Preservé® ile Geleneksel Meme Büyütme Arasındaki 10 Fark

Motiva Preservé™ Gögüs Estetiği ile geleneksel meme estetiği arasındaki farklar
Doktor Onaylı İçerik

Bu yazı Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından kaleme alınmış ve klinik deneyime dayanmaktadır. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı; güncel tıbbi literatür ve kişisel operasyon verilerine göre hazırlanmıştır. Tıbbi karar almadan önce konsültasyon önerilir.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

Estetik cerrahi disiplini, tarihsel gelişimi boyunca invaziv (girişimsel) yöntemlerden minimal invaziv tekniklere doğru evrilen bir yörünge izlemiştir. Özellikle meme cerrahisi (augmentasyon mamoplasti), son kırk yılda implant teknolojisindeki gelişmelerle paralel olarak cerrahi tekniklerde de köklü değişikliklere sahne olmuştur. Bu evrimin günümüzdeki en ileri noktalarından biri, Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından uygulanan ve literatürde “Doku Koruyucu Cerrahi” (Tissue Sparing Surgery) prensiplerine dayanan Preservé® Tekniğidir. Geleneksel meme büyütme prosedürleri, büyük ölçüde doku rezeksiyonuna, kas manipülasyonuna ve geniş cerrahi diseksiyona dayanırken; Preservé® yaklaşımı, anatomik bütünlüğün, fizyolojik fonksiyonların ve nörovasküler yapıların korunmasını merkeze alan biyomühendislik tabanlı bir metodolojidir.   

Bu rapor, geleneksel yöntemler ile Preservé® tekniği arasındaki temel farkları; cerrahi mekanikler, biyolojik yanıt, uzun vadeli fizyolojik etkiler ve hasta güvenlik profilleri açısından derinlemesine analiz etmektedir. Aşağıdaki bölümlerde sunulan veriler, cerrahi travmanın minimize edilmesinin sadece estetik sonuçları değil, aynı zamanda iyileşme fizyolojisini ve immünolojik yanıtı nasıl optimize ettiğini ortaya koymaktadır. Analiz, on temel klinik fark üzerinden yapılandırılmış olup, her bir başlık altında operatif tekniklerin moleküler ve makroskopik düzeydeki etkileri tartışılmaktadır.

1. Cerrahi Diseksiyon Fiziği: Ablatif Travmaya Karşı Hidrolik Doku Genişletme

Meme implantının yerleştirileceği anatomik boşluğun (poş veya cep) oluşturulma yöntemi, cerrahinin travmatik yükünü belirleyen en kritik aşamadır. Bu aşama, postoperatif enflamatuar kaskadın (yangısal süreç) şiddetini doğrudan etkiler.

Geleneksel Yöntem: Termal ve Mekanik Ablasyon

Geleneksel meme büyütme cerrahisinde, implant cebi oluşturulurken “keskin diseksiyon” prensipleri uygulanır. Cerrah, dokuları birbirinden ayırmak için neşter veya daha yaygın olarak elektrokoter (elektrikli bıçak) kullanır. Elektrokoter, yüksek frekanslı elektrik akımı kullanarak doku proteinlerini koagüle eder (pıhtılaştırır) ve hücreleri buharlaştırarak yolu açar.

Patofizyolojik Etki: Bu yöntem, cerrahi sahada kaçınılmaz bir “termal hasar zonu” yaratır. Isı enerjisi, sadece hedef dokuyu değil, çevredeki sağlıklı kapiller damarları ve sinir uçlarını da etkiler. Yanan doku, vücut tarafından nekrotik (ölü) materyal olarak algılanır ve bu durum, iyileşme sürecinde yoğun bir makrofaj aktivasyonuna ve sitokin salınımına yol açar. Sonuç olarak, hastalar ameliyat sonrası dönemde ciddi ödem (şişlik) ve yanma hissi yaşarlar.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Doç. Dr. Burak Sercan Erçin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi
Bugün müsait
500+ başarılı operasyon
EBOPRAS sertifikalı
~15 dk yanıt süresi
Ön görüşme ücretsizdir · Bilgileriniz KVKK kapsamında gizli tutulur.

