz varsa, cerrahınız size en uygun tedavi yöntemini önerecektir. Sağlık geçmişinizin doğru bir şekilde değerlendirilmesi, en iyi sonuçları elde etmeniz için çok önemlidir.
Preservé™ tekniği, meme dokusuna saygılı bir yaklaşım sunar ve genellikle emzirme yeteneğini etkilemez. İmplantlar, meme bezlerinden ve süt kanallarından uzak bir alana yerleştirilir, bu da emzirme sürecini doğrudan etkilemez. Ancak, her kadının vücut yapısı farklıdır ve bazen kişisel farklar olabilir. Ameliyat sonrası emzirme sürecinde herhangi bir sorun yaşarsanız, doktorunuzla iletişime geçerek en doğru bilgiyi alabilirsiniz. Genel olarak, Preservé™ tekniği, doğal emzirme yeteneğini korumayı hedefler.
Preservé™ tekniği ile yapılan meme büyütme ameliyatı, uzun vadeli sonuçlar sunar. Ancak, implantların ömrü kişiden kişiye değişebilir ve genellikle yıllar içinde herhangi bir değişiklik yaşanabilir. Çoğu hasta için, Preservé™ ile yapılan ameliyat sonrasında 10-15 yıl arasında implantların değiştirilmesine gerek duyulmaz. Bununla birlikte, vücut değişiklikleri, yaşlanma süreci veya kişisel tercihler doğrultusunda revizyon cerrahisi gerekebilir. Cerrahınızla düzenli takipler yaparak, herhangi bir sorun veya değişiklik durumunda en iyi çözümü bulabilirsiniz.