Preservé® Tekniği: Biyomimetik Balon Genişletme

Preservé® tekniğinde ise yaklaşım tamamen farklıdır. Kesici veya yakıcı aletler yerine, doku düzlemlerinin doğal elastikiyetinden faydalanan Balon Diseksiyon (Balloon Dissection) yöntemi kullanılır.

  • Mekanizma: Küçük bir insizyondan yerleştirilen sönük haldeki özel tıbbi balon, hedeflenen doku katmanları arasında yavaşça şişirilir. Balonun uyguladığı hidrolik basınç, doku liflerini kesmek yerine onları nazikçe birbirinden ayırır (divülsiyon). Bu işlem, dokunun doğal anatomik planlarını takip eder.
  • Klinik Avantaj: Bu “atravmatik” yaklaşım, damar yapılarının korunmasını sağlar çünkü damarlar esnektir ve balonun baskısıyla kopmadan kenara itilirler. Sonuç olarak, cerrahi saha neredeyse kansızdır (bloodless surgery). Kanamanın olmaması, hematoz (kan birikimi) riskini minimize eder ve ameliyat sonrası morarma ile ağrıyı dramatik ölçüde azaltır.
ParametreGeleneksel YöntemPreservé® Tekniği
Diseksiyon AracıElektrokoter / NeşterHidrolik Balon Genişletici
Doku EtkileşimiKesme ve Yakma (Ablatif)Aralama ve Esnetme (Divülsiyon)
Hücresel HasarTermal Nekroz ve Protein DenatürasyonuMinimal Mekanik Stres
Kanama MiktarıOrta/Yüksek (Koterizasyon gerekir)Minimal (Kansız cerrahi)

2. Anatomik Destek Mimarisi: Cooper Bağlarının Biyomekaniği ve Korunması

Meme dokusunun pitoza (sarkma) karşı direncini sağlayan temel yapı, cildi derin fasyaya bağlayan fibroz septalar, yani Cooper Bağlarıdır (Ligaments of Cooper). Bu bağlar, memenin “içsel sütyeni” olarak işlev görür.

Geleneksel Yaklaşımın Yıkıcı Etkisi

Geleneksel cerrahide, implant cebini oluştururken cerrahın görüş alanını genişletmek ve implantın rahatça oturmasını sağlamak amacıyla Cooper bağları sıklıkla kesilir. Cerrah, implantı yerleştirmek için bu bağları bir “engel” olarak görür ve koter ile serbestleştirir.

Uzun Vadeli Sonuçlar: Bağların kesilmesi, memenin doğal süspansiyon (askı) mekanizmasının geri dönüşsüz olarak hasar görmesi anlamına gelir. İmplantın ağırlığı ve yerçekiminin etkisiyle, destekten yoksun kalan meme dokusu zamanla implantın üzerinden aşağıya doğru kayabilir (“Waterfall” veya şelale deformitesi). Ayrıca, implantın kendisi de yerinde duramayarak aşağıya (bottoming-out) veya yana (lateral displacement) kayma eğilimi gösterir.   

Preservé® Tekniğinin Koruyucu Felsefesi

Preservé® tekniği, adını tam olarak bu noktadan alır: “Anatomiyi Koruma”. Balon diseksiyonu sırasında, elastik olmayan yapılar (örneğin sert fibroz dokular) esnerken, güçlü Cooper bağları kopmaz ve korunur. Balon, bu bağların etrafında ve arasında genişleyerek, bağları bir nevi implantı kucaklayacak bir kafes haline getirir.

  • Yapısal Stabilite: Korunan Cooper bağları, implantı yerinde tutan doğal bir ağ görevi görür. Bu sayede implant, vücut hareketleriyle uyumlu bir şekilde hareket eder ancak yer değiştirmez. Klinik çalışmalar, ligament koruyucu tekniklerin implant malpozisyonu (yanlış konumlanma) riskini %0’a yaklaştırdığını göstermektedir.   
  • Biyomekanik Avantaj: Bağların korunması, memenin üst dolgunluğunun (upper pole fullness) uzun yıllar boyunca stabil kalmasını sağlar ve revizyon cerrahisi ihtiyacını azaltır.

3. Nörovasküler Bütünlük ve Duyusal Haritalama

Meme estetiğinde hastaların en büyük endişelerinden biri, meme ucu duyusunun (nipple sensation) kaybıdır. Meme ucu, kadın cinselliği ve psikolojik iyilik hali için kritik öneme sahip bir erojen bölgedir.

Geleneksel Diseksiyon ve Sinir Yaralanmaları

Meme ucunun duyusunu sağlayan sinirler, özellikle… interkostal sinirin lateral deri dalı, pektoralis kasının altından ve yanından geçerek meme dokusuna ulaşır. Geleneksel “kör” veya keskin diseksiyon sırasında, cerrahın bu ince sinir dallarını fark etmesi ve koruması zordur.

Nöropraksi ve Aksonotmesis: Koterin ısısı veya makasın mekanik travması, sinir iletiminde geçici (nöropraksi) veya kalıcı (aksonotmesis) hasara yol açabilir. İstatistikler, geleneksel yöntemlerle yapılan ameliyatlarda kalıcı his kaybı riskinin %15’e kadar çıkabildiğini göstermektedir. Ayrıca, hasar gören sinir uçları iyileşirken “nöroma” adı verilen ağrılı yumrular oluşturabilir.   

Preservé® Tekniği: Sinir Koruyucu Yaklaşım (Nerve-Sparing)

Preservé® tekniğinin balonla genişletme mekanizması, sinir yapılarına karşı son derece naziktir. Sinir lifleri, damarlar gibi elastik yapılardır. Balon yavaşça şişerken, sinirler kesilmek yerine doku düzlemleriyle birlikte kenara itilir.

  • Duyusal Koruma: Bu teknik, sinirlerin anatomik traselerini (yollarını) bozmaz. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in uyguladığı bu yöntemde, operasyon sonrası meme ucu hassasiyeti ve erojen duyum büyük ölçüde korunur.   
  • Psikolojik Etki: Duyunun korunması, kadının vücut bütünlüğü algısını güçlendirir ve ameliyat sonrası cinsel yaşam kalitesinin düşmesini engeller. Hatta bazı durumlarda, doku genişlemesi sayesinde sinir uçlarının uyarılabilirliği artarak duyu kalitesinde iyileşme bile gözlemlenebilir.

4. Kas-İmplant Etkileşimi ve “Animasyon Deformitesi”nin Önlenmesi

İmplantın yerleştirildiği düzlem (plan), estetik sonucun doğallığını ve fonksiyonelliği belirler. Bu konuda en tartışmalı konu, implantın kas altına mı yoksa kas üstüne mi konulacağıdır.

Geleneksel Yöntem: Submuskuler (Kas Altı) Yerleşim ve Sorunları

Geleneksel cerrahide, implantın üzerini örtmek ve implantın kenarlarının (rippling) görünmesini engellemek için implantlar Pektoralis Major kasının altına yerleştirilir. Bu işlem için kasın kaburgalara yapıştığı alt kısımlar kesilir.

  • Animasyon Deformitesi: Kas altına yerleştirilen implantlar, pektoral kas her kasıldığında (spor yaparken, kapı iterken, hatta el sıkışırken) sıkışır ve deforme olur. Meme dokusu kasılma ile birlikte yukarı ve yana doğru çekilir. Bu duruma “Animasyon Deformitesi” denir ve estetik açıdan son derece rahatsız edici bir görüntü oluşturur.   
  • Fonksiyonel Kayıp: Kasın kesilmesi, omuz ve kol kuvvetinde hafif de olsa kayıplara ve uzun süreli ağrılara neden olabilir.   

Preservé® Tekniği: Prepektoral ve Subfasiyal Yerleşim

Preservé® tekniği, modern implant teknolojilerinin (örneğin Motiva Ergonomix) sağladığı yumuşaklık ve doğal doku uyumu sayesinde, kası kesme zorunluluğunu ortadan kaldırır. İmplantlar genellikle kasın üzerindeki fasyanın altına (Subfasiyal) veya doğrudan meme dokusunun altına (Prepektoral) yerleştirilir.

  • Kas Koruyucu (Muscle-Sparing) Cerrahi: Pektoralis kası tamamen sağlam bırakılır. Bu sayede hasta spor yaparken veya kollarını kullanırken meme implantı deforme olmaz, sabit ve doğal durur. Animasyon deformitesi riski tamamen elimine edilir.   
  • Ağrı Yönetimi: Kasın kesilmemesi, ameliyat sonrası ağrının en büyük kaynağını ortadan kaldırır. Kas spazmları yaşanmadığı için hastalar çok daha konforlu bir iyileşme süreci geçirirler.

5. Anesteziyolojik Yaklaşım: Genel Anesteziye Karşı Sedasyon

Cerrahi travmanın boyutu, gerekli olan anestezi derinliğini de belirler.

Geleneksel Yöntem: Derin Genel Anestezi

Kasın kesildiği ve geniş doku diseksiyonunun yapıldığı geleneksel yöntemlerde, hastanın tamamen hareketsiz kalması ve kaslarının gevşemesi gerekir. Bu nedenle, hastaya kas gevşetici ilaçlar verilir ve entübasyon tüpü takılarak solunum cihazına bağlanır (Genel Anestezi).

Sistemik Etkiler: Genel anestezi sonrası hastaların toparlanması saatler alabilir. Mide bulantısı, kusma, boğaz ağrısı, baş dönmesi ve derin halsizlik (Postoperatif Halsizlik Sendromu) sık görülür. Bu durum hastanede yatış süresini uzatır.   

Preservé® Tekniği: “Twilight” Sedasyon ve TIVA

Preservé® tekniği minimal invaziv olduğu için kas gevşetici kullanılmasına veya hastanın derin uyutulmasına gerek yoktur. Genellikle TIVA (Total İntravenöz Anestezi) veya Sedasyon altında, lokal anestezi desteği ile uygulanır.

  • Uyanık Gibi Ama Uykuda: Hasta derin bir uykudadır, ağrı duymaz ve olanları hatırlamaz; ancak kendi kendine nefes alabilir, boğazına tüp takılmaz.
  • Hızlı Derlenme: Operasyon bittiğinde anestezik madde kesilir ve hasta dakikalar içinde uyanır. Mide bulantısı riski çok düşüktür. Hasta, “ağır bir uykudan uyanmış” gibi değil, dinlenmiş olarak kalkar. Bu protokol, “Day Case Surgery” (Günübirlik Cerrahi) konseptini mümkün kılar.

6. İyileşme Fizyolojisi: “Flash Recovery” Protokolü

Modern yaşamın hızı, uzun iyileşme sürelerine toleransı azaltmıştır. İki teknik arasındaki en somut fark, hastanın normal hayatına dönüş süresidir.

Geleneksel İyileşme: Uzun ve Kısıtlayıcı

Geleneksel yöntemde kasın iyileşmesi ve ödemin inmesi 4-6 hafta sürebilir.

  • Kısıtlamalar: Hastaların ilk hafta kollarını kaldırmaları, araba kullanmaları veya yan yatmaları yasaktır.
  • Dren Kullanımı: Kanama ve sıvı birikimi riski nedeniyle, vücuttan dışarı sarkan drenler (borular) kullanılır. Bu drenler enfeksiyon riskini artırabilir ve hastanın hareketini kısıtlar, duş almasını engeller.   

Preservé® Tekniği: 24 Saatte Sosyal Yaşama Dönüş

Preservé® tekniği, literatürde “Flash Recovery” veya “Rapid Recovery” olarak tanımlanan protokollere olanak tanır.

  • Travmasızlık Etkisi: Doku travması olmadığı için vücut yoğun bir “tamir” sürecine girmez, dolayısıyla halsizlik ve ağrı minimaldir.
  • Drensiz Cerrahi: Kanama olmadığı için dren takılmasına gerek yoktur. Hasta ameliyattan hemen sonra duş alabilir.   
  • Zaman Çizelgesi: Doç. Dr. Erçin’in hastaları genellikle ameliyattan birkaç saat sonra yürüyerek evlerine veya otellerine dönerler. Çoğu hasta, ameliyatın ertesi günü (24 saat sonra) masa başı işlerine dönebilir, arkadaşlarıyla kahve içebilir. Kollarını kullanma konusunda kısıtlama yoktur.

7. İnsizyon Yönetimi ve Skar (İz) Biyolojisi

İzin boyutu ve kalitesi, kullanılan cerrahi aletler ve teknikle doğrudan ilişkilidir.

Geleneksel Yöntem: Geniş Kesiler ve Sürtünme Hasarı

Geleneksel yöntemde implantı yerleştirebilmek için 4-6 cm’lik bir kesi yapılır. İmplant, cerrahın parmaklarıyla itilerek zorla içeri sokulur. Bu mekanik sürtünme, kesi kenarlarındaki cildi ezer ve termal hasar yaratır.

Skar Oluşumu: Ezilmiş cilt kenarları daha zor iyileşir ve daha belirgin, koyu renkli bir iz (skar) bırakma eğilimindedir.   

Preservé® Tekniği: Keller Funnel® ve Minimal İnsizyon

Preservé® tekniğinde, implant yerleşimi için Keller Funnel® adı verilen, biyouyumlu polimerden yapılmış, huni şeklinde steril bir “sleeve” (kılıf) kullanılır.

  • No-Touch Yerleştirme: İmplant, bu kayganlaştırılmış huni içine konulur ve cilde hiç temas etmeden, sıkıştırılarak (squeezing) çok küçük bir delikten içeri kaydırılır.
  • Mikro-İnsizyon: Bu teknik sayesinde kesi boyutu 2.5 – 3 cm’ye kadar düşürülür. Cilt kenarları travmatize edilmediği için iyileşme “primer” (birincil) iyileşme şeklinde olur ve iz, zamanla incecik, belirsiz bir çizgi halini alır.

8. İmplant Yüzey Teknolojisi: Biyouyumluluk ve İmmün Yanıt

Kullanılan implantın yüzey özellikleri, vücudun implanta vereceği tepkiyi belirler. Preservé® tekniği, bu konuda en ileri teknolojiyi kullanır.

Geleneksel İmplantlar: Makro-Doku ve Agresif Yapışma

Eski nesil implantlarda, implantın dönmesini engellemek için zımpara kağıdı gibi pürüzlü (textured) yüzeyler kullanılmıştır. Ancak bu agresif pürüzlülük, doku ile implant arasında kronik bir sürtünmeye (shearing effect) ve inflamasyona neden olabilir.

BIA-ALCL Riski: Agresif pürüzlü yüzeylerin, nadir görülen bir lenfoma türü olan BIA-ALCL (Meme İmplantı İlişkili Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma) ile ilişkili olduğu saptanmıştır.   

Preservé® Tekniği ve Motiva SmoothSilk® / SilkSurface®

Preservé® tekniği, Motiva Implants® ve onların patentli SmoothSilk® / SilkSurface® teknolojisi ile entegre çalışır.

  • Nano-Yüzey Teknolojisi: Bu yüzey, insan hücresinden daha küçük (nano ölçekte) pürüzlere sahiptir. Bu sayede vücut implantı “yabancı” olarak değil, uyumlu bir yapı olarak algılar. Fibroblast hücreleri implant yüzeyine yapışmaz, bu da kapsül oluşumunu engeller.
  • Ergonomix® Teknolojisi: Kullanılan jel (ProgressiveGel Ultima®), yerçekimine duyarlıdır. İmplant yatarken yuvarlak, ayaktayken damla şeklini alır. Bu, memenin doğal dinamiklerini taklit eden tek implant teknolojisidir.   
  • BluSeal® Göstergesi: Motiva implantları, implantın bariyer tabakasının sağlam olduğunu gösteren, gözle görülebilir mavi bir bariyer (BluSeal®) içerir. Bu, jel sızıntısı (jel bleed) riskine karşı ekstra bir güvenlik katmanıdır.

9. Enfeksiyon Kontrolü ve Sterilite: “No-Touch” Protokolü

Enfeksiyon ve kapsül kontraktürü (memenin sertleşmesi), cerrahi sırasındaki mikroskobik kontaminasyonla başlar.

Geleneksel Yöntem: Cilt Teması ve Biyofilm

Geleneksel yöntemde implantın cilde değerek yerleştirilmesi, cilt florasında doğal olarak bulunan bakterilerin (Staphylococcus epidermidis) implant yüzeyine taşınmasına neden olur. Bu bakteriler implant üzerinde ince bir tabaka (biyofilm) oluşturur. Vücut bu biyofilmle savaşmak için implantın etrafını kalın bir kapsülle sarar ve meme sertleşir (Kapsül Kontraktürü).

Oranlar: Geleneksel yöntemlerde kapsül kontraktürü oranı %10-20 seviyelerine kadar çıkabilmektedir.   

Preservé® Tekniği: Mutlak Sterilite Zinciri

Preservé® tekniği, “No-Touch” (El Değmeden) prensibine dayanır. İmplant kutusundan çıkarılır ve doğrudan steril Keller Funnel içine atılır. Huni ucu doğrudan meme cebine girer.

  • Bakterisiz Alan: İmplant ne hastanın cildine ne de cerrahın eldivenine değer. Bu sayede bakteriyel kontaminasyon riski sıfıra yakındır.
  • Klinik Kanıt: Yapılan çalışmalar, No-Touch tekniği ve SmoothSilk yüzey kullanıldığında enfeksiyon ve kapsül kontraktürü oranının %1’in altına (%0.54) düştüğünü kanıtlamıştır.

10. Hasta Güvenliği Ekosistemi ve Qid® Teknolojisi

Cerrahi sonrası takip ve güvence, modern tıbbın olmazsa olmazıdır.

Geleneksel Takip: Kayıt Kartları

Geleneksel implantlarda, hastaya implant bilgilerini içeren bir kart verilir. Ancak bu kartlar yıllar içinde kaybolabilir ve hasta vücudunda ne taşıdığını bilemez hale gelebilir.

Preservé® Tekniği: Qid® Akıllı Çip ve Woman’s Choice Program®

Preservé® sisteminde kullanılan Motiva implantları, dünyada FDA onaylı Qid® teknolojisine sahip tek implantlardır.

  • Dijital Pasaport: İmplantın içinde, dışarıdan özel bir okuyucu ile taranabilen pasif bir RFID çip bulunur. Bu çip sayesinde, implantın seri numarası, üretim tarihi ve özellikleri, ameliyattan 20 yıl sonra bile cerrahiye gerek kalmadan öğrenilebilir.   
  • Woman’s Choice Program®: Bu program, hastalara benzersiz bir güvence sunar. Sadece implantın patlaması durumunda değil, kapsül kontraktürü gibi durumlarda da değişim garantisi verir. Daha da önemlisi, belirli komplikasyonlar durumunda cerrahi masrafları karşılamak için finansal destek sağlar. Hatta hasta implantlarını tamamen çıkarmak isterse (explantation), buna yönelik finansal destek paketleri de mevcuttur. Bu, kadının kendi bedeni üzerindeki karar hakkına saygı duyan bir yaklaşımdır.

Geleceğin Meme Cerrahisi: Preservé®

Meme estetiğinde Preservé® Tekniği, cerrahi sanatının teknolojiyle buluştuğu en üst noktayı temsil eder. Doç. Dr. Burak Sercan Erçin’in uyguladığı bu yöntem, hastayı pasif bir “ameliyat nesnesi” olmaktan çıkarıp, anatomisi ve fizyolojisi korunması gereken bir bütün olarak ele alır.

Aşağıdaki karşılaştırma tablosu, bu paradigma değişimini özetlemektedir:

ÖzellikGeleneksel Meme BüyütmePreservé® Tekniği
Doku YaklaşımıYıkıcı (Ablatif)Koruyucu (Preservation)
İyileşme Süresi2-4 Hafta24-48 Saat (Flash Recovery)
Ağrı SkoruOrta / YüksekMinimal / Yok
Duyu Kaybı%15 RiskKorunmuş Duyu
GörünümStatik (Sabit)Dinamik (Ergonomix)
GüvenlikStandart GarantiQid® Çip & Woman’s Choice Prog.

Bu teknik, sadece estetik bir iyileşme değil; ağrısız, hızlı ve güvenli bir dönüşüm arayan modern kadınlar için bilimsel olarak kanıtlanmış, üstün bir alternatiftir.

Tıbbi Bilgilendirme Notu

Bu içerik Doç. Dr. Burak Sercan Erçin tarafından klinik deneyim ve güncel tıbbi literatür doğrultusunda yazılmıştır. Genel bilgilendirme amacı taşımakta olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel değerlendirme için Dr. Erçin ile konsültasyon yapmanız önerilir.

Doç. Dr. Burak Sercan Erçin
Yazar & Uzman Cerrah Doç. Dr. Burak Sercan Erçin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi
Doçent Doktor EBOPRAS Board Certified 10+ Yıl Deneyim

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Doç. Dr. Erçin, uzmanlık eğitiminin ardından ABD'de Tampa General Hospital'da meme rekonstrüksiyonu ve İspanya'da Dr. Pedro Cavadas ekibinde ileri düzey rekonstrüktif mikrocerrahi eğitimi almıştır. 2018'de EBOPRAS sınavını başarıyla tamamlayan Erçin, akademik çalışmalarını Bahçeşehir Üniversitesi'nde sürdürmekte; İstanbul Bağdat Caddesi'ndeki kliniğinde yüz, meme ve vücut estetiği ile rekonstrüktif cerrahi alanlarında hizmet vermektedir.

500+Başarılı Op.
10+Yıl Deneyim
3Ulusl. Eğitim
Akademik & Klinik Geçmiş
2010Ege Üniversitesi Tıp FakültesiTıp Doktoru (MD)
2013 – 2014Tampa General Hospital — ABDMeme rekonstrüksiyonu ve yanık cerrahisi, Dr. Deniz Dayıcıoğlu
2016 – 2017Dr. Pedro Cavadas Kliniği — Valencia, İspanyaİleri düzey rekonstrüktif mikrocerrahi, klinik fellow
2017Plastik Cerrahi UzmanlığıEge Üniversitesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ABD
2018EBOPRAS Yeterlilik DiplomasıEuropean Board of Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery
2021 – GünümüzBahçeşehir ÜniversitesiPlastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ABD — Öğretim Üyesi
2021 – GünümüzBSE Klinik — İstanbul, Bağdat CaddesiÖzel Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği
Uzmanlık Alanları
Yüz Feminizasyonu (FFS) Yüz Maskülinizasyonu (FMS) Rinoplasti Meme Estetiği Preservé™ Tekniği Rekonstrüktif Mikrocerrahi Vücut Şekillendirme Meme Rekonstrüksiyonu Kraniyomaksillofasiyal Cerrahi Alt Ekstremite Rekonstrüksiyonu
Son Akademik Yayınlar
Alt Ekstremite Rekonstrüksiyonları — Serbest Flepler Türkiye Klinikleri · 2025 · Öksüz ÖY, Erçin BS.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir